Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
TALE: (Tavl. dan) "Uzun olsun" mânâsındadır.
TALEB: İsteme. İstenme. Dileme. İstek.
TALEB-İ RÜ'YET: Görmeyi istemek. Hz. Musa'nın (A.S.) Cenab-ı Hakk'ı görmek istemesi.
TALEBDÂR: f. Alacaklı.
TALEBE: (Tâlib. C.) İstekliler.
Şakird. Tahsile çalışan. Öğrenen. Öğrenci.
TALEBE-İ ULÛM: Yüksek dinî ilimleri okuyan talebe. (Bak: Âlem-i berzah)(İmam-ı Şâfiî (K.S.) gibi büyük zâtlar: "Talebe-i ulûmun hattâ uykusu dahi ibadet sayılır." diye ziyade ehemmiyet vermişler. Ş.)
TALEBKÂR: f. İstekli, talebli, arzulu.
TALEF: Fazl. Atâ, hediye, bahşiş, hibe.
Kanı heder olmak.
TALEL: (C.: Tulul-Atlâl) Yıkılmış binada kalan duvar temeli.
İçerisinde 'TALE' geçenler
ATALET: (Utlet) Boş durma. Tembellik. İşsizlik. Hurma salkımı.(En bedbaht, en muztarib, en sıkıntılı işsiz adamdır. Zirâ, atâlet, ademin birâderzâdesidir. Sa'y, vücudun hayatı ve hayatın yakazasıdır. M.)
ATALET KANUNU: Fiz: Duran bir cisim, bir kuvvetin etkisi olmadan hareket edemez; ve hareket hâlindeki bir cisim, bir kuvvetin etkisi olmadan hızını ve yönünü değiştiremez.
BATALESE: Ptolemeos soyundan gelen hükümdarlar.
BATALET: Avarelik. İşsizlik. * Boş şeyler söylemek. * Bahadırlık. Cesurluk. Cesâret.
BETALET: (Bak: Batalet)
GAYTALE: (C: Gıytal) Sık bitmiş olan ağaç. * Seslerin karışması.
HEYTALE: (C.: Heyâtıl) Helva kazanı.
İBTALE: Bâtıl ve boş şey.
İSTİTALE: Uzanmak. Uzantı. Uzayıp gitmek. * Birisi üzerine faziletlilik dâvasında bulunmak. * Tecvidde: Harf okunduğunda sesin imtidadına, uzamasına denir. Bu harfe müstatıl harfi de denir. Bu sıfat Dad harfine aittir. * Tıb: Vücutta bazı organların uzaması.
İTALE: Uzatmak. Sözü uzun etmek. Tatvil-i kelâm etmek. * Birini zemmetmek, ayıplamak.
İTALE-İ DEST: El uzatma, hıyânet etme.
İTALE-İ LİSÂN: Dil uzatma, kötü şeyler söyleme.
KARTALE: Eşek yükünün dengi.
KIRTALE: (C.: Kırtâl) Yemiş toplamakta kullanılan sepet.
KÜTALE: Ağırlık, sıklet.
MİRTAL (MİRTALE): Bulaşmak.
MUHTALE: Hileci ve dalavereci kadın.
MUTALEBAT: (Mutâlebe. C.) (Taleb. den) İstenilen şeyler. İstekler.
MUTALEBE: (C.: Mutâlebât) (Taleb. den) Hakkını isteme, talebde bulunma. * Dâvâ, iddia.
MÜTALEBE: (C.: Mütalebât) Hakkını isteme. İddia, dâvâ.
TALEB: İsteme. İstenme. Dileme. İstek.
TALEB-İ RÜ'YET: Görmeyi istemek. Hz. Musa'nın (A.S.) Cenab-ı Hakk'ı görmek istemesi.
TALEBDÂR: f. Alacaklı.
TALEBE: (Tâlib. C.) İstekliler. * Şakird. Tahsile çalışan. Öğrenen. Öğrenci.
TALEBE-İ ULÛM: Yüksek dinî ilimleri okuyan talebe. (Bak: Âlem-i berzah)(İmam-ı Şâfiî (K.S.) gibi büyük zâtlar: "Talebe-i ulûmun hattâ uykusu dahi ibadet sayılır." diye ziyade ehemmiyet vermişler. Ş.)
TALEBKÂR: f. İstekli, talebli, arzulu.
TALEF: Fazl. Atâ, hediye, bahşiş, hibe. * Kanı heder olmak.
TALEL: (C.: Tulul-Atlâl) Yıkılmış binada kalan duvar temeli.
ZİNDAN-I ATÂLET: Atâlet zindanı. (Bak: Himmet)
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
TALEB : İsteme. İstenme. Dileme. İstek.
TAL : f. Bakır veya gümüş tepsi. * (Parmaklara takılan) zil.
TA : Kur'anın alfabesinde üçüncü harfin adıdır. Ebcedî değeri 400'dür.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...