| Kelime | Anlam |
|---|
| SALL: | Demirlerin birbirlerine sürtünmelerinden çıkan ses. |
| SALL: | (C.: Sellât) Dar su yolu. |
| SALLA: | (Salli) Duâ olsun, şânı yücelsin meâlinde söylenir. |
| SALLALLÂHÜ TEÂLÂ ALEYH: | "Allah (C.C.) onun şanını yüceltsin; duasını, isteklerini kabul etsin; her isteğini versin" meâlinde Peygamberimiz (A.S.M.) hakkında söylenilen duadır. |
| SALLE: | (C.: Sılât) Kuru yer. Deri, cild. |
| İçerisinde 'SALL' geçenler |
|---|
| KADDESALLAH: | Allah mübarek ve mukaddes eylesin. |
| MESALL: | Kabından çıkmış nesne. |
| MUSALLA: | Namaz kılınan yer. * Cami avlusunda cenaze namazı kılmaya aid yer. |
| MUSALLAT: | Rahatsız eden. Tasallut eden. Sataşan. |
| MUSALLA TAŞI: | Namazı kılınmak için cenazenin konulduğu yüksekçe taş. |
| MUSALLEB: | (Sulb. dan) Katılaştırılmış. |
| MUSALLİ: | (Salat. dan) Namaz kılan. Beş vakit namaza devam eden. (Bak: Salât) |
| MUSALLÎN: | (Musalli. C.) Namaz kılanlar, dua edenler. |
| MUSALLİT: | (Salâtet. den) Birine musallat eden. Peşini bırakmayıp sataştıran. |
| MUTASALLİB: | (Sulb. dan) Sertleşen, katılaşan. * Sağlam, sert. * Salâbetli. Din işlerinde çok gayretli. |
| MUTASALLİBANE: | f. Salâbetli gibi, kuvvet sâhibi olana yakışır surette. |
| MUTASALLİF: | Haddinden, iktidarından hâriç fazilet ve zerafet iddiasında bulunan. Şarlatan. |
| MUTASALLİFANE: | Nezaket, bilgiçlik taslayanlar gibi. |
| MUTASALLİFÎN: | Haddinden fazla fazilet ve zerâfet iddiasından bulunanlar. Şarlatanlar. |
| MÜTESALLİB: | Sertleşmiş, katılaşmış olan. |
| MÜTESALLİK: | Etrâfındaki şeylere dolanarak yukarı doğru çıkan, tırmanan. |
| MÜTESALLİKA: | Papağan gibi ayakları çengelli olan kuşlar. |
| MÜTESALLİT: | (C.: Mütesallitîn) Musallat olan, peşini bırakmıyan, tasallut eden, sırnaşan. |
| MÜTESALLİTÂNE: | f. Musallat olarak, sırnaşarak, tasallut edercesine. |
| MÜTESALLİTÎN: | (Mütesallit. C.) Musallat olanlar, peşini bırakmayanlar, ardından ayrılmayanlar, tasallut edenler. |
| SALLA: | (Salli) Duâ olsun, şânı yücelsin meâlinde söylenir. |
| SALLALLÂHÜ TEÂLÂ ALEYH: | "Allah (C.C.) onun şanını yüceltsin; duasını, isteklerini kabul etsin; her isteğini versin" meâlinde Peygamberimiz (A.S.M.) hakkında söylenilen duadır. |
| SALLE: | (C.: Sılât) Kuru yer. * Deri, cild. |
| SENG-İ MUSALLÂ: | Musallâ taşı. Namaz kılınmak için cenaze konan taş. |
| TASALLİ: | Ateşte yanmak. |
| TASALLUB: | Sertleşmek. Katılaşmak. * Sağlamlaşmak. * Gayret etmek. |
| TASALLUT: | Musallat olmak. Birini rahatsız etmek. Tebelleş olmak. Tahakkümane hareket etmek. |
| TASALLUTEN: | Musallat olarak, tasallut ederek, sataşarak. |
| TASALLÜF: | Kibirlenmek, övünmek, söz atmak. |
| TASALLÜFÂT: | (Tasallüf. C.) Gösteriş olarak yapılan nezaketler. |
| TESALLÜB: | (Bak: Tasallüb) |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| SALLA : | (Salli) Duâ olsun, şânı yücelsin meâlinde söylenir. |
| SAL : | f. Sene, yıl. |
| SA' : | Çiy, rutubet, şebnem. * Kur'an-ı Kerim alfabesindeki dördüncü harfin adı. |