Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| SELAM: | Ayıplardan, âfetten sâlim oluş. Selâmet, emniyet. Sulh. Asâyiş. Bütün korktuklarından emin olma. Allah'ın (C.C.) rızasına erişmek için mü'minlerin birbirlerine yaptığı dua. Mü'minler birbirleriyle karşılaştıklarında büyük küçüğe; yürüyen durana; azlık çokluğa; hayvan veya vasıta üzerinde olan yerde yürüyene; yüksekteki aşağıdakine "Selâmün aleyküm" der. Selâmı alan "Ve Aleykümüsselâm ve Rahmetullâhi ve Berekâtühu" diyerek cevap verir. Evvelâ selâm veren daha çok sevap kazanır. Selâm vermek sünnet, almak ise farzdır. İki cemaat birbiri ile karşılaşırsa; onlardan birisinin selâm vermesi sünnet-i kifaye, selâm alacak taraftan birisinin selâm alması farz-ı kifayedir. |
| SELAMAN: | Bir mekânın adı. Büyük ağaç. |
| SELAMET: | Kurtuluş, tehlikeden sâlim olmak. Korktuklarından, fenalıklardan kurtulmak. Neticede imân ile kabre girmek. Edb: Doğruluk, sağlamlık. |
| SELAMLIK: | (Bak: Harem) |
| İçerisinde 'SELAM' geçenler | |
| ALEYHİSSALATÜ VESSELAM: | Salât ve Selâm onun üzerine olsun, meâlinde Peygamberimiz Hazret-i Muhammed'in (A.S.M.) ismini duyunca söylenmesi sünnet olan bir duâdır. |
| ALEYKÜM-ÜS SELÂM: | Selâm sizin üzerinize olsun. (Bak: Selâm) |
| BİSELAMET-İL-EMR: | İşin kolaylıkla ve zahmetsiz yapılması. |
| DÂR-ÜS SELÂM: | Cennet. Selâmet ve eminlik yeri. * Bağdatın eski ismi. |
| DAR-ÜS SELAM: | Cennetin ikinci katı. * Cennet. Selâmet yeri. |
| İLYAS (ALEYHİSSELÂM): | Benî İsrail peygamberlerinden olup, Kur'an-ı Kerim'de ismi geçen ve Tevrat'ta "Ella" diye mezkûr olan bir Peygamberin ism-i mübarekidir. M.Ö. 9. asırda yaşamış olup ondan sonra Elyesa (A.S.) Peygamber olmuştur. İlyâs (A.S.), zamanının hükümdarıyla çok mücadele etmiş, çok zaman mağaralarda yaşamış, çok mu'cizeler göstermiştir. (Bak: Merâtib-i hayat) |
| MEDİNE-İ SELÂM: | Bağdat şehri. |
| NUH (ALEYHİSSELÂM): | Kur'an-ı Kerim'de adı geçen bir peygamber ismi. (Elli yaşında iken kavmini imana dâvete memur edilmiş ve kavmi kendisini dinlemediğinden, iman etmeyenlere ceza olarak dünyayı kaplayan su tufanı olmuş ve zâlimler mahvolmuşlar; iman edenler Nuh Peygamber'in (A.S.) yaptığı gemiye alınarak kurtulmuşlardır.) |
| RÂDD-ÜS SELÂM: | Başkasının verdiği selamı alan. |
| REDD-İ SELÂM: | Selâm verenin selâmını almak. |
| SELAMAN: | Bir mekânın adı. * Büyük ağaç. |
| SELAMET: | Kurtuluş, tehlikeden sâlim olmak. Korktuklarından, fenalıklardan kurtulmak. * Neticede imân ile kabre girmek. * Edb: Doğruluk, sağlamlık. |
| SELAMLIK: | (Bak: Harem) |
| SELLEMEHÜSSELAM: | Gelişi-güzel. Rastgele. |
| SIDK U SELÂMET: | Doğruluk ve selâmetlik için oluş. |
| VESSELÂM: | İşte o kadar, artık bitti, bundan sonra selâm. (Bak: Selâm) |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| SELAMAN : | Bir mekânın adı. * Büyük ağaç. |
| SELA' : | Bir acı ağaç. * Medine'de bir dağ. * Yarmak. Parçalamak. * Ayak yarığı. (Bu mânâya C.: Sülu) |
| SEL' : | Baş yarmak. |
| SEYF-İ BETTÂR : | Çok keskin kılıç. |