Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| SERAB: | Şaşkın hâle gelme. Çorak yerlerde, çölde sıcak ve ışığın te'siriyle ileride, yakında yahut ufukta su veya yeşillik var gibi görünme hâdisesi.(Ey serab-ı gururu, şarab-ı tahur zanneden Said-i hodfuruş! Hikmet, hayr-ı kesir olduğunu işittin. Fakat yanlış yola gitmiştin. Şu kitab-ı kâinatın hikmetini maânisinde aramadın. Gittin nukuşunda taharri ettin. R.N.) |
| SERABİL: | (Sirbâl. C.) Gömlekler. |
| SERABİSTAN: | f. Serap yeri. (Fâni, bekasız dünyadan kinayedir.) |
| İçerisinde 'SERAB' geçenler | |
| SERABİL: | (Sirbâl. C.) Gömlekler. |
| SERABİSTAN: | f. Serap yeri. (Fâni, bekasız dünyadan kinayedir.) |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| SERABİL : | (Sirbâl. C.) Gömlekler. |
| SERA : | Yer, toprak. Arz. * Malı çok olmak. Zengin olmak. |
| SER : | f. Baş. Tepe. Uç. Nihayet. Zirve. Gaye. * Baş, başkan, reis. |
| SEYF-İ BETTÂR : | Çok keskin kılıç. |