Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| SARİH: | Kurtaran, maded veren. İmdad eden. Çağırılan, kendisinden meded beklenen. Meded isteyen. |
| SARİH: | Açık, belirli âşikâr. Sâf ve hâlis olan. |
| SARİHAN: | Açık ve belirli olarak. Açıkça. Meydanda ve âşikâr olarak. |
| İçerisinde 'SARİH' geçenler | |
| MEF'UL-Ü SARİH: | Doğrudan doğruya mef'ul demektir. Bir harf-i cerle ifâde olunmaz. "Nuri dalı kırdı" cümlesinde "dal" mef'ul-ü sarihtir. "Nuri daldan düştü" dersek, bunu arapça ifâde için (min) harf-i cerri ile söyleyebiliriz. İşte böyle harf-i cerle söylenen mef'ullere, "mef'ul-ü gayr-i sarih" denir. Bunlar mef'uldeki harf-i cerlerin adına göre isim alırlar. Meselâ: Mef'ul-ü maa, mef'ul-ü fih, mef'ul-ü leh gibi. |
| MESARİH: | (Mesrah. C.) Çayırlar, otlaklar, mer'alar. |
| MUNSARİH: | (Sarâhat. dan) Açık, meydanda, zâhir. |
| SARİHAN: | Açık ve belirli olarak. Açıkça. Meydanda ve âşikâr olarak. |
| SEHV-İ SARİH: | Pek açık yanlış. |
| VAHY-İ SARİHÎ: | Hem sözü, hem mânası tam vahiy olan. (Âyetler ve kudsi hadisler gibi) Resul-ü Ekrem burada sırf tebliğ edendir. Müdahalesi yoktur. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| SARİHAN : | Açık ve belirli olarak. Açıkça. Meydanda ve âşikâr olarak. |
| SARİ : | (Sâriye) Sirayet eden, bulaşıcı, geçici olan. Genişleyip başkasına da geçmeğe, yayılmağa müstaid olan. |
| SAR : | f. Yer, mekân bildiren, birleşik kelimeler yapılan bir ek'tir. Bir şeyin kesretle bulunduğunu gösterir. Meselâ: Kühsar $ : Çok dağlık yer. |
| SA' : | Çiy, rutubet, şebnem. * Kur'an-ı Kerim alfabesindeki dördüncü harfin adı. |