Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| TAHS: | Eliyle defetmek, eliyle itip kovmak. |
| TAHS: | İfsad etmek, bozmak. |
| TAHSA': | Toprak saçmak. |
| TAHSİB: | Ölüyü taş altına gömmek. |
| TAHSİB: | Ufak taşları mescide veya başka yere döşemek. |
| TAHSİF: | Nâlin yaptırmak. |
| TAHSİL: | Hâsıl etmek. İlim edinmek. İlim öğrenmek veya öğretmek için çalışmak. Vergi toplamak. Aşikâre eylemek. |
| TAHSİLÂT: | Devlet gelirlerinin toplanması. |
| TAHSİLDÂR: | f. Devlet gelirlerini vazifeli olarak toplayan, tahsil eden memur. |
| TAHSİM: | Kestirmek. Dağılmak. |
| TAHSİN: | (Hısn. dan) Kale gibi sağlamlaştırma. Muhafaza altına alma. |
| TAHSİN: | Beğenmek ve alkışlamak. Tezyin eylemek, güzelleştirmek. İyi ve güzel bulmak. |
| TAHSİN-İ KELÂM: | Bir sözü beğendiğini ifade etmek. Sözü güzelleştirmek. |
| TAHSİN-İ LÂFZ: | Lâfı süsleme, sözü güzelleştirme. |
| TAHSİNAT: | Alkışlamalar. Güzelleştirmeler. Beğenmeler.(Bilbedahe şöyle tahsinat ve tezyinat, onların Sâniinde gayet şiddetli bir irâde-i tahsin ve kasd-ı tezyin var olduğunu gösterir. Ve irade-i tahsin ve tezyin ise bizzarure o Sâni'de san'atına karşı kuvvetli bir rağbet ve kudsi bir muhabbet olduğunu gösterir. Ve masnuât içinde en câmi' ve letaif-i san'atı birden kendinde gösteren ve bilen ve bildiren ve kendini sevdiren ve başka masnuattaki güzellikleri mâşâallâh deyip istihsan eden bilbedahe o san'atperver ve san'atını çok seven Sâni'in nazarında en ziyade mahbub, O olacaktır. S.) |
| TAHSİNHÂN: | f. Aferin diyen. Beğenip alkışlayan. |
| TAHSİNKERDE: | f. Beğenilmiş. |
| TAHSİR: | Hasret bırakma. Hasret etme. Kuşun tüyünü bırakması, dökmesi. |
| TAHSİR: | (Hasar. dan) Zarara sokma, ziyana uğratma. |
| TAHSİR: | İnce belli etmek. |
| TAHSİS: | Rağbet ettirmek. Meylettirmek, yöneltmek. |
| TAHSİS: | (Husus. dan) Belli bir gaye için kullanmak. Bir şey veya bir kimse için ayırmak. Kredi. Tazminat. |
| TAHSİSAT: | Bir kimse veya bir daire için ayrılmış para veya mal. |
| TAHSİSAT-I MESTURE: | (Bak: Mesture) |
| TAHSİSEN: | Tahsis suretiyle. Hele, en çok. |
| İçerisinde 'TAHS' geçenler | |
| ALETTAHSİS: | Hususi olarak, bilhassa, hele, en çok. |
| BE-TAHSİS: | Hele, hususiyle. |
| HOCA TAHSİN EFENDİ (FİLÂTÎ): | (Vefatı: Mi. 1880) Yanya civarından (Filâtlı) olup Osmanlı Alimlerinin sonuncularındandır. Tarih-i Tekvin ve Esas-ı İlm-i Hayat gibi eserleri vardır. |
| LÂM-ÜT-TAHSİS VE TEMELLÜK: | Ait olma ve sâhib bulunmayı bildirir. (Bak: Li) |
| Lİ-ECL-İT-TAHSİL: | Okumak için, tahsil yapmak için. |
| MÜMTENİ-ÜT TAHSİL: | Tahsili, elde edilmesi mümkün olmayan. |
| MÜSTAHSAL: | (C.: Müstahsalât) (Hâsıl. dan) Yetiştirilmiş, hâsıl olmuş, üretilmiş. |
| MÜSTAHSEN: | Beğenilen. Güzel ve herkesin beğendiği. * Dinimizin güzel gördüğü şeylerin her biri. |
