| Kelime | Anlam |
|---|
| SANİYE: | Dakikanın altmışta birisi. Çok kısa bir zaman. |
| SANİYE: | (C.: Sevâni) Su taşıyan deve. Su yükledikleri ve su çektirdikleri deve. |
| SANİYEN: | İkinci olarak. İkinci derecede. |
| İçerisinde 'SANİYE' geçenler |
|---|
| CEMRE-İ SÂNİYE: | İkinci cemre ki, suya düşer. |
| HEVESÂT-I NEFSÂNİYE: | Nefsin hevesleri, arzuları ve kötü istekleri. |
| HUZUZÂT-I NEFSÂNİYE: | Nefse hoş gelen şeyler. |
| İNSANİYE: | İnsanlar, insan cinsi, beşeriyet. |
| İNSANİYET: | İnsanlık, vicdanlılık. İnsana yakışır hâl ve durum. |
| İNSANİYET-İ KÜBRA: | Büyük ve en makbul olan insânlık, yâni, İslâmiyet.(Ey Nefis! Hayr-ı mahz olan vücudu sana giydiren Hâlik-ı Zülcelâl, sana iştihalı bir mide verdiğinden Rezzak ismi ile bütün mat'umatı bir sofra-i nimet içinde senin önüne koymuştur. Sonra sana hassasiyetli bir hayat verdiğinden, o hayat dahi bir mide gibi rızık ister. Göz, kulak gibi bütün duyguların, eller gibidir ki, ruy-u zemin kadar geniş bir sofra-i ni'meti o ellerin önüne koymuştur. Sonra mânevi çok rızık ve ni'metler isteyen insâniyeti sana verdiğinden âlem-i mülk ve melekut gibi geniş bir sofra-i ni'met, o mide-i insâniyetin önüne ve aklın eli yetişecek nisbette sana açmıştır. Sonra nihâyetsiz ni'metleri isteyen ve hadsiz rahmetin meyveleri ile tegaddi eden ve insâniyet-i kübrâ olan İslâmiyeti ve imânı sana verdiğinden dâire-i mümkinat ile beraber Esmâ-i Hüsnâ ve sıfât-ı mukaddesenin dâiresine şâmil bir sofra-i ni'met ve saadet ve lezzet sana fethetmiş. Sonra imanın bir nuru olan muhabbeti sana vermekle gayr-ı mütenâhi bir sofra-i nimet ve saadet ve lezzet sana ihsan etmiştir. S.) |
| İNSANİYETKÂR: | f. Vicdanlı ve iyi adam, insaniyetli. |
| İNSANİYETKÂRÎ: | Vicdanlılık, insaniyetlilik. |
| İNSANİYETPERVER: | İnsanlığı seven, iyi insan. |
| MAKASID-I İNSÂNİYET: | İnsanlık maksadları. İnsanlığın gayeleri. |
| NEFSANİYET: | Nefsini çok beğenmişlik. * Gizli düşmanlık, garez, kin. |
| NOKSANİYET: | Eksiklik, noksanlık. |
| REK'AT-I SÂNİYE: | İkinci rekât. |
| SANİYEN: | İkinci olarak. İkinci derecede. |
| URUK-U İNSANİYETKÂRANE: | f. İnsanlığa yakışır damar, kök veya huylar. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| SANİYEN : | İkinci olarak. İkinci derecede. |
| SANİ' : | (Sun'. dan) Sanatkârca yapan. Yaratan. San'at eseri olarak meydana getiren. İşleyen, yapan. (Allah) |
| SAN : | f. "Benzer, andırır" mânâlarına gelerek birleşik kelimeler yapılır. |
| SA' : | Çiy, rutubet, şebnem. * Kur'an-ı Kerim alfabesindeki dördüncü harfin adı. |