Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| TÂKA: | Kubbeli mahfe. Pencere. Takat. Güç, kuvvet, iktidar. |
| TAKA: | İki-üç kişi ile idare edilen küçük yelkenli. |
| TAKA: | Korkutmak. Hazer etmek, çekinmek, korunmak. |
| TAKABBUH: | Çirkinlik. |
| TAKABBUZ: | (C.: Takabbuzât) (Kabz. dan) Toplanıp çekilme. Büzülme. Kabız olmak, peklik. |
| TAKABBÜB: | Binaya kubbe yapmak. |
| TAKABBÜL: | (Kabul. den) Kabullenme. Üstüne alma. Bir şeyi taahhüd ve iltizam etme. Öpülme. |
| TAKABUZ: | Kabz edişmek. |
| TAKADDES: | Mukaddes olsun (mânasında). |
| TAKADDÜM: | (Kıdem. den) Önde bulunma. İleri geçme. Zaman veya mevki bakımından ileride olma. |
| TAKADDÜS: | Mübarek kılmak. Kudsî kılmak. Çok temiz olma. Mukaddes olma. |
| TAKADİ: | Birbirine hakkını vermek. |
| TAKADU': | Birbirine süngü ile vurmak. |
| TAKADÜM: | Üzerinden zaman geçmek. |
| TAKAFFÜL: | Kapamak. Kilitlemek. Tilki eniği. |
| TAKAFKUF: | Titremek. |
| TAKAHHUM: | Ansızdan bir nesneye dühul edip girmek. |
| TAKAHHUR: | Kahrolmak. |
| TAKAHHÜL: | şikâyet etmek. |
| TAKA'KU': | Deprenmek, hareket etmek. Ötmek. |
| TAKALİ: | Birbirini düşman kabul etmek. |
| TAKALKUL: | Deprenmek, hareket etmek. |
| TAKALLU': | Ayağını kuvvetiyle kaldırmak. Yerinden kopmak. |
| TAKALLUS: | Kısa olmak, kısalmak. Toplanmak, cem'olmak. |
| TAKALLÜB: | Bir taraftan diğer tarafa dönmek. Bir halden başka bir hale değişmek. Başka kalıba girmek. |
| TAKALLÜD: | (C.: Takallüdât) (Kald. dan) Bir işi üstüne almak. Takınma, kuşanma. Gerdanlık veya muska gibi boyuna geçirme. (Kılıç) kuşanma. |
| TAKALLÜL: | (Kıllet. den) Azalma, az olma. |
| TAKALLÜS: | Kasılma. Bir şeyin büzülüp gerilmesi. Bir uzvun çekilip toplanması. Kıvrılma. |
| TAKAMMÜL: | Bitlenme. Bitli olma. |
| TAKAMMÜM: | Evin süprüntüsünü ayırmak. |
| TAKAMMÜS: | Gömlek giymek. |
| TAKAMÜR: | Kumar oynamak. |
| TAKANNU': | Başına örtü örtmek. |
| TAKANNÜN: | Kanunlaşma. Değişmez halde, kat'i olarak belirme. |
| TAKARR: | Birbiriyle kararlaşmak. |
| TAKARRUH: | (Karh. dan) Yara derinleşip büyüme. Yara çıban olma. |
| TAKARRÜB: | Yakınlaşmak. Yaklaşmak. Zamanı gelmek. Vakti yakın olmak. |
| TAKARRÜM: | Tatlı tatlı yeme. |
| TAKARRÜR: | Kararı verilmek. Yerleşmek. Kararlaşmak. |
| TAKARRÜŞ: | Kesbetmek, almak, kazanmak. |
| TAKARU': | Kur'a atışmak. |
| TAKARÜB: | Birbirine yakın olmak. |
| TAKAS: | Vereceğini alacağına karşılık tutmak suretiyle ödeşmek, sayışmak, değişmek. |
| TAKASSİ: | Bir şeyin aslını esasını araştırma. |
| TAKASSU': | Dühul etmek, girmek. |
| TAKASSUF: | Kırılmak. |
| TAKASUR: | (Kasr. dan) Bir işi mümkün iken yapmama. Esirgeme. |
| TAKASÜM: | Kısmet edişmek. Birbirine yemin vermek. |
| TAKAŞKUŞ: | Hastanın iyi olması. Derinin soyulması. Her yerden yiyecek istemek. |
| TAKAŞŞU': | Havanın açılması. |
| İçerisinde 'TAKA' geçenler | |
| ADEM-İ TAKAYYÜD: | Kayıtsızlık. Bir şeye bağlı olmayış. Kıymet vermemek. Üzerine almamak. |
| ALÂ-KADR-İT-TAKA: | Güç yettiği kadar. |
| BITAKA: | (C.: Batâik) Varaka, pusla kâğıdı. |
