Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
SAAT: Bir günün yirmi dörtte biri, saat. Zaman, vakit. Muayyen, belli bir vakit. Altmış dakikalık zaman.
Kıyâmet.
SAAT-İ İCABE: Duaların kabul olduğu ve insanlarca gizli ve gaybî olan, Cuma gününde bir vakit.
SAAT-İ MUHTAR: Uğurlu vakit.
SAAT: Saatler. Vakitler.
İçerisinde 'SAAT' geçenler
EŞRAT-I SAAT: Kıyâmet alâmetleri. (Bak: Kıyâmet).
EŞREF-İ SAAT: Saatlerin şereflisi. Uğurlu ve işlerin rast gittiği, dua ve dileklerin kabul edildiği an.
EZANÎ SAAT: Ezanın kendine göre ayarlandığı saat. Her hangi bir yerde güneşin tam gurub ettiği andan, sonraki gün aynı vakte kadar, 24 saat olmak üzere ayarlanmış saat.
HİLALÎ SAAT: Kalıbı gümüş olmayıp bakır veya tombak olan eski saatlere verilen addır.
İKTİRAB-I SAAT: Kıyamet vaktinin yaklaşması.
MURASSAAT: (Murassa'. C.) Murassâlar. Cevher ve inciler gibi şeylerle. Süslenmiş olanlar. Takdir edilip yerleştirilmiş süslü ve kıymetli şeyler.
SAAT-İ İCABE: Duaların kabul olduğu ve insanlarca gizli ve gaybî olan, Cuma gününde bir vakit.
SAAT-İ MUHTAR: Uğurlu vakit.
VASATÎ SAAT: Hakiki güneşe tâbi olmak üzere, muntazam hareket ettiği tasavvur olunan mevhum bir güneşin, o yerin nısfun nehârından (meridyeninden) arka arkaya iki defa geçişi arasındaki zamanın yirmi dörtte biri.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
SAAT-İ İCABE : Duaların kabul olduğu ve insanlarca gizli ve gaybî olan, Cuma gününde bir vakit.
SAAB : Zor, güç, çetin.
SA' : Çiy, rutubet, şebnem. * Kur'an-ı Kerim alfabesindeki dördüncü harfin adı.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...