Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| RUM: | Anadolu. Osmanlı Devleti ve Arabistan hârici yerler. Romalı. |
| RUM SURESİ: | Kur'an-ı Kerim'in 30. suresidir. Mekkîdir. |
| RUMELİ: | Osmanlı İmparatorluğunun Avrupa Kıt'asındaki kısmı. |
| RUMH: | (C.: Rimah-Ermâh) Süngü. Mızrak. Saban kolu. Mc: Fakirlik. |
| RUMİ: | Rumelinden olan, Anadolulu olan. Rum. Türkiye'de yaşayan Yunanlı. |
| RUMMAN: | Nar. (Bir meyva adı) |
| RUMUS: | (Rems. C.) Mezarlar, kabirler. |
| RUMUZ: | (Remz. C.) İşaretler, remizler, ince nükteler, mânası gizli olan işaretler. |
| RUMUZÂT: | (Rumuz. C.) Remizler, işaretler. |
| İçerisinde 'RUM' geçenler | |
| ARZ-I RUM: | (Erzurum) Rum memleketi. Şimdiki Anadolu. Anadolunun şarkındaki bir vilâyet adı. |
| ATEŞ-İ RUMÎ: | Eskiden kullanılan bir silâh çeşitidir. Kara ve deniz muharebelerinde yangın çıkartmak için kullanılırdı. |
| BAHR-İ RUM: | (Bahr-i Sefid) Akdeniz. |
| BERTARUM: | f. Kubbe üzerinde. Dam üstünde. |
| BERÛMEND: | f. Faydalı, verimli. * Ter ü taze. * Nasibli, hisseli. |
| BERÛMENDÎ: | f. Faydalı, menfaatli olma. |
| CÜRUM: | Sıcak, çukur yer. |
| DİYAR-I RUM: | f. Eskiden Osmanlı ülkesindeki Anadolu. |
| EHL-İ RUM: | f. Osmanlı. Eskiden Anadolu'da yaşayanların bir ismi. Çünkü: Osmanlılar Romalıların (Rumların) çok bulunduğu memleketlerini fethedip yerleştiler. |
| ERUME: | (C.: Erum) Kök, anakök. Asıl, menba. * Ağacın ve boynuzun kökleri. |
| EŞHÜR-ÜL HURUM: | İslâmiyetten evvel Arab kabileleri arasında vuruşmanın ve muharebenin haram kılındığı Zilka'de, Zilhicce, Muharrem ve Receb ayları. |
| FÂSIK-I MAHRUM: | Günah işlemeye hazır olduğu halde fırsat bulamayan. |
| HURUM: | İhram. |
| KURUM: | (Karm. C.) Değerli insanlar. Kıymetli ve değeri büyük kişiler. |
| KÜRUM: | (Kerm. C.) Üzüm kütükleri. Bağ kütükleri. |
| MAHRUM: | Maddi veya manevi nimetlerden uzak kalmak. * Malı bereket bulmaz olan bedbaht. Felâhtan nasibsiz olan. * İffetinden dolayı zengin zannedildiğinden sadakadan mahrum olan. |
| MAHRUMANE: | Mahrumcasına. Bahtsız ve nasipsizcesine. |
| MAHRUMİYYET: | Elde edemeyiş. Yokluk. Mahrumluk. İstediğini elde edememe. |
| MEKRUME: | (Bak: Mekreme) |
| MEŞRUM: | Yarılmış. |
| MEVLANA CELALEDDİN-İ RUMİ: | Hi: 672 de Belh'de doğdu. Konya'ya geldi ve yerleşti. Mühim eseri Farsça ve manzum yazdığı Mesnevi'sidir. İkişer mısralı kafiyeli şekilde olduğundan bu isim verilmiştir. Mevlevi Tarikatının piri ve serefrâzıdır. |
| NİRUMEND: | f. Güçlü, kuvvetli, zorlu. |
| NİRUMENDÎ: | f. Kuvvetlilik, zorluluk, güçlülük. |
| RUM SURESİ: | Kur'an-ı Kerim'in 30. suresidir. Mekkîdir. |
| RUMELİ: | Osmanlı İmparatorluğunun Avrupa Kıt'asındaki kısmı. |
| RUMH: | (C.: Rimah-Ermâh) Süngü. Mızrak. Saban kolu. Mc: Fakirlik. |
| RUMİ: | Rumelinden olan, Anadolulu olan. * Rum. Türkiye'de yaşayan Yunanlı. |
| RUMMAN: | Nar. (Bir meyva adı) |
| RUMUS: | (Rems. C.) Mezarlar, kabirler. |
| RUMUZ: | (Remz. C.) İşaretler, remizler, ince nükteler, mânası gizli olan işaretler. |
| RUMUZÂT: | (Rumuz. C.) Remizler, işaretler. |
| SENE-İ RUMİYE: | Garp Milâdi takvimini yani Efrenci takvimini kabul etmemiş olan Şark Hristiyanları için 14 Ocak tarihinden başlayan ve eskiden 1 Mart tarihinde başlayan Rumi sene. |
| TASARRUM: | Cesaretlenme, yiğitlenme. * Kesilmek. |
| TASARUM: | Birbirini kesmek. |
| URUM: | (Urume) Alâmet, nişane. * Kök, dip. * Başın tepesi. |
| ÜKRUME: | Kerem, bahşiş, lütuf. |
| YORUM: | Uydurma bir kelimedir. (Bak: Tefsir) |
| YORUMLAMAK: | (Bak: Tefsir etmek) |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| RUM SURESİ : | Kur'an-ı Kerim'in 30. suresidir. Mekkîdir. |
| RU' : | Kalb, fuad. Kalbde korku ârız olacak yer. * Zihin ve akıl. |