| BİTAKA: | Küçük parça. (Üzerinde kumaşın fiatını yazıp kumaş içine koyarlar.) |
| BUTAKAT: | (C.: Bevatık) Pota dedikleri kap ki içinde maden eritirler. |
| HATAKÂR: | f. Yanlışlık yapan, hatâ eden, yanılan. |
| ITAKA: | Güç etmek, zorlaştırmak. |
| MINTAKA: | (Mıntıka) Muayyen bir yer. Havali. Taraf. Kısım. Kuşak. Kenar. Yeryüzünde bir kısım. Bölge. |
| MINTAKA-İ MEMNUA: | Yasak bölge. |
| MUSTAKA: | Sakız. |
| MU'TAK (MU'TAKA): | Serbest bırakılmış köle, câriye veya esir. |
| MÜSTAKARR: | (Karar. dan) Karar bulan, bir yerde sabit ve sakin olan. Kararlı. * Karargâh. Durulan yer. |
| MÜŞTAKANE: | f. şevkle, çok isteyerek, severcesine. |
| TAKABBUH: | Çirkinlik. |
| TAKABBUZ: | (C.: Takabbuzât) (Kabz. dan) Toplanıp çekilme. Büzülme. * Kabız olmak, peklik. |
| TAKABBÜB: | Binaya kubbe yapmak. |
| TAKABBÜL: | (Kabul. den) Kabullenme. Üstüne alma. Bir şeyi taahhüd ve iltizam etme. * Öpülme. |
| TAKABUZ: | Kabz edişmek. |
| TAKADDES: | Mukaddes olsun (mânasında). |
| TAKADDÜM: | (Kıdem. den) Önde bulunma. İleri geçme. * Zaman veya mevki bakımından ileride olma. |
| TAKADDÜS: | Mübarek kılmak. Kudsî kılmak. * Çok temiz olma. * Mukaddes olma. |
| TAKADİ: | Birbirine hakkını vermek. |
| TAKADU': | Birbirine süngü ile vurmak. |
| TAKADÜM: | Üzerinden zaman geçmek. |
| TAKAFFÜL: | Kapamak. * Kilitlemek. * Tilki eniği. |
| TAKAFKUF: | Titremek. |
| TAKAHHUM: | Ansızdan bir nesneye dühul edip girmek. |
| TAKAHHUR: | Kahrolmak. |
| TAKAHHÜL: | şikâyet etmek. |
| TAKA'KU': | Deprenmek, hareket etmek. * Ötmek. |
| TAKALİ: | Birbirini düşman kabul etmek. |
| TAKALKUL: | Deprenmek, hareket etmek. |
| TAKALLU': | Ayağını kuvvetiyle kaldırmak. * Yerinden kopmak. |
| TAKALLUS: | Kısa olmak, kısalmak. * Toplanmak, cem'olmak. |
| TAKALLÜB: | Bir taraftan diğer tarafa dönmek. * Bir halden başka bir hale değişmek. * Başka kalıba girmek. |
| TAKALLÜD: | (C.: Takallüdât) (Kald. dan) Bir işi üstüne almak. * Takınma, kuşanma. Gerdanlık veya muska gibi boyuna geçirme. * (Kılıç) kuşanma. |
| TAKALLÜL: | (Kıllet. den) Azalma, az olma. |
| TAKALLÜS: | Kasılma. Bir şeyin büzülüp gerilmesi. Bir uzvun çekilip toplanması. Kıvrılma. |
| TAKAMMÜL: | Bitlenme. Bitli olma. |
| TAKAMMÜM: | Evin süprüntüsünü ayırmak. |
| TAKAMMÜS: | Gömlek giymek. |
| TAKAMÜR: | Kumar oynamak. |
| TAKANNU': | Başına örtü örtmek. |
| TAKANNÜN: | Kanunlaşma. Değişmez halde, kat'i olarak belirme. |
| TAKARR: | Birbiriyle kararlaşmak. |
| TAKARRUH: | (Karh. dan) Yara derinleşip büyüme. * Yara çıban olma. |
| TAKARRÜB: | Yakınlaşmak. Yaklaşmak. * Zamanı gelmek. Vakti yakın olmak. |
| TAKARRÜM: | Tatlı tatlı yeme. |
| TAKARRÜR: | Kararı verilmek.* Yerleşmek. Kararlaşmak. |
| TAKARRÜŞ: | Kesbetmek, almak, kazanmak. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| TAKABBUH : | Çirkinlik. |
| TÂK : | Bina kemeri. Yarım daire şeklinde kapı ve pencere üstü. Çardak. Kubbe. Kavisli bina. Eyvan. |
| TA : | Kur'anın alfabesinde üçüncü harfin adıdır. Ebcedî değeri 400'dür. |