Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| SALAT: | Namaz. Belirli vakitlerde Kur'an'da emredildiği tarzda ve Hz. Peygamber'in tarifi vechi ile yapılan ibadet. Tebrik, tezkiye. Dua. Peygamberimize (A.S.M.) yapılan dua. İstiğfar. Rahmet. (Bak: Namaz)(Namaz, dinin direği ve kıvamı olduğu gibi, bütün hasenata fihrist ve örnektir. Kul ile Allah arasında yüksek bir nisbet ve ulvi bir münasebet ve nezih bir hizmettir. İ.İ.) |
| SALÂT-I FECR: | Sabah namazı. |
| SALÂT-I HAMSE: | Beş vakit namaz. |
| SALÂT-I HAVF: | Muharebeden evvel kılınan iki rekât namaz. |
| SALÂT-I İSTİHÂRE: | İstihareden evvel kılınan iki rekât namaz. |
| SALÂT-I İSTİSKA: | Yağmur duasına çıkıldığı zaman kılınan namaz. |
| SALÂT-I SEFER: | Yola çıkıldığı zaman kılınan iki rekât namaz. |
| SALÂT-I VUSTA: | (Bak: Vusta) |
| SALÂT-ÜL ASR: | İkindi namazı. |
| SALÂT-ÜL FECR: | Sabah namazı. |
| SALÂT-ÜL ÎD: | Bayram namazı. |
| SALÂT-ÜL İŞÂ: | Yatsı namazı. |
| SALÂT-ÜL MAĞRİB: | Akşam namazı. |
| SALÂT-ÜL VİTR: | Vitir namazı. |
| SALÂT-ÜZ ZUHR: | Öğle namazı. |
| SALATÎN: | (Sultan. C.) Sultanlar. |
| İçerisinde 'SALAT' geçenler | |
| ALEYHİSSALATÜ VESSELAM: | Salât ve Selâm onun üzerine olsun, meâlinde Peygamberimiz Hazret-i Muhammed'in (A.S.M.) ismini duyunca söylenmesi sünnet olan bir duâdır. |
| EDA-YI SALÂT: | Namazı vaktinde kılma. |
| ERKÂN-I SALÂT: | Namazın rükünleri. |
| EVKAT-I SALÂT: | Namaz vakitleri. |
| İNFİSALAT: | (İnfisal. C.) Yerinden ayrılmalar. * Azledilmeler. |
| İRSALAT: | (İrsal. C.) Göndermeler. Gönderilen şeyler. |
| İSTİHSALAT: | (İstihsal. C.) Üretilen şeyler. Bir memleketin veya fabrika gibi faaliyet merkezlerinin çıkardığı, yetiştirdiği şeyler. |
| ISKAT-I SALÂT: | Ölmüş bir kimsenin kılmadığı namazlar yüzünden hâsıl olan günahını giderir ümidi ile verilen sadaka. |
| KASR-I SALÂT: | Seferde olan bir kimsenin, dört rekâtlı farz namazları ikişer rekât kılması. Namazı kısaltmak. |
| SALÂT-I FECR: | Sabah namazı. |
| SALÂT-I HAMSE: | Beş vakit namaz. |
| SALÂT-I HAVF: | Muharebeden evvel kılınan iki rekât namaz. |
| SALÂT-I İSTİHÂRE: | İstihareden evvel kılınan iki rekât namaz. |
| SALÂT-I İSTİSKA: | Yağmur duasına çıkıldığı zaman kılınan namaz. |
| SALÂT-I SEFER: | Yola çıkıldığı zaman kılınan iki rekât namaz. |
| SALÂT-I VUSTA: | (Bak: Vusta) |
| SALÂT-ÜL ASR: | İkindi namazı. |
| SALÂT-ÜL FECR: | Sabah namazı. |
| SALÂT-ÜL ÎD: | Bayram namazı. |
| SALÂT-ÜL İŞÂ: | Yatsı namazı. |
| SALÂT-ÜL MAĞRİB: | Akşam namazı. |
| SALÂT-ÜL VİTR: | Vitir namazı. |
| SALÂT-ÜZ ZUHR: | Öğle namazı. |
| SALATÎN: | (Sultan. C.) Sultanlar. |
| ŞURUT-U SALÂT: | Namazın şartları. |
| TÂRİK-ÜS SALÂT: | Namaz kılmayı terketmiş olan kimse.(Çok tembellerden ve târik-üs salâtlardan işitiyoruz; diyorlar ki: Cenab-ı Hakk'ın bizim ibadetimize ne ihtiyacı var ki, Kur'ân'da çok şiddet ve ısrar ile ibâdeti terkedeni zecredip Cehennem gibi dehşetli bir ceza ile tehdit ediyor. İtidalli ve istikametli ve adaletli olan ifade-i Kur'âniyeye nasıl yakışıyor ki, ehemmiyetsiz bir cüz'î hataya karşı, nihayet şiddeti gösteriyor?Elcevab: Evet, Cenab-ı Hak, senin ibadetine, belki hiçbir şeye muhtaç değil. Fakat sen, ibadete muhtaçsın; mânen hastasın. İbadet ise, mânevi yaralarına tiryaklar hükmünde olduğunu çok risalelerde isbat