Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
SALE: f. Yıllık, senelik.
SALE: Âfet, belâ, musibet, dâhiye.
SALEF (SALF): Kibirlilik. Tekebbürlük hali.
Kin tutmak, buğz etmek.
Zevci indinde zevcenin kadri olmamak.
Misafir için olan yemeğin yetmemesi.
SALEHBA: Dayanıklı ve kuvvetli deve. (Müe: Salehebât)
SALENBAC: Uzun ince balık.
İçerisinde 'SALE' geçenler
ASALE: Bal peteği, petek.
ASALE: Zehiri çok tesirli ve korkunç olan yılan.
ASALET: Temiz soyluluk. Soy sop temizliği. Köklülük. * Rüsuh. * Metanet. Necabet. Zâdegânlık. * Kendi işi için bizzat ve kendisi nâmına hareket. * Edb: Yazıda veya sözde bayağı tâbirlerin bulunmaması.
ASALETEN: Vekil olmayış. Kendi işini kendi namına bizzat kendisi yapmak üzere. Kendi nâmına olmak üzere.
ASALETLÛ: Asâletli, soy ve neseb sahibi, necib, asil. * Osmanlı İmparatorluğu zamanında resmi yazışmalarda büyükelçilere, Hristiyan büyüklerine, devlet adamlarına ve prenslerine denirdi.
ASSALE: Arı, bal arısı. * Arı kovanı, kovan. * Petek, bal peteği.
BEHSALE: (C.: Behâsile) Etli, kısa boylu, tıknaz kadın.
BESALET: Yiğitlik. Bahadırlık. Yürek sağlamlığı.
BİL'ASALE: Bizzat. Kendisi. Eli ile. Başkasını vâsıta etmeden. Asâleti ile.
BÜRHAN-I RİSALET: (Bak: Bürhan-ı nübüvvet)
CESALE: Çokluk, kesret.
CÜSALE: Sonbaharda dökülen yapraklar.
DEH-SALE: f. On yaşında. On yıllık.
ESALE: Uzun yüzlü olmak. Sarkık olmak.
FESALE: (Füsule) Alçak ve asılsız olmak.
GEVSALE: f. Bir yaşına girmiş sığır yavrusu.
GUSALE: Yıkama suyu.
GUSALE: f. Dana, buzağı. Sığır yavrusu. * Kösele.
HAZRET-İ RİSALET: Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (A.S.M.) bir ismi.
HUSALE: Kırıntı, ufalanmış şey.
HUSALE: Harman yerinde arta kalan tane.
İMTİSALEN: Bağlı olarak, imtisal ederek, uyarak, tâbi olarak.
İSALE: Akıtmak, dökmek. * Seyyal kılmak. Cereyan ettirmek.
İSALE-İ DÜMU': Gözyaşları dökme, ağlama.
ISALET: Hamle yapmak. * Ulaşmak.
KESALET: Tembellik. Üşenmek. Uyuşukluk. Rehâvet.
KUSALE: Buğday ve arpa kesmiği.
KUTB-U RİSALET: Risaletin başı. * Hz. Muhammed (A.S.M.)
MASALE: Sızıntı.
MUSALE: Kuyudan ince akan damla. * Harman sonunda kalan kesmik. * Arpa ve buğday kapçığı. (Tane onun içinde olur.)
MUSALEHUN ANH: İstenen ve iddia edilen şey.
MÜFASALE: Ayrılışmak.
MÜSALEBE: Talan, yağma.
MÜSALEFE: (Müsâlefet) Birine refakat etme, yol arkadaşı olma. * İleride ve önde bulunma. * Biriyle birlikte seyretme.
MÜSALEME(T): İki taraf arasında barışıklık, barış içinde olmak, sulh.
MÜSALEMETKÂR: f. Barışçı, sulh taraftarı.
NEVSALE: f. Genç. Küçük. Tâze.
PENCAHSÂLE: f. Elli yaşında.
PENCSALE: f. Beş yaşında.
PÜR-SÂLE: f. Yaşlı. Yaşı dolgun.
RESALET: Saçı salıverme. * Deveyi eşkin yürütme. (Bak: Risalet)
RİSALE: Mektub. * Bir ilme dair yazılmış küçük kitap. * Haber göndermek. * Elçinin götürdüğü mektub, name. * Fık: Bir kimsenin sözünü veya emrini başka birisine tebliğ etmek.
RİSALE-İ NUR: f. Nurun Risalesi. Kur'an'dan alınan âyetlerin tefsiri ile tahkikî iman dersi veren kitap. Büyük mücahid Bediüzzaman Hazretlerinin eserleri.(Risale-i Nur'un vazifesi:... Hayat-ı ebediyeyi mahveden ve hayat-ı dünyeviyeyi de dehşetli bir zehire çeviren küfr-ü mutlaka karşı, imanî olan hakikatlarla, gayet kat'i ve en mütemerrid zındık feylesofları dahi imana getiren kuvvetli bürhanlarla Kur'ana hizmet etmektir. Ş.)
RİSALET: Birisini bir vazife ile bir yere göndermek. * Peygamberlik. Büyük kitapla gelen peygamberlik. * Elçilik.
RİSALET-ÜN NUR: Risale-i Nur tabirinin Arapçası. (Bak: Risale-i Nur)
RİSALET-PENAH: Risaletin kendine istinad ettiği Hazret-i Muhammed (A.S.M.). (Risalet-meab da denir)
SALEF (SALF): Kibirlilik. Tekebbürlük hali. * Kin tutmak, buğz etmek. * Zevci indinde zevcenin kadri olmamak. * Misafir için olan yemeğin yetmemesi.
SALEHBA: Dayanıklı ve kuvvetli deve. (Müe: Salehebât)
SALENBAC: Uzun ince balık.
SALSALE: Demirlerin birbirine dokunmaktan ses çıkarmaları.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
SALEF (SALF) : Kibirlilik. Tekebbürlük hali. * Kin tutmak, buğz etmek. * Zevci indinde zevcenin kadri olmamak. * Misafir için olan yemeğin yetmemesi.
SAL : f. Sene, yıl.
SA' : Çiy, rutubet, şebnem. * Kur'an-ı Kerim alfabesindeki dördüncü harfin adı.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...