Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| SEFE: | Kepek. |
| SEFEH: | Akılsızlık. |
| SEFELE: | (Sâfil. C.) Alçak kimseler. Aşağı kimseler. Alçaklar. |
| SEFEN: | Nasır. Sertlik, katılık, huşunet. |
| SEFENC: | Yeyni, hafif. |
| SEFER: | (Safer) Arabi ayların ikincisinin ismi. |
| SEFER: | Yolculuk. Muharebe. Harb. Muharebeye hazır bulunma hali. Def'a, kerre. Fık: Muayyen bir mesafeye gitmek. (Bak: Mukim) |
| SEFERBER: | f. Harbe hazırlık hali. Sefere hazırlık içinde olan asker ve bu askerin durumu. |
| SEFERCEL: | (C.: Sefâric) Ayva. |
| SEFERGÜZİN: | f. Yolculuk yapan, seyahat eden. |
| SEFERE: | Yazıcılar. |
| SEFERÎ: | Seferde olma hali. Harbe ait, muharebe ile alâkalı. Namazı kısaltmak veya oruç tutmak gibi sefere ait bir hâlde bulunmak. Fık: Ortalama 90 km. lik bir mesafeyi veya daha fazlasını giden seferi (müsafir) sayılır. Zıddı mukimdir. (Bak: Mukim) |
| İçerisinde 'SEFE' geçenler | |
| FELSEFE: | Yunanca (Philosophos)dan Arapçalaşmış. Feylesofların mesleği. * İlm-i hikmet. * Maddeyi, hayatı ve bunların çeşitli tezâhürlerini, sebeblerini, ilk unsurları ve gaye cihetinden inceleyen fikri çalışma ve bu çalışmaların neticelerini toplayan ilim. * Herkesin hususi fikri. Mantık. * Bir ilmin prensipleri. * Marifet ve hikmet sevgisi. * Meşhur bir feylesofa göre olan hususi prensipler, nazariyeler. * Tabiat, huy ve mizaç sakinliği; rahatlık. (Bak: Hikmet, Nokta-i nazar)(Hikmet-i felsefe ile hikmet-i Kur'aniyenin hayat-ı içtimaiye-i beşeriyeye verdiği terbiyeler: Amma hikmet-i felsefe ise hayat-ı içtimaiyede nokta-i istinadı, "kuvvet" kabul eder. Hedefi, "menfaat" bilir. Düstur-u hayatı, cidal tanır. Cemaatlerin râbıtasını "Unsuriyet, menfi milliyeti" tutar, Semerâtı ise, "Hevesât-ı nefsaniyeyi tatmin ve hâcât-ı beşeriyeyi tezyid"dir. Halbuki: Kuvvetin şe'ni, "Tecavüz" dür. Menfaatın şe'ni, her arzuya kâfi gelmediğinden üstünde "Boğuşmaktır." Düstur-u cidâlin şe'ni, "Çarpışmaktır." Unsuriyetin şe'ni, başkasını yutmakla beslenmek olduğundan; "Tecavüz"dür. İşte bu hikmettendir ki; beşerin saadeti selb olmuştur.Amma hikmet-i Kur'aniye ise, nokta-i istinadı, kuvvete bedel "hakk"ı kabul eder. Gayede menfaate bedel, "fazilet ve rızâ-yı İlâhî"yi kabul eder. Hayatta düstur-u cidal yerine, "düstur-u teavün" ü esas tutar. Cemaatlerin rabıtalarında: unsuriyet, milliyet yerine "râbıta-i dinî ve sınıfî ve vatanî" kabul eder. Gayâtı, hevesât-ı nefsaniyenin tecavüzâtına sed çekip, ruhu maaliyâta teşvik ve hissiyât-ı ulviyesini tatmin eder ve insanı kemâlât-ı insaniyeye sevkedip insan eder... Hakkın şe'ni, "ittifak"tır. Faziletin şe'ni, "tesanüt"tür. Düstur-u teavünün şe'ni, "birbirinin imdadına yetişmek"tir. Dinin şe'ni, "uhuvvet" tir, "incizab" dır. Nefsi gemlemekle bağlamak, ruhu kemâlâta kamçılamakla serbest bırakmanın şe'ni, "saadet-i dâreyn" dir... S.)(Dinsiz felsefe, hakikatsız bir safsatadır ve kâinata bir tahkirdir. S.) |
| FELSEFE-İ BEYAN: | Beyan İlmindeki kaidelerin vaz'ediliş sebeb ve gayelerinin açıklanması. |
| FELSEFE-İ TARİHİYYE: | Târih felsefesi. |
| HAZAR VE SEFER: | Barış ve muharebe zamanı. * Evde mukim olma ve yolculuk. |
| HÎN-İ SEFER: | Yolculuk. * Ölüm zamanı. Sefer zamanı. |
| MEKSEFE: | (Bak: Miksefe) |
| METAİB-İ SEFER: | Muhârebe veya yol yorgunlukları. |
| MİKSEFE: | (Kesâfet. den) İçine elektrik enerjisi yığılan âlet. (Kondansatör) |
| MÜDDET-İ SEFER: | Orta hâlli bir gidiş ile üç günlük yol, mesâfe. |
| NEVSEFER: | f. Yeni yolculuğa çıkan. |
| SALÂT-I SEFER: | Yola çıkıldığı zaman kılınan iki rekât namaz. |
| SEFEH: | Akılsızlık. |
| SEFELE: | (Sâfil. C.) Alçak kimseler. Aşağı kimseler. Alçaklar. |
| SEFEN: | Nasır. * Sertlik, katılık, huşunet. |
| SEFENC: | Yeyni, hafif. |
| SEFER: | (Safer) Arabi ayların ikincisinin ismi. |
| SEFER: | Yolculuk. * Muharebe. Harb. Muharebeye hazır bulunma hali. * Def'a, kerre. * Fık: Muayyen bir mesafeye gitmek. (Bak: Mukim) |
| SEFERBER: | f. Harbe hazırlık hali. * Sefere hazırlık içinde olan asker ve bu askerin durumu. |
| SEFERCEL: | (C.: Sefâric) Ayva. |
| SEFERGÜZİN: | f. Yolculuk yapan, seyahat eden. |
| SEFERE: | Yazıcılar. |
| SEFERÎ: | Seferde olma hali. Harbe ait, muharebe ile alâkalı. * Namazı kısaltmak veya oruç tutmak gibi sefere ait bir hâlde bulunmak. Fık: Ortalama 90 km. lik bir mesafeyi veya daha fazlasını giden seferi (müsafir) sayılır. Zıddı mukimdir. (Bak: Mukim) |
| SEFSEFE: | Nişasta, un gibi şeyleri eleme. |
| SEYR Ü SEFER: | Gidiş geliş. Trafik. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| SEFEH : | Akılsızlık. |
| SEF' : | Alâmet. İşaret. * Yandırmak. * Kara etmek. * Çekmek. |
| SEYF-İ BETTÂR : | Çok keskin kılıç. |