Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| SAFF: | Bir sıra dizilmiş şey, bir şeyi sıra ile uzun uzadıya dizmek. Câmide cemâatın sırası. |
| SAFF-I EVVEL: | İlk saf, birinci saf. İlk sahabeler. Bir hareket ve cereyanın ilk sahipleri. |
| SAFF SURESİ: | Kur'an-ı Kerim'de 61. suredir. İsa, Havariyyun Suresi de denir. Medenîdir. |
| SAFFAT: | (Saff. C.) Saf olanlar, saf yapanlar. |
| SAFFAT SURESİ: | Kur'an-ı Kerim'in 37. suresidir. Mekkîdir. |
| SAFFAT: | (C.: Sıfâ-Esfâ-Sufâ) Düz kaygan taş. |
| SAFF-BESTE: | f. Saf bağlamış, saf olmuş. |
| SAFF-DER: | (C.: Saff-derân) f. Düşman saflarını yaran yiğit. |
| SAFF-DERÂNE: | f. Yiğitçesine. |
| SAFFEYN: | İki sıra. Muharebede karşılaşan iki taraf. |
| SAFF-SAFF: | Dizi dizi. Sıra sıra. |
| SAFF-ŞİKAF: | f. Düşman saflarını yararak bozan yiğit. |
| SAFF-ZEN: | f. Düşman saflarını vurup yaran yiğitler. |
| İçerisinde 'SAFF' geçenler | |
| AB-I MUSAFFÂ: | Temizlenmiş, tasfiye edilmiş su. Saf su. |
| ASEL-İ MUSAFFA: | Süzme bal. |
| MASAFF: | Savaş, muhârebe, harp, cidâl yeri. |
| MESAFF: | (Saff. dan) (C.: Mesâff) Sıra sıra dizilme yeri. |
| MUSAFF: | (C: Misâf) Cenk etmek için durulan yer. Dövüş yeri. |
| MUSAFFA: | Sâfileşmiş. Temizlenmiş. Süslenmiş. |
| MUSAFFAF: | (Saff. dan) Sıra sıra dizilmiş. Saflar biçiminde düzenlenmiş. |
| MUSAFFER: | Boşalmış, hâli. * Sararmış. |
| MUSAFFÎ: | Sâfileştiren. Temizleyen. Süzen. Tasfiye eden. |
| MUSAFFİR: | Islık çalan, seslenen. |
| MUTASAFFÎ: | Tasaffi eden. Saffet ve sâfilik hasıl eden. Temiz olan. Saflaşan. |
| SAFF-I EVVEL: | İlk saf, birinci saf. * İlk sahabeler. * Bir hareket ve cereyanın ilk sahipleri. |
| SAFF SURESİ: | Kur'an-ı Kerim'de 61. suredir. İsa, Havariyyun Suresi de denir. Medenîdir. |
| SAFFAT: | (Saff. C.) Saf olanlar, saf yapanlar. |
| SAFFAT SURESİ: | Kur'an-ı Kerim'in 37. suresidir. Mekkîdir. |
| SAFFAT: | (C.: Sıfâ-Esfâ-Sufâ) Düz kaygan taş. |
| SAFF-BESTE: | f. Saf bağlamış, saf olmuş. |
| SAFF-DER: | (C.: Saff-derân) f. Düşman saflarını yaran yiğit. |
| SAFF-DERÂNE: | f. Yiğitçesine. |
| SAFFEYN: | İki sıra. * Muharebede karşılaşan iki taraf. |
| SAFF-SAFF: | Dizi dizi. Sıra sıra. |
| SAFF-ŞİKAF: | f. Düşman saflarını yararak bozan yiğit. |
| SAFF-ZEN: | f. Düşman saflarını vurup yaran yiğitler. |
| TASAFFİ: | Saflaşmak. Durulmak. Temizlenmek. |
| TASAFFUH: | Yaprak yaprak olma. * Levha biçiminde olma, levha hâline konulma. |
| TASAFFÜR: | Sararmak. |
| TESAFFUH: | Safha safha nazar etme. Bir bir bakma, teemmül etme. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| SAFF-I EVVEL : | İlk saf, birinci saf. * İlk sahabeler. * Bir hareket ve cereyanın ilk sahipleri. |
| SAF (SÂFİ) : | Katışıksız, berrâk, temiz. * Zeki olmayan, derin düşünmeyen, dikkatsiz. |
| SA' : | Çiy, rutubet, şebnem. * Kur'an-ı Kerim alfabesindeki dördüncü harfin adı. |