Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
SİMA: Yüz, çehre. Beniz.
Eser, alâmet.
SİMA': Dinlemek, kulak vermek. İşitmek.
Çalgı dinlemek.
Herkesin işitmesi istenilen güzel zikir ve sözler.
Mevlevilerin ve sair dervişlerin "ney" veya "def" ile berâber ilâhi okuyarak raksları ve nağme terennüm etmeleri, dönmeleri. (Bak: Semâ')
SİMAD: Az su.
SİMAH: (Bak: Sımah)
SİMAK: (Semek. C.) Balıklar.
Parlak yıldız.
İki parlak yıldızdan birisi.
Bir şeyi yükseltip kaldıracak âlet.
SİMAL: Medet etmek.
Medetçi, yardımcı ve mutemed kişi.
SİMAM: (Semm. C.) Zehirler.
SİMAN: (Semin. C.) Semizler, besililer, yağlılar.
SİMAR: (Semere. C.) Meyveler, yemişler.
Mc: Faydalar.
SİMAT: (C.: Sümut) Sofra. Yemek masası.
Yemek.
Ziyâfet.
SİMAT: Damga, iz. Nişan, alâmet.
SİMATOĞRAF: (Bak: Sinematoğraf)
SİMAVÎ: Çehreye ait, yüz şekline dair.
Simavlı.
İçerisinde 'SİMA' geçenler
FAZAİL-SİMAT: Alâmet ve işaretleri faziletten ibaret olan.
İNSİMAG: Yere düşüp ezilme, yaralanıp berelenme.
MÜTEBESSİMÂNE: f. Gülümseyerek, tebessüm ederek, mütebessim olarak.
MÜTELA'SİMANE: f. Saçmalayarak, kemküm ederek.
SABAHAT-I SİMA: Yüz güzelliği.
SİMA': Dinlemek, kulak vermek. İşitmek. * Çalgı dinlemek. * Herkesin işitmesi istenilen güzel zikir ve sözler. * Mevlevilerin ve sair dervişlerin "ney" veya "def" ile berâber ilâhi okuyarak raksları ve nağme terennüm etmeleri, dönmeleri. (Bak: Semâ')
SİMAD: Az su.
SİMAH: (Bak: Sımah)
SİMAK: (Semek. C.) Balıklar. * Parlak yıldız. * İki parlak yıldızdan birisi. * Bir şeyi yükseltip kaldıracak âlet.
SİMAL: Medet etmek. * Medetçi, yardımcı ve mutemed kişi.
SİMAM: (Semm. C.) Zehirler.
SİMAN: (Semin. C.) Semizler, besililer, yağlılar.
SİMAR: (Semere. C.) Meyveler, yemişler. * Mc: Faydalar.
SİMAT: (C.: Sümut) Sofra. Yemek masası. * Yemek. * Ziyâfet.
SİMAT: Damga, iz. Nişan, alâmet.
SİMATOĞRAF: (Bak: Sinematoğraf)
SİMAVÎ: Çehreye ait, yüz şekline dair. * Simavlı.
TAKSİMÂT: Taksimler. Bölmeler. Cüz cüz ayırmalar.
TECSİMÂT: (Tecsim. C.) Vücutlu göstermeler, cisimlendirmeler.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
SİMA' : Dinlemek, kulak vermek. İşitmek. * Çalgı dinlemek. * Herkesin işitmesi istenilen güzel zikir ve sözler. * Mevlevilerin ve sair dervişlerin "ney" veya "def" ile berâber ilâhi okuyarak raksları ve nağme terennüm etmeleri, dönmeleri. (Bak: Semâ')
SİM : f. Gümüş. Gümüş para. * Gümüşten. Sırmadan.
Sİ : f. Otuz.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...