Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| TAHA: | ("Serdi" manasında fiil.) Yaymak, döşeyip düzgün sermek. Arzın hayata münasip şekilde döşenmesi. Düzgün arz. |
| TÂHÂ: | Kur'an-ı Kerim'de mukattaat-ı hurufiyeden olup Cenab-ı Hak ile Peygamberimiz (A.S.M.) arasında bir şifredir. Peygamberimizin (A.S.M.) bir ismidir. Mânası hakkında muhtelif rivayetler vardır. |
| TÂHÂ SURESİ: | Kur'an-ı Kerim'in 20. suresidir. Mekkîdir. |
| TAHA: | Bulut. |
| TAHA': | Döşenmiş ve yayılmış yer. Bir nebat cinsi. |
| TAHA': | Yüksek bulut. Gam, hüzün, keder. |
| TAHAB: | Birbiriyle sevişmek. |
| TAHABBUT: | Düşünmek. Aklını eksiltmek, fâsid etmek. |
| TAHABBÜB: | Sevgi göstermek, muhabbet beslemek. Bir kimseyi dost ittihaz etmek. Sevdirmeği istemek.(Aç canavara karşı tahabbüb, merhametini değil, iştihasını açar; hem de diş ve tırnağının kirasını da ister. M.) |
| TAHABBÜŞ: | Cem'olmak, toplanmak. |
| TAHACC: | Husumet etmek, düşmanlık yapmak, kin tutmak. |
| TAHACCÜM: | (Hacm. den) Büyüme, irileşme, hacim peyda etmek. |
| TAHACCÜR: | Taşlaşmak. Taş kesilmek. Donup kalmak. |
| TAHACCÜRAT: | (Tahaccür. C.) Taşlaşmalar, taş kesilmeler. |
| TAHACİ': | Eğlenmek. Tenbellik etmek. |
| TAHACU: | Hicvedişmek. Mesel söyleşmek. |
| TAHACÜC: | Hüccetleşmek. Birbirinden hüccet talep etmek, delil istemek. |
| TAHACÜZ: | Men'edişmek, karşılıklı engel olmak. |
| TAHADD: | Muhalefet edişmek, birbirine karşı gelmek. |
| TAHADDİ: | Meydan okuma. |
| TAHADDİ MU'CİZESİ: | Cenab-ı Hakk'ın, Resülüne inzal ettiği Kur'anın şeksiz, şüphesiz bir mu'cize-i ebediye olduğunu sarahaten göstermek için, şüphesi olanlara karşı "Kur'an'ın mislini ve nazirini yapın" diye meydan okuması. |
| TAHADDU': | (Hud'a. dan) Bilerek aldanma. |
| TAHADDÜB: | (C.: Tahaddübât) (Hadeb. den) Kamburlaşma. |
| TAHADDÜR: | (Hader. den) (Kadının) örtünme(si). Tesettür. Uyuşma, uyuşturulma. |
| TAHADDÜR: | (Hadr. dan) İnişe doğru akıp gitme. Yokuş aşağı hızla inme. |
| TAHADDÜR-İ MİYÂH: | Suların akıp gitmesi. |
| TAHADDÜS: | Yok iken peyda olmak. Ortaya çıkmak. Meydana gelmek. Olmak. Haber vermek, sezgi. |
| TAHADDÜS: | Bilmediği ve duymadığı ihbar ve havadisi idrak eylemek. Zan ve tahmin etmek. Sür'atle idrak etmek. |
| TAHADDÜŞ: | Tırmalanma. Üzüntü duyma. |
| TAHADU': | Aldanmış gibi görünme. |
| TAHADÜS: | Haberleşmek. |
| TAHAF: | İnce ve şeffaf bulut. |
| TAHAF: | Yüksek bulut. |
| TAHAFFUZ: | Korumak, sakınmak. Kendini muhafaza etmek. Barınmak. |
| TAHAFFUZÎ: | Korunma ile ilgili. |
| TAHAFFUZKÂR: | f. Korunan, sakınan. Kendisini muhafaza eden. |
