Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
TAHR: Uzaklaştırmak. Irak etmek.
Atmak.
Göz çapağını dışarı atmak.
Seri, hızlı.
Oku uzak giden yay.
TAHREBE: Ağaç kurdunun ağacı oyup delmesi.
TAHRİB: (C.: Tahribât) Harab etme, edilme. Yıkma. Bozma.
TAHRİBÂT: (Tahrib. C.) Tahribler, yıkıp bozmalar, harab etmeler.
TAHRİBKÂR: Tahrib eden, yıkan.
TAHRİC: (Huruc. dan) Çıkartma. Meydana koyma.
Şehadetname vermek.
Fık: Müçtehidlerin istinad ettikleri naslara, kaidelere, asıllara tatbikan şer'î hükümleri istihrac etmek. Bu tarz ile hüküm çıkarabilmek salâhiyetinde olanlara: Muharric, sahib-i tahric, ashâb-ı tahric denir.
TAHRİC: Darlık ve zahmet vermek, tazyik.
TAHRİF: (Harf. den) Harflerin yerini değiştirmek. Bozmak. Kalem karıştırmak.
Kendi menfaati veya başkasının zararı için bir ibârenin mânasını değiştirmek.
Başka tarafa meylettirmek.
TAHRİFÂT: (Tahrif. C.) Bozmalar. Kalem karıştırmalar.
TAHRİF: Genç bir adama bunaklık isnad etme.
TAHRİK: Kımıldatma. Kımıldatılma. Yerinden oynatma. Hareket ettirme.
Gr: Cezimli bir harfi harekeli okuma.
Yola çıkarma.
Azdırma, kışkırtma.
Uyandırma.
TAHRİK: Yarma, yarılma.
Yırtma, yırtılma.
TAHRİK: Yakma. Yakılma.
Susatma. Susatılma.
TAHRİK-AMİZ: f. Kışkırtıcı. Tahrik edici.
TAHRİKAT: Ayaklandırmalar, kışkırtmalar. Hareket ettirmeler.
TAHRİM: Haram kılma. Haram kılınma. Dince yasak edilme.
Kudsî sayarak yaklaşmayı yasak etme.
TAHRİM SURESİ: Kur'an-ı Kerim'in 66. Suresidir. "Lime tüharrimu" da denir. Medine'de nâzil olmuştur.
TAHRİM: Yarmak. Pâre pâre kesmek, parçalamak.
TAHRİME: Namaza başlanırken söylenen tekbir.
Hacıların ihrama bürünmeleri.
TAHRİMEN: Haram olarak. Harama yakın olarak.
TAHRİMEN MEKRUH: (Vâcibin zıddı) Harama yakın iş olup, zannî delil ile olan nehiydir.
TAHRİMÎ: (Tahrimiyye) Haramla ilgili, harama ait.
TAHRİM TEKBİRİ: İftitah tekbiri de denir. (Bak: İftitah tekbiri)
TAHRİR: Yazmak. Yazılmak. Kaydetmek.
Hürriyete kavuşturmak.
TAHRİR-İ RAKABE: Köle veya cariye azad etme.
TAHRİRÂT: Tahrirler. Yazı. Resmî mektup.
TAHRİREN: Yazmak suretiyle, yazı ile.
TAHRİS: (C.: Tahrisât) (Hırs. dan) Hırslandırma.
TAHRİS: Elbisenin eteğine konulan parça.
TAHRİS: Kendini hıfzetmek, kendini korumak.
TAHRİŞ: (C.: Tahrişât) Tırmalama. Yakıp kaşındırma.
Azdırma. Rencide etmek.
TAHRİŞ: Aldatıp kandırmak.
Koparmak.
TAHRİZ: (C.: Tahrizât) (Hırz. dan) Kışkırtma, kışkırtılma.
Kandırmak.
Koparmak.
İçerisinde 'TAHR' geçenler
ASHÂB-I TAHRİC: (Bak: Tahric)
BİTTAHRİK: Hareket ettirerek, oynatarak. * Kışkırtarak, teşvik ederek.
İFADE-İ TAHRİRİYE: Yazı ile anlatış.
MEYL-ÜT TAHRİB: Bozma ve yıkma isteği, meyli.
