Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
SADD: (Sedd. den) Örten, kapıyan, mâni olan engel olan.
SADD: Yüz çevirmek, men eylemek, bir şeyden birini vazgeçirmek.
Fikir, niyet, kasd.
Yakınlık, civar.
Konuşulan husus.
SADDA': Suyu lezzetli olan örülmüş kuyu.
İçerisinde 'SADD' geçenler
ESADD: Menedici.
MUSADDA': (Sad'. dan) Başı ağrıtılmış, rahatsız edilmiş.
MUSADDAK: Doğruluğu tasdik edilmiş. Sadakati ve doğruluğu tanınmış, isbat edilmiş olan.(Hem zâtiyle, hem lisâniyle, hem delâlet-i hâliyle, hem kaliyle kâinatın Sâniine delâlet eden şu delil; hem hakikat-ı kâinatça musaddak, hem sâdıktır. Çünkü bütün mevcudatın vahdâniyete delâletleri, elbette vahdaniyeti söyleyen Zâtı tasdik hükmündedir. Demek söylediği da'vâ da umum kâinatça musaddaktır. M.)
MUSADDAR: (Sudur. dan) Çıkmış, sudur etmiş.
MUSADDE: Muhâlefet, uyuşmazlık, zıtlık.
MUSADDIK: Tasdik eden. İmzalayan. * Doğruluğunu kabul eden.
MUSADDİ': Tasdi' eden. Baş ağrıtan. Rahatsız eden.
MUTASADDI': Dağlıyan, tasaddu eden, perakende olan, yarılıp çatlayan.
MUTASADDIK: Tasadduk eden. Sadaka veren.
MUTASADDIK-UN ALEYH: Sadakayı kabul eden kimse.
MUTASADDIKÎN: (Mutasaddık. C.) Sadaka verenler. Tasadduk edenler. * Sâdık ve doğru olduğu anlaşılanlar.
MUTASADDIR: (C.: Mutasaddırin) (Sadr. dan) Baş köşeye kurulan. Başa geçip oturan.
MUTASADDIRANE: f. Baş köşeye kurulana yakışacak surette.
MUTASADDIRÎN: (Mutasaddır. C.) Baş köşeye kurulanlar, tasaddur edenler.
MUTASADDÎ: (Sadv. dan) Bir işe girişen. Tasaddi eden. Başkasına saldıran, başka birine takılan.
MÜTESADDI': Dağılan, parekende olan, parça parça olan. * Yarılıp çatlayan.
MÜTESADDİ: Başlayan, teşebbüs eden.
SADDA': Suyu lezzetli olan örülmüş kuyu.
TASADDİ: Bir işe başlamak. * Taarruz etmek. * Yüz döndürmek. * Tesadüf etmek. * Vuku bulmak.
TASADDU': Yarılıp çatlama. * Dağılma.
TASADDU': (Demir) Paslanmak ve küflenmek.
TASADDUK: Sadaka vermek. Allah rızası için fakirlere ve ihtiyacı olanlara, para veyahut ihtiyaca göre herhangi bir şey vermek. * Sadık ve gerçek olduğu tahakkuk etmek, meydana çıkmak.(İlmi olan kimse ilminden, malı olan kimse malından tasadduk etsin.) (Hadis meâli)
TASADDUKAT: (Tasadduk. C.) Sadakalar.
TASADDUR: (Sadr. dan) En başta oturma. Başa geçme. * Öğretmek. * Yücelik talep etmek, yükseklik ve ululuk istemek.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
SADDA' : Suyu lezzetli olan örülmüş kuyu.
SAD : f. Yüz sayısı.
SA' : Çiy, rutubet, şebnem. * Kur'an-ı Kerim alfabesindeki dördüncü harfin adı.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...