Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
SEVA: Beraber olma. Beraberlik. Denk, müsavi.
SEVA: Mukim olmak, ikamet etmek, oturmak.
Zayıf olmak.
SEVAB: Hayır. Hayırlı iş. Allah (C.C.) tarafından mükâfatlandırılacak doğruluk ve iyilik karşılığı. Allah'ın (C.C.) rızasını kazanmağa mahsus iyi amel.
SEVABIK: (Sâbıka. C.) Geçmiş şeyler. Geçmiş haller. Geçmişte işlenmiş suç ve kabahatlar.
SEVABİT: (Sâbite. C.) Merkezlerinden ayrılmaz görünen yıldızlar.
Sâbit olanlar, sâbitler.
SEVAD: Karaltı. Uzakta karaltı halinde görülen kalabalık.
Ekseri insanlar.
Şehir. Kasaba. Karye. Köy.
Karartı. Yazı karalama.
SEVAD-ÜL AYN: Göz bebeği.
SEVAD-I A'ZAM: Büyük şehir.
Mekke-i Mükerreme.
İnsanların ekseriyeti.(Maişetçe neden bu kadar muktesit yaşıyorsun? diyenlere cevaben: Ben sevad-ı azama tâbi olmak isterim, sevad-ı azam ise; bu kadar tedarik edebilir. Ben ekalliyet-i müsrifeye tâbi olmak istemem, demişlerdir.) (Tarihçe-i Hayat)
SEVAD-I MÜSLİMÎN: İslâm cemaatı.
SEVAD-ÜL KALB: Kalbin ortasında var olduğu farzedilen kara leke. (Bak: Süveyda-ül kalb)
SEVAFİL: (Sâfil. C.) Alçaklar. (İnsan ve yer hakkında kullanılır)
SEVAHİL: (Sahil. C.) Sahiller, yalılar. Deniz veya ırmak kenarları.
SEVAÎ: İpek kumaş.
SEVAİD: (Sâid. C.) Dirsekten bileğe kadar olan kısımlar.
SEVAİM: (Sâime. C.) Otlak hayvanları. Çayıra başı boş salınan hayvanlar.
Zekâtı icab eden koyun, keçi, sığır, deve gibi çift tırnaklı hayvanlar.
SEVAİYE: Yaramaz olmak.
Kederli ve gamkin olmak.
SEVAKIB: (Sâkibe. C.) Parlak yıldızlar.
SEVAKIT: (Sâkıta. C.) Düşükler, düşmüşler.
SEVAKÎ: (Sakıye. C.) Su yerleri, sâkiyeler.
SEVAKİN: (Sâkin. C.) Bir yerde oturanlar, sakin olanlar.
SEVALİF: (Sâlif ve Sâlife. C.) Geçmişler. Geçmiş insanlar.
SEVAM: Yabanda otlayıp gezen hayvan.
(Sâmme. C.) Zehirli hayvanlar.
SEVANİ: (Saniye. C.) Saniyeler.
İkinci derecede şeyler.
SEVANİH: (Sâniha. C.) İçe doğan fikirler.
SEVATI': (Sâtı. C.) Belli ve yüksek olan şeyler.
SEVATİR: (Sâtur. C.) Büyük bıçaklar, satırlar.
SEVAZİC: (Sâzec. C.) Sâde ve basit şeyler.
İçerisinde 'SEVA' geçenler
EHL-İ SEVAHİL: f. Sahilde, deniz veya göl kenarında yaşayanlar.
İ'TİKÂL-İ SEVÂHİL: Kıyıların aşınması.
SEVAB: Hayır. Hayırlı iş. Allah (C.C.) tarafından mükâfatlandırılacak doğruluk ve iyilik karşılığı. Allah'ın (C.C.) rızasını kazanmağa mahsus iyi amel.
SEVABIK: (Sâbıka. C.) Geçmiş şeyler. Geçmiş haller. Geçmişte işlenmiş suç ve kabahatlar.
SEVABİT: (Sâbite. C.) Merkezlerinden ayrılmaz görünen yıldızlar. * Sâbit olanlar, sâbitler.
SEVAD: Karaltı. Uzakta karaltı halinde görülen kalabalık. * Ekseri insanlar. * Şehir. Kasaba. Karye. Köy. * Karartı. Yazı karalama.
SEVAD-ÜL AYN: Göz bebeği.
SEVAD-I A'ZAM: Büyük şehir. * Mekke-i Mükerreme. * İnsanların ekseriyeti.(Maişetçe neden bu kadar muktesit yaşıyorsun? diyenlere cevaben: Ben sevad-ı azama tâbi olmak isterim, sevad-ı azam ise; bu kadar tedarik edebilir. Ben ekalliyet-i müsrifeye tâbi olmak istemem, demişlerdir.) (Tarihçe-i Hayat)
SEVAD-I MÜSLİMÎN: İslâm cemaatı.
SEVAD-ÜL KALB: Kalbin ortasında var olduğu farzedilen kara leke. (Bak: Süveyda-ül kalb)
SEVAFİL: (Sâfil. C.) Alçaklar. (İnsan ve yer hakkında kullanılır)
SEVAHİL: (Sahil. C.) Sahiller, yalılar. Deniz veya ırmak kenarları.
SEVAÎ: İpek kumaş.
SEVAİD: (Sâid. C.) Dirsekten bileğe kadar olan kısımlar.
SEVAİM: (Sâime. C.) Otlak hayvanları. Çayıra başı boş salınan hayvanlar. * Zekâtı icab eden koyun, keçi, sığır, deve gibi çift tırnaklı hayvanlar.
SEVAİYE: Yaramaz olmak. * Kederli ve gamkin olmak.
SEVAKIB: (Sâkibe. C.) Parlak yıldızlar.
SEVAKIT: (Sâkıta. C.) Düşükler, düşmüşler.
SEVAKÎ: (Sakıye. C.) Su yerleri, sâkiyeler.
SEVAKİN: (Sâkin. C.) Bir yerde oturanlar, sakin olanlar.
SEVALİF: (Sâlif ve Sâlife. C.) Geçmişler. Geçmiş insanlar.
SEVAM: Yabanda otlayıp gezen hayvan. * (Sâmme. C.) Zehirli hayvanlar.
SEVANİ: (Saniye. C.) Saniyeler. * İkinci derecede şeyler.
SEVANİH: (Sâniha. C.) İçe doğan fikirler.
SEVATI': (Sâtı. C.) Belli ve yüksek olan şeyler.
SEVATİR: (Sâtur. C.) Büyük bıçaklar, satırlar.
SEVAZİC: (Sâzec. C.) Sâde ve basit şeyler.
TABAKA-İ SEVÂBİT: Sabit bilinen yıldızlar tabakası.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
SEVAB : Hayır. Hayırlı iş. Allah (C.C.) tarafından mükâfatlandırılacak doğruluk ve iyilik karşılığı. Allah'ın (C.C.) rızasını kazanmağa mahsus iyi amel.
SEV' : Akmak.
SEYF-İ BETTÂR : Çok keskin kılıç.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...