MÜSTAHREC: Alınmış, çıkarılmış, istihrâc edilmiş olan.
MÜSTAHRİC: (Huruc. dan) İstihrac eden, çıkaran. İbâreden mâna çıkarmak istidadında olan.
SÂHİB-İ TAHRİC: (Bak: Tahric)
TAHREBE: Ağaç kurdunun ağacı oyup delmesi.
TAHRİB: (C.: Tahribât) Harab etme, edilme. Yıkma. Bozma.
TAHRİBÂT: (Tahrib. C.) Tahribler, yıkıp bozmalar, harab etmeler.
TAHRİBKÂR: Tahrib eden, yıkan.
TAHRİC: (Huruc. dan) Çıkartma. Meydana koyma. * Şehadetname vermek. * Fık: Müçtehidlerin istinad ettikleri naslara, kaidelere, asıllara tatbikan şer'î hükümleri istihrac etmek. Bu tarz ile hüküm çıkarabilmek salâhiyetinde olanlara: Muharric, sahib-i tahric, ashâb-ı tahric denir.
TAHRİC: Darlık ve zahmet vermek, tazyik.
TAHRİF: (Harf. den) Harflerin yerini değiştirmek. Bozmak. Kalem karıştırmak. * Kendi menfaati veya başkasının zararı için bir ibârenin mânasını değiştirmek. * Başka tarafa meylettirmek.
TAHRİFÂT: (Tahrif. C.) Bozmalar. Kalem karıştırmalar.
TAHRİF: Genç bir adama bunaklık isnad etme.
TAHRİK: Kımıldatma. Kımıldatılma. Yerinden oynatma. Hareket ettirme. * Gr: Cezimli bir harfi harekeli okuma. * Yola çıkarma. * Azdırma, kışkırtma. * Uyandırma.
TAHRİK: Yarma, yarılma. * Yırtma, yırtılma.
TAHRİK: Yakma. Yakılma. * Susatma. Susatılma.
TAHRİK-AMİZ: f. Kışkırtıcı. Tahrik edici.
TAHRİKAT: Ayaklandırmalar, kışkırtmalar. Hareket ettirmeler.
TAHRİM: Haram kılma. Haram kılınma. Dince yasak edilme. * Kudsî sayarak yaklaşmayı yasak etme.
TAHRİM SURESİ: Kur'an-ı Kerim'in 66. Suresidir. "Lime tüharrimu" da denir. Medine'de nâzil olmuştur.
TAHRİM: Yarmak. Pâre pâre kesmek, parçalamak.
TAHRİME: Namaza başlanırken söylenen tekbir. * Hacıların ihrama bürünmeleri.
TAHRİMEN: Haram olarak. Harama yakın olarak.
TAHRİMEN MEKRUH: (Vâcibin zıddı) Harama yakın iş olup, zannî delil ile olan nehiydir.
TAHRİMÎ: (Tahrimiyye) Haramla ilgili, harama ait.
TAHRİM TEKBİRİ: İftitah tekbiri de denir. (Bak: İftitah tekbiri)
TAHRİR: Yazmak. Yazılmak. Kaydetmek. * Hürriyete kavuşturmak.
TAHRİR-İ RAKABE: Köle veya cariye azad etme.
TAHRİRÂT: Tahrirler. Yazı. Resmî mektup.
TAHRİREN: Yazmak suretiyle, yazı ile.
TAHRİS: (C.: Tahrisât) (Hırs. dan) Hırslandırma.
TAHRİS: Elbisenin eteğine konulan parça.
TAHRİS: Kendini hıfzetmek, kendini korumak.
TAHRİŞ: (C.: Tahrişât) Tırmalama. Yakıp kaşındırma. * Azdırma. Rencide etmek.
TAHRİŞ: Aldatıp kandırmak. * Koparmak.
TAHRİZ: (C.: Tahrizât) (Hırz. dan) Kışkırtma, kışkırtılma. * Kandırmak. * Koparmak.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
TAHREBE : Ağaç kurdunun ağacı oyup delmesi.
TAH : Hamur.
TA : Kur'anın alfabesinde üçüncü harfin adıdır. Ebcedî değeri 400'dür.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...