Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
SABA: Gün doğusundan esen hoş ve lâtif rüzgâr.
SABA: Hevâ ve nefsine meyletme. Delikanlılık.
SABA-BERABER: f. Sabâ rüzgârı gibi lâtif ve hafif.
SABABET: Şiddetli sevgi. Âşıklık.
SABAE: Bir dinden bir dine geçmek.
SABAH: Gün doğmasına yakın vakitten, öğle vaktine kadar olan zaman.
SABAHAT: Yüz güzelliği. Güzellik, hüsün ve cemâl.
SABAHAT-I SİMA: Yüz güzelliği.
SABAHGÂH: f. Sabah vakti.
SABAREFTAR: f. (En fazla at için kullanılan bir tâbirdir) Rüzgâr gibi çabuk ve hafif giden.
Hoş ve lâtif yürüyüşlü.
SABARET: Kefalet.
SABAT: (C.: Sevâbıt-Sâbâtât) Pazar sokağı, iki duvar arasının örtüsü (altı yol olur.)
SABAVET: Çocukluk, sabilik.
SABAYA: (Sabiyye. C.) Büluğ çağına varmamış küçük kızlar. Kız çocukları.
İçerisinde 'SABA' geçenler
ÂLEM-İ SABAVET: Çocukluk dünyası.
ALE-S-SABAH: Erkenden, sabahın ilk saatlerinde.
AZM-İ KASABA: Tıb: Baldır kemiği.
BÂD-I SABÂ: Baharda esen hafif ve hoş rüzgar, seher yeli.
ESB-İ SABÂ-REFTER: f. Rüzgâr gibi giden at.
HEM-SABAK: f. Ders arkadaşı. Aynı dersi okuyanların beheri.
HENGÂM-I SABAVET: Çocukluk zamanı.
HİSABA ÇEKMEK: Hesap sormak, hesap aramak.
İGTİSABAT: (İgtisab. C.) Gasbetmeler, başkasının malını elinden zorla almalar.
İKTİSABAT: (İktisab. C.): İktisablar, kazanmalar, elde etmeler ve edinmeler.
KASABA: (C.: Kasabât) Akciğerdeki nefes borularından herbiri. Bronş. * Küçük şehir. Çarşısı olan büyük köy. * Ahalisi beş-on bin raddelerinde olan mâmure.
KASABAT: (Kasaba. C.) Bronşlar. * Kasabalar.
MASABAK: (Bak: Masebak)
MÜSABAKA: Karşılıklı yarışma. Hangisinin ileride olduğunu anlamak için yapılan tecrübe, imtihan. Bir şeyde derece anlama için iki veya daha çok şahıslar arasında bazı şartlarla yapılan tecrübe.
MÜSABAKAT: Yarış, yarışma, müsâbaka.
SABA-BERABER: f. Sabâ rüzgârı gibi lâtif ve hafif.
SABABET: Şiddetli sevgi. Âşıklık.
SABAE: Bir dinden bir dine geçmek.
SABAH: Gün doğmasına yakın vakitten, öğle vaktine kadar olan zaman.
SABAHAT: Yüz güzelliği. Güzellik, hüsün ve cemâl.
SABAHAT-I SİMA: Yüz güzelliği.
SABAHGÂH: f. Sabah vakti.
SABAREFTAR: f. (En fazla at için kullanılan bir tâbirdir) Rüzgâr gibi çabuk ve hafif giden. * Hoş ve lâtif yürüyüşlü.
SABARET: Kefalet.
SABAT: (C.: Sevâbıt-Sâbâtât) Pazar sokağı, iki duvar arasının örtüsü (altı yol olur.)
SABAVET: Çocukluk, sabilik.
SABAYA: (Sabiyye. C.) Büluğ çağına varmamış küçük kızlar. Kız çocukları.
SABSABA: Dövmek. * Ateş etmek. * Kahramanlık göstermek, bahadırlık etmek. * Çok inceltmek.
SUBA (SABÂ): (C.: Esbâ) Gece ile gündüz eşit olduğunda gündoğusundan esen rüzgâr.
TÂ-BE-SABAH: Sabaha kadar.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
SABA-BERABER : f. Sabâ rüzgârı gibi lâtif ve hafif.
SAB' : Parmakla işaret etmek.
SA' : Çiy, rutubet, şebnem. * Kur'an-ı Kerim alfabesindeki dördüncü harfin adı.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...