Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
RUD: f. Irmak, çay.
Saz teli, saz kirişi.
Kemençe.
RUD: Yavaş yürümek.
RUDA': Hastalığın insana yine dönmesi.
Gövde ve beden ağrısının her birisi.
RUDAA': (Radi. C.) Süt emen çocuklar.
Süt kardeşler.
RUDAB: Ağızdan akan su.
RUD-AVERD: f. Nehir sularının akarlarken etraftan sürükleyip getirdikleri ağaç, dal gibi şeyler.
RUDBAR: f. Irmak kenarı.
Büyük ırmak.
RUDDA': (Râdı. C.) Süt emenler.
RUDE: (C.: Rudegân) f. Bağırsak.
RUDHA: Perde, setre.
RUDSAZ: f. Çalgıcı.
İçerisinde 'RUD' geçenler
BERRÛD: Tül ağacı.
BERÛD: Soğutucu. * Göze çekilen sürme.
BİDRÛD: f. Sağlık, salimlik, selâmet.
BÜRÛD: Berd, soğuk. * İşten soğuma, bıkma.
BÜRUDET: Soğukluk. Soğuk olmak. Hararetsizlik. * Mc: Münasebetteki soğukluk. Münaferet. Muhasama.
BÜRUDET-İ MUAMELE: Yapılan muamelenin soğukluğu.
CARUD: Nasrani rüesasından olup Şam'ın da reislerindendi. Kitablarında Hz. Peygamber'in (A.S.M.) vasıflarını görüp imân edenlerdendir. Asr-ı Saâdetten önce yaşamıştır.
DÜRUD: f. Dua, medih, tahiyye, selâm. * Ekin biçme. * Yontmuş ağaç, kereste.
FİRUDEST: f. Birkaç hânendenin hep bir ağızdan usûlüne uygun olarak söyledikleri nağme.
FURUDE: f. Alçaklık, âdilik, hasislik. * Kavrulmuş, yanmış. * Alçak, âdi, deni, hasis.
GÎRUDAR: f. Savaş, muharebe, cenk, cidâl, kavga.
MATRUD: Kovulmuş. Tardedilmiş. Uzaklaştırılmış olan.
MATRUDÎN: Kovulmuş olanlar. Kovulmuşlar.
MEBRUD: Soğuk, soğumuş.
MESRUD: f. Sihir, efsun, büyü.
MESRUD: (Serd. den) Söylenmiş, bilidirilmiş, mezkur. Serdolunmuş.
MESRUDAT: (Mesrud. C.) Söylenenler. Bildirilmiş olan şeyler.
MESRUDE: Ulaştırmak. * Zırh halkalarının birbirine girmesi.
METRUD: (Bak: Matrud)
MEVRUD: (C.: Mevrudât) Gelmiş. Vürud etmiş. Gelen.
MEVRUDÂT: (Mevrude. C.) Gelen şeyler.
MEVRUDE: (C.: Mevrudât) Ulaşmış, gelmiş.
MÜRUD: Âdet etmek.
MÜRUDET: Son derece dikbaşlık gösterme. Çok fazla âsilik yapma.
MÜTETABİ-UL VÜRUD: Ardı arkası kesilmiyen.
NEMRUD: Zâlim ve gaddar olarak tanınmış ve Allaha karşı kibir ve isyan ile büyüklük taslamış bir kralın ismidir. Milâddan evvel 2640 yılında yaşadığı sanılmaktadır. Peygamber İbrahim Aleyhisselâm zamanında yaşamış ve onu ateşe atarak yakmak istemiş, mu'cize ile İbrahim Aleyhisselâm ateşten kurtulmuştur. Bâbil'in müessisi ve hükümdarı olup, en evvel hükümranlık ve tecebbür eden bu olduğu mervidir. (Bak: Enaniyet)
PEDRUD: f. Vedâlaşma.
RUDA': Hastalığın insana yine dönmesi. * Gövde ve beden ağrısının her birisi.
RUDAA': (Radi. C.) Süt emen çocuklar. * Süt kardeşler.
RUDAB: Ağızdan akan su.
RUD-AVERD: f. Nehir sularının akarlarken etraftan sürükleyip getirdikleri ağaç, dal gibi şeyler.
RUDBAR: f. Irmak kenarı. * Büyük ırmak.
RUDDA': (Râdı. C.) Süt emenler.
RUDE: (C.: Rudegân) f. Bağırsak.
RUDHA: Perde, setre.
RUDSAZ: f. Çalgıcı.
SURUD: Soğuk yer.
SÜRUD: f. Terennüm. Şarkı, türkü.
SÜRUD-İ HEZAR: Bülbül nağmesi.
ŞEHRUD: f. Büyük ırmak. Nehir.
ŞİRAD (ŞÜRUD): Dağılmak. * Kaçmak.
VÜRUD: Geliş. Gelme. Vârid olma. Gelip yetişme. * Suya gitme. * (Verid. C.) Toplar damarlar. Siyah kan damarları.
ZÜRUD: (Zerd ve Zered. C.) Savaşçıların halka halka örülmüş zırhları.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
RUDA' : Hastalığın insana yine dönmesi. * Gövde ve beden ağrısının her birisi.
RU' : Kalb, fuad. Kalbde korku ârız olacak yer. * Zihin ve akıl.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...