Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
SALL: Demirlerin birbirlerine sürtünmelerinden çıkan ses.
SALL: (C.: Sellât) Dar su yolu.
SALLA: (Salli) Duâ olsun, şânı yücelsin meâlinde söylenir.
SALLALLÂHÜ TEÂLÂ ALEYH: "Allah (C.C.) onun şanını yüceltsin; duasını, isteklerini kabul etsin; her isteğini versin" meâlinde Peygamberimiz (A.S.M.) hakkında söylenilen duadır.
SALLE: (C.: Sılât) Kuru yer.
Deri, cild.
İçerisinde 'SALL' geçenler
KADDESALLAH: Allah mübarek ve mukaddes eylesin.
MESALL: Kabından çıkmış nesne.
MUSALLA: Namaz kılınan yer. * Cami avlusunda cenaze namazı kılmaya aid yer.
MUSALLAT: Rahatsız eden. Tasallut eden. Sataşan.
MUSALLA TAŞI: Namazı kılınmak için cenazenin konulduğu yüksekçe taş.
MUSALLEB: (Sulb. dan) Katılaştırılmış.
MUSALLİ: (Salat. dan) Namaz kılan. Beş vakit namaza devam eden. (Bak: Salât)
MUSALLÎN: (Musalli. C.) Namaz kılanlar, dua edenler.
MUSALLİT: (Salâtet. den) Birine musallat eden. Peşini bırakmayıp sataştıran.
MUTASALLİB: (Sulb. dan) Sertleşen, katılaşan. * Sağlam, sert. * Salâbetli. Din işlerinde çok gayretli.
MUTASALLİBANE: f. Salâbetli gibi, kuvvet sâhibi olana yakışır surette.
MUTASALLİF: Haddinden, iktidarından hâriç fazilet ve zerafet iddiasında bulunan. Şarlatan.
MUTASALLİFANE: Nezaket, bilgiçlik taslayanlar gibi.
MUTASALLİFÎN: Haddinden fazla fazilet ve zerâfet iddiasından bulunanlar. Şarlatanlar.
MÜTESALLİB: Sertleşmiş, katılaşmış olan.
MÜTESALLİK: Etrâfındaki şeylere dolanarak yukarı doğru çıkan, tırmanan.
MÜTESALLİKA: Papağan gibi ayakları çengelli olan kuşlar.
MÜTESALLİT: (C.: Mütesallitîn) Musallat olan, peşini bırakmıyan, tasallut eden, sırnaşan.
MÜTESALLİTÂNE: f. Musallat olarak, sırnaşarak, tasallut edercesine.
MÜTESALLİTÎN: (Mütesallit. C.) Musallat olanlar, peşini bırakmayanlar, ardından ayrılmayanlar, tasallut edenler.
SALLA: (Salli) Duâ olsun, şânı yücelsin meâlinde söylenir.
SALLALLÂHÜ TEÂLÂ ALEYH: "Allah (C.C.) onun şanını yüceltsin; duasını, isteklerini kabul etsin; her isteğini versin" meâlinde Peygamberimiz (A.S.M.) hakkında söylenilen duadır.
SALLE: (C.: Sılât) Kuru yer. * Deri, cild.
SENG-İ MUSALLÂ: Musallâ taşı. Namaz kılınmak için cenaze konan taş.
TASALLİ: Ateşte yanmak.
TASALLUB: Sertleşmek. Katılaşmak. * Sağlamlaşmak. * Gayret etmek.
TASALLUT: Musallat olmak. Birini rahatsız etmek. Tebelleş olmak. Tahakkümane hareket etmek.
TASALLUTEN: Musallat olarak, tasallut ederek, sataşarak.
TASALLÜF: Kibirlenmek, övünmek, söz atmak.
TASALLÜFÂT: (Tasallüf. C.) Gösteriş olarak yapılan nezaketler.
TESALLÜB: (Bak: Tasallüb)
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
SALLA : (Salli) Duâ olsun, şânı yücelsin meâlinde söylenir.
SAL : f. Sene, yıl.
SA' : Çiy, rutubet, şebnem. * Kur'an-ı Kerim alfabesindeki dördüncü harfin adı.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...