| Kelime | Anlam |
|---|
| TÎG: | f. Kılıç, seyf. |
| TÎG-İ BÜRRAN: | Keskin kılıç. |
| TÎG-İ GUŞTİN: | Etten kılıç. Mc: Dil. |
| TÎGBEND: | f. Kılıç kuşanan, kılıç bağlayan. |
| TÎGDÂR: | f. Kılıç taşıyan, kılıçlı. |
| TÎGZEBAN: | f. Dili kılıç gibi olan. Tesirli söz söyleyen. |
| TÎGZEN: | f. Güzel kılıç kullanan. |
| İçerisinde 'TÎG' geçenler |
|---|
| HASR-I İŞTİGAL: | Bütün çalışmaları bir şeye hasretme. |
| İBTİGA: | Maksad, gaye. Taleb, arzu, istek. |
| İBTİGA-İ TE'VİL: | Te'vil maksadıyla. Te'vil ederek izahta bulunma. |
| İRTİGAB: | (Rağbet. den) Heveslendirme, isteklendirme, rağbet ettirme. |
| İSTİGASE: | Medet isteyiş. Yardım istemek. |
| İSTİGBAR: | (Gubar. dan) Tozlaşma. |
| İSTİGLAB: | Kemâle erme, olgunlaşma, gelişme. |
| İSTİGLAK: | Sözde durma. Kesin olarak pazarlık etme. |
| İSTİGLAL: | (Galle. den) Kirası veya mahsulü borca mukabil verilmek üzere bir mülkün rehine verilmesi. |
| İSTİGLAZ: | Bir şeyi galiz saymak, galiz bilmek. * Satın almaktan vazgeçmek. |
| İSTİGMAM: | Sarmak, sarılmak. |
| İSTİGNA: | Cenab-ı Hak'tan başka kimsenin minneti altına girmemek. * Gönül tokluğu. Elindekini kâfi bulmak. Zenginlik istememek. Muhtaç olmayıp zengin olmak. * Nazlanmak. * Azamet ve tekebbür etmek. |
| İSTİGNAM: | Ganimet araştırmak, ganimet isteklisi olmak. |
| İSTİGRAB: | Şaşırmak, garib bulmak, taaccüb etmek, tahayyür. |
| İSTİGRAK: | Gark olmak, dalmak. * Dalgınlık. * Ist: Seraba kapılmak. Manevî bir hal ile hayret ve taaccübden bayılmak derecesine gelmek. * Tas: Dalgınlıkla, zihni bütün bütün meşgul olmak. Aşk-ı İlâhî ile dünyayı unutup kendinden geçmek. * Gr: "El" harf-i ta'rifinin, isimleri umumi hale koyması. * Edb: Fazla mübalâğa. (Bak: Lâm-ı istiğrak) |
| İSTİGRAKKÂR: | f. Kendinden geçen, dalgın, müstağrak. Dalgın halde olan. |
| İSTİGŞA': | Bürünme, örtünme. |
| İSTİGŞAŞ: | Nasihat edip öğüt veren ve doğru söyleyen kimseyi düşman sanmak. |
| İSTİGZAB: | Öfkelendirme, kızdırma, gazaba getirme, hiddet ettirme. |
| İŞTİGAL: | Bir iş işlemek. Uğraşmak. Çalışmak. Meşgul olmak. |
| İŞTİGALAT: | (İştigal. C.) Meşguliyetler, çalışmalar, uğraşmalar. |
| KABZA-İ TÎG: | Kılıncın kabzası, sapı. |
| KEŞTÎGÂH: | f. Liman. Gemilerin barındığı yer. |
| KEŞTÎGER: | f. Gemi yapan veya tamir eden kimse. |
| KÜŞTÎGİR: | f. Pehlivan, güreşçi. |
| KÜŞTÎGİRÎ: | f. Pehlivanlık. |
| KEŞTÎGER: | f. Gemi yapan veya tamir eden kimse. |
| KÜŞTÎGİR: | f. Pehlivan, güreşçi. |
| KÜŞTÎGİRÎ: | f. Pehlivanlık. |
| TÎG-İ BÜRRAN: | Keskin kılıç. |
| TÎG-İ GUŞTİN: | Etten kılıç. * Mc: Dil. |
| TÎGBEND: | f. Kılıç kuşanan, kılıç bağlayan. |
| TÎGDÂR: | f. Kılıç taşıyan, kılıçlı. |
| TÎGZEBAN: | f. Dili kılıç gibi olan. Tesirli söz söyleyen. |
| TÎGZEN: | f. Güzel kılıç kullanan. |
| ZAHM-İ TÎG: | Kılıç yarası. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| TÎG-İ BÜRRAN : | Keskin kılıç. |
| TÎ' : | Kırk baş koyun. |