Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| SULBÎ: | Birinin sulbünden gelme. Kendi evlâdı. Kendi oğlu. |
| SULBİYE: | Nesebi hâlis olan. |
| SULBİYET: | Katılık, sertlik. Taş gibi olmak. Cisimlerin katı hâli. Mc: Duygusuzluk. |
| İçerisinde 'SULBÎ' geçenler | |
| SULBİYE: | Nesebi hâlis olan. |
| SULBİYET: | Katılık, sertlik. Taş gibi olmak. * Cisimlerin katı hâli. * Mc: Duygusuzluk. |
| VELED-İ SULBÎ: | Öz oğul, evlenmekle hâsıl olan kendi soyundan gelen çocuk. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| SULBİYE : | Nesebi hâlis olan. |
| SULB : | Sert, katı. Taş gibi olan. * Omurga kemiği. * Sülâle, zürriyet. |
| SULAHFAT : | (C.: Selâhif) Kaplumbağa. |
| SURET-ÜL İNFİTAR : | Kur'an-ı Kerim'de seksenikinci Sure olup Mekkidir. |