Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
SEHA: Büyük cüsseli. Azim-ül cüsse.
SEHA': Tıb: Beyin zarı.
SEHA: Cömertlik, el açıklığı.
SEHA: (C.: Sihâ) Ev içi. Her nesnenin kabuğu.
Yarasa kuşu.
SEHAB: (C.: Sehâib) Bulut.
Karanlık.
Bulut gibi uçuşan böcekler.
SEHAB-I MATİR: Yağmur bulutu.
SEHAB-I RAHMET: Rahmet bulutu.
SEHAB-ÜS SİKAL: Ağır yağmur bulutları.
SEHAB: Çağırgan, gürültücü kişi.
SEHAB-ALUD: f. Bulutlu.
SEHABE: Tek bulut.
SEHABÎ: Bulut ile alâkalı.
SEHAH: Yumuşak ve sıcak yer.
SEHAİB: (Sehâbe. C.) Bulutlar.
SEHALE: Altın, gümüş gibi değerli maddelerin kırıntıları.
SEHAM: Yaş ağaç.
Demir.
SEHAM: Sıcak günlerde havada iplik iplik olduğu hayâl edilen nesneler.
Sıcak esen rüzgâr.
SEHANE: Heyet.
Süs, ziynet.
Renk.
SEHANET: Kalınlık.
Sıklık.
Katılık, peklik.
SEHANET: Sıcaklık.
SEHAR: Bir havuç cinsi.
SEHAVET: (Bak: Sahavet)
SEHAY: Nâme üstüne nesne bağlamak.
Keşf etmek.
Kabuk soymak.
SEHAYA: (Sehâ. C.) Beyin zarları.
İçerisinde 'SEHA' geçenler
CUD U SEHAVET: Cömertlik ve eli açıklık, sahilik.
EFSAH-I FÜSEHÂ: Fasih ve güzel konuşanların en fasihi ve güzeli.
FÜSEHA: (Bak: Fusaha)
HENDESEHANE: f. Eskiden mühendis mektebi, teknik üniversitesi. * Bayındırlık ve belediye gibi dairelerin mühendislere mahsus şubesi.
HENDESEHANE-İ BAHRÎ: Bahriye Mektebinin ilk adıdır. Abdülhamid zamanında miladi 1773 yılında Cezayirli Hasan Paşa'nın teşebbüsüyle Tersane içinde açılmıştır. Okulun ilk baş muallimi, Türk riyaziyecisi Gelenbevi İsmail Efendi'dir.Şimdiki ismiyle "Gemi İnşa Mühendisliği" olan Bahriye Mektebi, 1795 senesinde daha muntazam ve mükemmel halde yeniden açılmıştır.
KÂSEHA: (Kâse. C.) Kâseler.
MİKSEHA: (C.: Mekâsih) Süpürge.
MÜNASEHA: Bir şeyi diğerine nakletmek. * Döndürmek. * Tebdil etmek, değiştirmek. * Huk: Bir vârisin, kendine bırakılan mirası alamadan ölmesi.
SEHA': Tıb: Beyin zarı.
SEHAB: (C.: Sehâib) Bulut. * Karanlık. * Bulut gibi uçuşan böcekler.
SEHAB-I MATİR: Yağmur bulutu.
SEHAB-I RAHMET: Rahmet bulutu.
SEHAB-ÜS SİKAL: Ağır yağmur bulutları.
SEHAB: Çağırgan, gürültücü kişi.
SEHAB-ALUD: f. Bulutlu.
SEHABE: Tek bulut.
SEHABÎ: Bulut ile alâkalı.
SEHAH: Yumuşak ve sıcak yer.
SEHAİB: (Sehâbe. C.) Bulutlar.
SEHALE: Altın, gümüş gibi değerli maddelerin kırıntıları.
SEHAM: Yaş ağaç. * Demir.
SEHAM: Sıcak günlerde havada iplik iplik olduğu hayâl edilen nesneler. * Sıcak esen rüzgâr.
SEHANE: Heyet. * Süs, ziynet. * Renk.
SEHANET: Kalınlık. * Sıklık. * Katılık, peklik.
SEHANET: Sıcaklık.
SEHAR: Bir havuç cinsi.
SEHAVET: (Bak: Sahavet)
SEHAY: Nâme üstüne nesne bağlamak. * Keşf etmek. * Kabuk soymak.
SEHAYA: (Sehâ. C.) Beyin zarları.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
SEHA' : Tıb: Beyin zarı.
SEYF-İ BETTÂR : Çok keskin kılıç.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...