| TAHAFFÜF: | (Hiffet. den) Hafiflemek. Hafif olmak. Ayağa mest gibi bir şey giymek. |
| TAHAİ: | Birbiriyle kardeş olmak. |
| TAHAKKUD: | Kin tutma, kin gütme. |
| TAHAKKUK: | Bir şeyin doğruluğunun meydana çıkması. Gerçekleşmek. Delil ile isbat edilmek. Sabit ve hakikat olduğu aşikâr olmak. |
| TAHAKKÜK: | Kaşınmak. Ovunmak. |
| TAHAKKÜM: | (Hüküm. den) Tekebbür, zorbalık etmek. Zorla hükmetmek.(Evet imanlı fazilet, medar-ı tahakküm olmadığı gibi, sebeb-i istibdad da olamaz. L.) |
| TAHAKKÜMÂT: | (Tahakküm. C.) Tahakkümler, zorbalıklar. |
| TAHAKKÜMÎ: | Mânasız iddia. Delilsiz, isbatsız haklılık dâva etmek, Mânasız mücerred dâva. |
| TAHAKÜM: | Hükmedişmek. |
| TAHALHUL: | Deprenmek, harekete gelmek. Aşağı etmek. |
| TAHALHUL: | (Halhal. dan) Ayağa bilezik takma. Bir cismin hacminin büyümesi, şişmesi. Hava cereyanı olması. |
| TAHALLİ: | (Halâ. dan) Boşalmak. Boş kalmak. Tenhaya çekilmek. Yalnız kalmak. |
| TAHALLİ: | (Halâvet. den) Kendi kendini donatmak. Süslenmek. |
| TAHALLUK: | Ahlâklanmak. İyi huy edinmek. Yüksek İslâmi ahlâkla ahlâklanmak. |
| İçerisinde 'TAHA' geçenler | |
| ADEM-İ TAHAYYÜZ: | Boşlukta yer kaplamamak. Mekândan münezzeh oluş. Yer ile bağlı olmamak. Hacmi olmayış. |
| FETHA (FETAHA): | (C.: Füteh-Fütuh-Fethât) Kaşı olmayan halka yüzük. * Büyük yüzük. * Tavşancıl kuşu. |
| FEVKATTAHAMMÜL: | (Fevk-at tahammül) Tahammülün üstünde, tahammül edilmez, dayanılmaz, dayanılması imkânsız. |
| FÜTAHA: | Hükmetmek. |
| GALAT-I TAHAKKÜMÎ: | Bir kelimenin gerek lâfzı ve gerekse mânası itibariyle herkesin kullandığı gibi kullanılmaması.Bu, başlıca üş şeyden olur:1- Nazımda vezne uydurmak için bir kelimenin telâffuzunu değiştirmek, hecesini uzatmak ve kısaltmak yahut harfini gizlemek.2- Çeşitli mânâları olan bir kelimeyi meşhur olmayan bir mânâda kullanmak.3- Gramere ait kaide hatası yapmak. Meselâ: Zen merde, civân pîre, keman tîrine muhtaçEczâ-yı cihân cümle biri bîrine muhtaçbeytindeki "bîr" kelimesinin hecesi uzatılarak galat-ı tahakkümî yapılmıştır. |
| İTAHA: | Bir şeyi tamamlama, yapıp bitirme, hazır etme. |
| ISTAHAR: | Havuz, küçük göl. Su birikintisi. |
| MABTAHA: | (C: Mebâtıh) Kavun karpuz ekecek yer. |
| MENATIK-I DUŞİZE-İ TAHAYYÜL: | Tahayyülün bâkir mıntıkaları. |
| MEYL-İ TAHADDÎ: | Meydan okuma meyli. Üstünlüğünü göstermek fikri. |
| MÜNATAHA: | Boynuzlu hayvanların birbiriyle vuruşması. Süsüşme. |
| MÜNTAHAB: | (Nahb. dan) (Bak: Müntehâb) |
| MÜSTAHAK: | Hak eden, hak etmiş. * Kendisi kazanmış. |
| MÜSTAHAZA: | (Bak: İstihaza) |
| NECASETTEN TAHARET: | Pislikten temizlenmek. (Bak: Taharet) |
