Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
SARE: (Sayr : Olmak. dan) Oldu (meâlinde fiil).
SARE: Cemaat, topluluk.
SARE: (C.: Savâr) Hâcet, ihtiyaç.
Susuzluk.
İçerisinde 'SARE' geçenler
ASARE: Anber ve misk gibi şeylerin kokması.
ASARE: f. Sayı, hesab.
BASARET: (Bak: Besaret)
BESARE: f. Sofa, salon. Divanhâne.
BESÂRE-NİŞİN: f. Sofada oturan, uşak, hâdim, hizmetçi.
BESARET: Göz açıklığı. Dikkatle bakış.
BESÂRE-NİŞİN: f. Sofada oturan, uşak, hâdim, hizmetçi.
CESARET: Cesurluk, yiğitlik, korkusuzluk.
CESARET-İ MEDENİYE: Her türlü baskılara karşı çekinmeden hakikatı söylemek. Müsbet harekette korkmamak. Haklı olduğu bir mes'elede korku göstermemek. İçtimai münasebetlerde girişkenlik.
ESARET: Esirlik. Kölelik. Kullara kendini teslim etmiş olmak. Başka milletten olanlara boyun eğmek.
ESARET-İ HAYVANÎ: Hayvanlara yakışır bir esirlik. Zulüm, işkence ve haksızlık içinde hayat geçirmek.
HASARET: Hasar. Alış-verişte zarar, ziyan. Yoldan sapmak. Sapıtmak. Dalâlete düşmek.
HASARET: Cıvık ve sulu şeyin koyulaşıp katılaşması. * Dahâmet peyda etme, irileşme.
HİNSARE: Küçük ve kısa.
HUSARE: Arpa, buğday ve pirinç gibi hububâtın kabuğundan düşen parçalar. * Her kabuklu nesnenin, kabuğundan ayrılıp temizlenmesi. * Şirâ sıkıntısı. * Her nesnenin fenâsı.
İHTİSAREN: İhtisar suretiyle, muhtasar olarak, kısaltarak, tafsilâtsız, kısaca.
İSARE: Esir etmek ve gezdirmek. * Bağ, bend.
İSARE: Koparmak, kaldırmak. * Tozu havaya kaldırmak.
İSTİNSAREN: Arka çıkarak. * Yardım ümid ederek.
İSTİSARE: Toz savurma, tozutmak, toz kaldırma. * Fesatçılık ve fitnecilik yapmak.
ISARE: Çadır kazığı. * Çadır ipi.
ISARET: Meylettirmek, eğmek.
KASARET: Kısalık. Kısa olma.
KESSARE: Çoğaltan. Artıran.
KISRA (KUSÂRE): Ekincilerin kesmik dedikleri başakta kalan buğday. Buğday çalkandığında kalbur içinde kalan kaba buğday başları.
KUSARE: Hususi hücre. * Gemilerde güvertelerin en üstündeki yarım güverte.
MERARET-İ ESARET: Esirliğin acılığı.
MUSAREA: Güreşçilik.
NÜSARE: Saçılan şey. * Yemek döküntüsü.
SARB (SAREB): Sütü birbiri üstüne sağmak. * Bevlini hapsetmek. * Çok ekşimiş süt. * "Zamk-ı talh" denilen ağaç sakızı.
TAHT-I ESARET: Esaret altı.
USARE: Vücud bezlerinden akan faydalı su. Sıkılmış şeylerden çıkan su. Öz su.
USARE-İ İNEB: Üzüm suyu. Şıra.
USARE-İ MİDEVİYE: Mide suyu, mide salgısı.
ÜSARE: (Bak: Usare)
YESARET: Zenginlik. * Kolaylık.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
SAR : f. Yer, mekân bildiren, birleşik kelimeler yapılan bir ek'tir. Bir şeyin kesretle bulunduğunu gösterir. Meselâ: Kühsar $ : Çok dağlık yer.
SA' : Çiy, rutubet, şebnem. * Kur'an-ı Kerim alfabesindeki dördüncü harfin adı.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...