etmişiz. Acaba bir hasta, o hastalık hakkında, şefkatli bir hekimin ona nâfi' ilaçları içirmek hususunda ettiği ısrara mukabil, hekime dese: Senin ne ihtiyacın var, bana böyle ısrar ediyorsun?.. Ne kadar mânâsız olduğunu anlarsın.Amma Kur'ânın, terk-i ibadet hakkında şiddetli tehdidatı ve dehşetli cezaları ise; nasılki bir Padişah, raiyetinin hukukunu muhafaza etmek için; âdi bir adamın, raiyetinin hukukuna zarar veren bir hatasına göre, şiddetli cezaya çarpar. Öyle de; ibadeti ve namazı terk eden adam, Sultan-ı Ezel ve Ebedin raiyeti hükmünde olan mevcudatın hukukuna ehemmiyetli bir tecavüz ve mânevi bir zulüm eder. Çünkü; mevcudatın kemalleri, Sânia müteveccih yüzlerinde tesbih ve ibadet ile tezahür eder. İbadeti terkeden, mevcudatın ibadetini görmez ve göremez. Belki de inkâr eder. O vakit ibadet ve tesbih noktasında yüksek makamda bulunan ve herbiri birer mektub-u Samedani ve birer âyine-i Esmâ-i Rabbaniye olan mevcudatı âlî makamlarından tenzil ettiğinden ve ehemmiyetsiz, vazifesiz, câmid, perişan bir vaziyette telâkki ettiğinden, mevcudatı tahkir eder; kemalâtını inkâr ve tecavüz eder. Evet herkes; kâinatı kendi âyinesiyle görür. Cenab-ı Hak, insanı, kâinat için bir mikyas, bir mizan suretinde yaratmıştır. Her insan için, bu âlemden hususi bir âlem vermiş. O âlemin rengini, o insanın i'tikad-ı kalbîsine göre gösteriyor. Meselâ; gayet me'yus ve matemli olarak ağlayan bir insan, mevcudatı ağlar ve me'yus suretinde görür... gayet sürurlu ve neş'eli, müjdeli ve kemal-i neş'esinden gülen bir adam; kâinatı neş'eli, güler gördüğü gibi, mütefekkirâne ve ciddi bir surette ibâdet ve tesbih eden adam; mevcudatın hakikaten mevcud ve muhakkak olan ibadet ve tesbihatlarını bir derece keşfeder ve görür.. gafletle veya inkârla ibadeti terkeden adam; mevcudatı, hakikat-ı kemalâtına tamamiyle zıd ve muhalif ve hatâ bir surette tevehhüm eder ve mânen onların hukukuna tecavüz eder. Hem o târik-üs-salât, kendi kendine mâlik olmadığı için, kendi mâlikinin bir abdi olan kendi nefsine zulmeder. Onun mâliki, o abdinin hakkını onun nefs-i emmâresinden almak için, dehşetli tehdit eder. Hem netice-i hilkatı ve gaye-i fıtratı olan ibadeti terk ettiğinden, hikmet-i İlâhiyeye ve meşiet-i Rabbaniyeye karşı bir tecavüz hükmüne geçer. Onun için cezaya çarpılır.Elhasıl: İbadeti terkeden, hem kendi nefsine zulmeder; -nefs ise, Cenab-ı Hakk'ın abdi ve memlüküdür- hem kâinatın hukuk-u kemalâtına karşı bir tecavüz, bir zulümdür. Evet, nasılki küfür mevcudata karşı bir tahkirdir; terk-i ibadet dahi, kâinatın kemalâtını bir inkârdır. Hem hikmet-i İlâhiyyeye karşı bir tecavüz olduğundan, dehşetli tehdide, şiddetli cezaya müstahak olur.İşte bu istihkakı ve mezkur hakikatı ifade etmek için, Kur'ân-ı Mu'ciz-ül-Beyan; mu'cizane bir surette o şiddetli tarz-ı ifadeyi ihtiyar ederek, tam tamına hakikat-ı belâgat olan mutabık-ı muktezâ-yı hale mutabakat ediyor. L.) |
| TEFVİT-İ SALÂT: | Namaz vaktini geçirme veya kaçırma. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| SALÂT-I FECR : | Sabah namazı. |
| SALÂ : | Namaza davet için çağırmak. Minarede okunan salavat, dua. (Kelimenin aslı "Essalât" veya "Salât" dır.) |
| SAL : | f. Sene, yıl. |
| SA' : | Çiy, rutubet, şebnem. * Kur'an-ı Kerim alfabesindeki dördüncü harfin adı. |