Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
SİNE: Uyuklama, uykuya dalma başlangıcı. Uyku ile uyanıklık arası. (O anda insan, sesi duyduğu halde anlamaz.)
SİNE: An. Bir lahzacık.
İki ağızlı balta.
SİNE: f. Göğüs. Sadır. Kalb.
SİNE-BEND: f. Göğüs bağı, sütyen.
SİNE-ÇÂK: Göğsü, yüreği yaralı.
SİNE-GÂH: f. Göğüs.
SİNEMATOĞRAF: Fr. Hareket yazmak demek olup kısaltılmış şekliyle sinema demektir.
SİNEPÜRYAN: (Sinebiryan) Kalbi yanmış, sinebiryan olmuş, çok hasret çekmiş.
SİNESAF: f. Sarılıp kucaklaşmış.
SİNESUZ: f. Yürek yakan.
SİNET: Uyuklamak.
İçerisinde 'SİNE' geçenler
BASİNE: Ekincilerin sabanı. * Sanat ehlinin âletleri. * Kaba çuval.
ELSİNE: (Lisan. C.) Diller. Lisanlar.
ELSİNE-İ ENAM: Mahlukatın dilleri. Halkın dilleri.
ELSİNE-İ GARBİYYE: Batı dilleri, garb lisanları.
ELSİNE-İ MUHTELİFE: Çeşitli ve birbirinden farklı diller.
ELSİNE-İ SELÂSE: Üç lisan. Türkçe, Arapça ve Farsça.
ELSİNE-İ ŞARKİYE: Doğu dilleri.
ELSİNE-İ TERKİBİYE: Birbirine eklenen kelimelerle konuşulan diller. Terkibli ifâdesi çok olan, Arabçaya uymayan lisanların hususiyeti. (Arabî Lisanına "Tasrifî" denilir. Çünkü aynı kökten kelimeler rahatlıkla yapılmaktadır. Arabçaya bu hususta yetişen başka bir lisan yoktur.)
HÜVE HÜVESİNE: (Türkçe bir tabirdir) Noktası noktasına, hiç değişiklik yapmadan, aynen.
KILÂ-İ RASİNE: Sağlam kaleler. Muhkem surlar.
SİNE-BEND: f. Göğüs bağı, sütyen.
SİNE-ÇÂK: Göğsü, yüreği yaralı.
SİNE-GÂH: f. Göğüs.
SİNEMATOĞRAF: Fr. Hareket yazmak demek olup kısaltılmış şekliyle sinema demektir.
SİNEPÜRYAN: (Sinebiryan) Kalbi yanmış, sinebiryan olmuş, çok hasret çekmiş.
SİNESAF: f. Sarılıp kucaklaşmış.
SİNESUZ: f. Yürek yakan.
SİNET: Uyuklamak.
TEBELBÜL-Ü ELSİNE: Dillerin karmakarışık olup anlaşılmaz hale gelmesi.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
SİNE-BEND : f. Göğüs bağı, sütyen.
SÎN : Çin. * Kirli olan ve kokan deve yünü.
Sİ : f. Otuz.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...