| Kelime | Anlam |
|---|
| RIYY: | Suya kanmak. Beni Amir vilâyetinde bir dağın adı. |
| İçerisinde 'RIYY' geçenler |
|---|
| ÂLÂT-I NARİYYE: | Ateşli silâhlar. |
| AMÂİR-İ HAYRİYYE: | Hayır ve hayrat müesseseleri. |
| AMARİYYE: | Deveye konulan mıhfe. |
| ÂMİRİYYET: | Kumandanlık hâli. * Amir, emredici olmak.(Evet, bu kâinata geniş bir dikkat ile bakan; kâinatı gayet haşmetli ve gayet faaliyetli bir memleket, belki idâresi gayet hikmetli ve hâkimiyeti gayet kuvvetli bir şehir hükmünde görür, her şeyi ve her nev'i birer vazife ile musahharâne meşgul bulur. $ âyetinin askerlik mânasını ihsas eden temsiline göre: Zerrât ordusundan ve nebatât fırkalarından ve hayvanât taburlarından, tâ yıldızlar ordusuna kadar olan Cünud-u Rabbaniyeden, o küçücük memurlarda ve bu pek büyük askerlerde hâkimâne tekvini emirlerin, âmirane hükümlerin, şâhâne kanunların cereyanları, bedâhetle bir Hâkimiyet-i Mutlakanın ve bir âmiriyet-i külliyenin vücuduna delâlet ederler. ş.) |
| AMMURİYYE: | Ankara şehri. Türkiye'nin başkenti. |
| ARÂZİ-İ EMİRİYYE: | Huk: Beytülmâle mahsus olup devlet tarafından şahıslara dağıtılan yerler. (Tarla, çayır, koru ve emsali gibi.) |
| ARÂZİ-İ EMİRİYYE-İ MEVKUFE: | Huk: Sadece hazine menfaatleri veya tasarruf hakları veyahut ikisi de bir hayır cemiyetine ayırılan miri arazi. |
| ARÂZİ-İ EMİRİYYE-İ SIRFA: | Huk: Beytülmâle mahsus menfaatleri ve tasarruf haklarından hiçbiri bir cihete verilmeyip devlete ait olan ve şahıslara dağıtılan memleket arazisi. |
| ARÂZİ-İ ÖŞRİYYE: | Huk: Ziraat olundukça her sene hâsılatından beytülmâle, beytüssadakaya konulmak üzere, fakirlerin hakkı olan öşür alınan arâziler. |
| ARİYY: | (C: Erâri) Davar bağlanan yer ve ip. |
| ARİYYET: | Ödünç verip almak. |
| ASÂKİR-İ BAHRİYYE: | Bahriyeliler. Deniz askerleri. |
| ASÂKİR-İ BERRİYYE $: | Kara askerleri. |
| BAHARİYYE: | Edb: Birini övmek için yazılan ve bahar tasviriyle başlayan kaside. * Tar : Yeniçeri ağasından itibaren padişah tarafından Yeniçeri kâtibiyle ocak ağalarına verilen baharlık. |
| BAHRİYYUN: | Gemiciler ve kaptanlar gibi deniz işlerini bilen kimseler. |
| BARİYY: | (C.: Bevâri) Kaba hasır. |
| BASRİYYUN: | Milâdi 8. yy. da Basra'da yaşamış lisaniyat âlimlerinden bir grup. |
| BEKÛRİYYET: | İlk evlâtlık. |
| BERİYYE: | Halk. Mahlûk. İnsan. * Sahra. Çöl. * Kır. |
| BEŞERİYYET: | İnsanın tab' ve hilkati ve fıtrî halleri. İnsanlık. |
| BÜCRİYY(E): | Musibet, belâ, felâket, âfet. |
| CAŞİRİYYE: | Kuşluk vakti yenen yemek. Kuşluk yemeği. |
| CİRİYYA: | Tabiat, mizac, fıtrat, yaradılış. * Huy, haslet.Adet, alışkanlık. |
| CİRRİYYE: | Kursak. |
| CİVARİYYET: | Komşuluk, yakınlık, aynı civarda oluş. |
| DARİYYE: | f. Divan şairlerinin, dünyevi makamca büyük olanların yaptırdıkları köşk ve konaklara dair yazdıkları manzume. |
| DEHRİYYUN: | (Dehrî. C.) Dehriye fırkasından olanlar.DEHS (Dehâs) : İçine ayak batan yumuşak yer. |
| DERİYYE: | Avcıların gizlenip av gözledikleri yer. |
| DEVRİYYE: | Osmanlı İmparatorluğu devrinde ilmiye sınıfına mahsus bir pâye. |
| DÜHRİYY: | Yaşlı, ihtiyar, müsinn. |
| ECZÂ-İ UNSURİYYE: | Esas teşkil eden parçalar. |
| EF'ÂL-İ İHTİYARİYYE: | Kişinin kendi isteğiyle yaptığı işler, Kişinin kendi ihtiyârî fiilleri. |
| EFVAH-I NÂRİYYE: | Ateşli silâhlar. (Top, tüfek gibi.) |
| EMTİA-İ TİCARİYYE: | Tüccar malları. |
| EMYAL-İ BAHRİYYE: | Deniz milleri. 6080 kadem, yani 1852 metreden ibaret olan deniz mesafesi. |
| ENFAS-I HAYRİYYE: | Hayırlı nefesler. |
| ERZAK-I ASKERİYYE: | Askere verilen erzak. |
| ESFAR-I BAHRİYYE: | Deniz yolculukları. Deniz seferleri. |
| ESLİHA-İ NÂRİYYE: | Ateşli silâhlar. |
| EV'İYE-İ ŞA'RİYYE: | Tıb: Siyah ve kırmızı kan damarları arasındaki gayetle ince olan damarlar. |
| FAHRİYYEN: | Gönülden isteyerek. Karşılıksız olarak.FAHRUL İSLAM $ (Pezdevî): Mavera-ün Nehir'deki Hanefî fukahasının meşhurlarındandır. Hicri 482 tarihinde Semerkant'ta vefat etmiştir. |
| FEVRÎ (FEVRİYYE): | Düşünmeden ve âni olarak yapılan hareket. |
| FİKRİYYAT: | Fikir ve düşünce ile olan işler. |
| GARİYY: | Cemil, güzel, hüsün. |
| HAKK-I ÂMİRİYYET: | Âmirlik hakkı. |
| HASB-EL BEŞERİYYE: | İnsanlık hali olarak, insanlık dolayısıyla. |
| HAVAİC-İ ZARURİYYE: | Zaruri ihtiyaçlar. Giderilmesi lüzumlu olan ihtiyaçlar. |
| HAVARİYYUN: | Hz. İsa'nın (A.S.) yardımcı ve sahabeleri olan 12 kişinin hepsine birden verilen isim. Bunlar: İsa'nın (A.S.) Petrus adını verdiği Yunus'un oğlu Simun, kardeşi Andreas, Yakub, Zebedi'nin oğlu Yuhanna, Filipus ve Bartholomaeus, Matta ve Tomas, Alte'nin oğlu Küçük Yakub, Gayur Simdeu, Yakub'un oğlu Yahuda, hain Yahuda İskariyot'tur. |
| HAYAT-I ASKERİYYE: | Askerlik hayatı. |
| HAYAT-I TAKDİRİYYE: | Huk: Ana rahminde bulunan çocuğun hayatı. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| RİYA : | Özü sözü bir olmamak. İnandığı gibi hareket etmeyiş. İki yüzlülük etmek. Gösteriş için yapılan hareket. (Bak: İhlâs) |
| RİA : | (Râî. C.) Çobanlar. |