| MÜSTAHSİL: | (Hâsıl. dan) Yetiştiren, hâsıl eden, husule getiren, elde eden. Üretici. |
| MÜSTAHSİLÎN: | (Müstahsil. C.) Yetiştirenler, müstahsiller, üreticiler. |
| MÜSTAHSİN: | Beğenen, iyi gören, iyi bulan. |
| MÜSTAHSİNÂNE: | f. Beğenerek, beğenmek suretiyle, beğenircesine. |
| MÜSTAHSİR: | Yorulup halsiz düşen. |
| MÜŞKİL-ÜT TAHSİL: | Elde edilmesi, tahsili zor olan. Kolay tahsil edilemeyen. |
| TAHSA': | Toprak saçmak. |
| TAHSİB: | Ölüyü taş altına gömmek. |
| TAHSİB: | Ufak taşları mescide veya başka yere döşemek. |
| TAHSİF: | Nâlin yaptırmak. |
| TAHSİL: | Hâsıl etmek. * İlim edinmek. İlim öğrenmek veya öğretmek için çalışmak. * Vergi toplamak. * Aşikâre eylemek. |
| TAHSİLÂT: | Devlet gelirlerinin toplanması. |
| TAHSİLDÂR: | f. Devlet gelirlerini vazifeli olarak toplayan, tahsil eden memur. |
| TAHSİM: | Kestirmek. * Dağılmak. |
| TAHSİN: | (Hısn. dan) Kale gibi sağlamlaştırma. * Muhafaza altına alma. |
| TAHSİN: | Beğenmek ve alkışlamak. * Tezyin eylemek, güzelleştirmek. * İyi ve güzel bulmak. |
| TAHSİN-İ KELÂM: | Bir sözü beğendiğini ifade etmek. Sözü güzelleştirmek. |
| TAHSİN-İ LÂFZ: | Lâfı süsleme, sözü güzelleştirme. |
| TAHSİNAT: | Alkışlamalar. Güzelleştirmeler. Beğenmeler.(Bilbedahe şöyle tahsinat ve tezyinat, onların Sâniinde gayet şiddetli bir irâde-i tahsin ve kasd-ı tezyin var olduğunu gösterir. Ve irade-i tahsin ve tezyin ise bizzarure o Sâni'de san'atına karşı kuvvetli bir rağbet ve kudsi bir muhabbet olduğunu gösterir. Ve masnuât içinde en câmi' ve letaif-i san'atı birden kendinde gösteren ve bilen ve bildiren ve kendini sevdiren ve başka masnuattaki güzellikleri mâşâallâh deyip istihsan eden bilbedahe o san'atperver ve san'atını çok seven Sâni'in nazarında en ziyade mahbub, O olacaktır. S.) |
| TAHSİNHÂN: | f. Aferin diyen. Beğenip alkışlayan. |
| TAHSİNKERDE: | f. Beğenilmiş. |
| TAHSİR: | Hasret bırakma. Hasret etme. * Kuşun tüyünü bırakması, dökmesi. |
| TAHSİR: | (Hasar. dan) Zarara sokma, ziyana uğratma. |
| TAHSİR: | İnce belli etmek. |
| TAHSİS: | Rağbet ettirmek. Meylettirmek, yöneltmek. |
| TAHSİS: | (Husus. dan) Belli bir gaye için kullanmak. * Bir şey veya bir kimse için ayırmak. * Kredi. Tazminat. |
| TAHSİSAT: | Bir kimse veya bir daire için ayrılmış para veya mal. |
| TAHSİSAT-I MESTURE: | (Bak: Mesture) |
| TAHSİSEN: | Tahsis suretiyle. * Hele, en çok. |
| VASF-I TAHSİNÎ: | Bir şeyin mahiyetini beyan etmekten ziyade lâfzını süslemek için kullanılan sıfatlar. Bunlar haşv-i melih kabilindendir. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| TAHSA' : | Toprak saçmak. |
| TAH : | Hamur. |
| TA : | Kur'anın alfabesinde üçüncü harfin adıdır. Ebcedî değeri 400'dür. |