| SUKATAHÂR: | f. Kırıntı, artık yiyen. |
| ŞATAHAT: | Mânevi sarhoşluk. * Kendinden geçer bir hâle gelmek ve böyle istiğrak hâlinde iken söylenen müvazenesiz sözler. |
| TÂHÂ SURESİ: | Kur'an-ı Kerim'in 20. suresidir. Mekkîdir. |
| TAHA': | Döşenmiş ve yayılmış yer. * Bir nebat cinsi. |
| TAHA': | Yüksek bulut. * Gam, hüzün, keder. |
| TAHAB: | Birbiriyle sevişmek. |
| TAHABBUT: | Düşünmek. * Aklını eksiltmek, fâsid etmek. |
| TAHABBÜB: | Sevgi göstermek, muhabbet beslemek. Bir kimseyi dost ittihaz etmek. Sevdirmeği istemek.(Aç canavara karşı tahabbüb, merhametini değil, iştihasını açar; hem de diş ve tırnağının kirasını da ister. M.) |
| TAHABBÜŞ: | Cem'olmak, toplanmak. |
| TAHACC: | Husumet etmek, düşmanlık yapmak, kin tutmak. |
| TAHACCÜM: | (Hacm. den) Büyüme, irileşme, hacim peyda etmek. |
| TAHACCÜR: | Taşlaşmak. Taş kesilmek. Donup kalmak. |
| TAHACCÜRAT: | (Tahaccür. C.) Taşlaşmalar, taş kesilmeler. |
| TAHACİ': | Eğlenmek. * Tenbellik etmek. |
| TAHACU: | Hicvedişmek. Mesel söyleşmek. |
| TAHACÜC: | Hüccetleşmek. Birbirinden hüccet talep etmek, delil istemek. |
| TAHACÜZ: | Men'edişmek, karşılıklı engel olmak. |
| TAHADD: | Muhalefet edişmek, birbirine karşı gelmek. |
| TAHADDİ: | Meydan okuma. |
| TAHADDİ MU'CİZESİ: | Cenab-ı Hakk'ın, Resülüne inzal ettiği Kur'anın şeksiz, şüphesiz bir mu'cize-i ebediye olduğunu sarahaten göstermek için, şüphesi olanlara karşı "Kur'an'ın mislini ve nazirini yapın" diye meydan okuması. |
| TAHADDU': | (Hud'a. dan) Bilerek aldanma. |
| TAHADDÜB: | (C.: Tahaddübât) (Hadeb. den) Kamburlaşma. |
| TAHADDÜR: | (Hader. den) (Kadının) örtünme(si). Tesettür. * Uyuşma, uyuşturulma. |
| TAHADDÜR: | (Hadr. dan) İnişe doğru akıp gitme. * Yokuş aşağı hızla inme. |
| TAHADDÜR-İ MİYÂH: | Suların akıp gitmesi. |
| TAHADDÜS: | Yok iken peyda olmak. Ortaya çıkmak. Meydana gelmek. Olmak. * Haber vermek, sezgi. |
| TAHADDÜS: | Bilmediği ve duymadığı ihbar ve havadisi idrak eylemek. Zan ve tahmin etmek. * Sür'atle idrak etmek. |
| TAHADDÜŞ: | Tırmalanma. * Üzüntü duyma. |
| TAHADU': | Aldanmış gibi görünme. |
| TAHADÜS: | Haberleşmek. |
| TAHAF: | İnce ve şeffaf bulut. |
| TAHAF: | Yüksek bulut. |
| TAHAFFUZ: | Korumak, sakınmak. Kendini muhafaza etmek. * Barınmak. |
| TAHAFFUZÎ: | Korunma ile ilgili. |
| TAHAFFUZKÂR: | f. Korunan, sakınan. Kendisini muhafaza eden. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| TÂHÂ SURESİ : | Kur'an-ı Kerim'in 20. suresidir. Mekkîdir. |
| TAH : | Hamur. |
| TA : | Kur'anın alfabesinde üçüncü harfin adıdır. Ebcedî değeri 400'dür. |