Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| TAVA: | Darı. |
| TAVADDU': | Abdest almak. |
| TAVAF: | Ziyaret etmek. Ziyaret maksadiyle etrafında dolaşmak. Hacıların Kâbe etrafında yedi defa dolaşmaları. |
| TAVAGGUL: | Çok meşgul olmak, uğraşmak, kendini birşeye tamamen vermek. |
| TAVAGİ: | (Tâgut. C.) Putlar. Tâgutlar. |
| TAVAHİ: | Lâşe etrafında dolaşıp uçuşan akbaba kuşları. |
| TAVAHİN: | (Tâhine. C.) Azı dişleri, öğütücü dişler. |
| TAVAHİN: | (Tâhun ve Tâhune. C.) Öğütülmüş şeyler. Su değirmenleri. |
| TAVAİF: | (Taife. C.) Gruplar. Milletler, kavimler. Bölükler. |
| TAVAİF-İ MÜLÛK: | Abbasi Devletinin parçalanması ile meydana gelen küçük devletler. |
| TAVALİ': | (Tâli'. C.) Kısmetler, bahtlar, tâlihler. |
| TAVAMİR: | Tomarlar. |
| TAVARIK: | (Târika. C.) Gece gelen belâlar. |
| TAVASİM: | (Tavâsin) : Kur'an-ı Kerim'den tâ-sin, tâ-sin-mim sureleri. |
| TAVASSUB: | Hastalanıp perişan olma. |
| TAVASSUL: | (Bak: Tevessül) |
| TAVASSUL: | (Bak: Tevassul) |
| TAVASSUT: | Ara bulma için araya girmek. Aracılık. Vasıtalık. İyi ile kötü arasında mu'tedil olanını almak. |
| TAVAŞİ: | (C.: Tavâşiye) Tar: Hadım ağası. Harem ağası. |
| TAVAŞİR: | Tebeşir. |
| TAVATTUN: | Bir yeri vatan edinmek. Bir yerde yerleşmek. |
| TAVATU': | Muvafık olmak, uygun olmak. |
| TAVAUD: | Sözleşmek. |
| TAVA'UR: | Güçlük, zorluk. |
| TAVAVİS: | (Tavus. C.) Tavus kuşları. |
| TAVA'VU': | Tilki, çakal, kurt ve köpeğin ürümeleri. |
| TAVAZZU': | Abdest alma. |
| TAVAZZUH: | Açıklanmak. Aydınlanmak. Kesb-i vuzuh etmek. Ruşenlik ve ayânlık peyda etmek. |
| İçerisinde 'TAVA' geçenler | |
| BAHR-İ MUTAVASSIT: | Akdeniz. |
| Fİ'L-İ MUTÂVAAT: | Mâlum sigasında olduğu halde müteaddi bir fiilin mechulü gibi mânası olan fiildir. (Sevinmek, dövünmek gibi) |
| HATAVAT: | (Hatvât - Hatuvât - Hutuvât olarak da yazılır) (Hatve. C.) Adımlar, hatveler. (Bak: Hutuvât) |
| MUTAVAAT: | İtaat etme. Baş eğme. Tâbi' olma. * Gr: Fâilleri ile mef'ulleri bir olan fiil. |
| MUTAVASSIL: | (Vasl. dan) Ulaşan, eren, kavuşan, vâsıl olan. |
| MUTAVASSIT: | Ortada vasıtalık eden. Arada ıslâh edici olan. * Orta derecede. Orta hâlli. * Sebeb. * İyi ile kötü arasındakini alan. |
| MUTAVASSIT-ÜL KAME: | Orta boylu. |
| MUTAVASSITÎN: | (Mutavassıt. C.) Aracılar, tavassut edenler, vasıta olanlar. * Orta hâlliler. |
| MUTAVASSIT SURELER: | (Bak: Evsat-ı mufassal) |
| MUTAVATTIN: | Yerleşmiş. Vatan eylemiş. Vatan eyleyen. |
| MUTAVATTINÎN: | Vatan yapanlar, bir yere yerleşenler. |
| MUTAVAZZIH: | (Vuzuh. dan) Açıklanan, açık olan, tavazzuh eden. |
| TAVADDU': | Abdest almak. |
| TAVAF: | Ziyaret etmek. Ziyaret maksadiyle etrafında dolaşmak. * Hacıların Kâbe etrafında yedi defa dolaşmaları. |
| TAVAGGUL: | Çok meşgul olmak, uğraşmak, kendini birşeye tamamen vermek. |
| TAVAGİ: | (Tâgut. C.) Putlar. Tâgutlar. |
| TAVAHİ: | Lâşe etrafında dolaşıp uçuşan akbaba kuşları. |
| TAVAHİN: | (Tâhine. C.) Azı dişleri, öğütücü dişler. |
| TAVAHİN: | (Tâhun ve Tâhune. C.) Öğütülmüş şeyler. * Su değirmenleri. |
| TAVAİF: | (Taife. C.) Gruplar. Milletler, kavimler. Bölükler. |
| TAVAİF-İ MÜLÛK: | Abbasi Devletinin parçalanması ile meydana gelen küçük devletler. |
| TAVALİ': | (Tâli'. C.) Kısmetler, bahtlar, tâlihler. |
| TAVAMİR: | Tomarlar. |
| TAVARIK: | (Târika. C.) Gece gelen belâlar. |
| TAVASİM: | (Tavâsin) : Kur'an-ı Kerim'den tâ-sin, tâ-sin-mim sureleri. |
| TAVASSUB: | Hastalanıp perişan olma. |
| TAVASSUL: | (Bak: Tevessül) |
| TAVASSUL: | (Bak: Tevassul) |
| TAVASSUT: | Ara bulma için araya girmek. Aracılık. Vasıtalık. * İyi ile kötü arasında mu'tedil olanını almak. |
| TAVAŞİ: | (C.: Tavâşiye) Tar: Hadım ağası. Harem ağası. |
| TAVAŞİR: | Tebeşir. |
| TAVATTUN: | Bir yeri vatan edinmek. Bir yerde yerleşmek. |
| TAVATU': | Muvafık olmak, uygun olmak. |
| TAVAUD: | Sözleşmek. |
| TAVA'UR: | Güçlük, zorluk. |
| TAVAVİS: | (Tavus. C.) Tavus kuşları. |
| TAVA'VU': | Tilki, çakal, kurt ve köpeğin ürümeleri. |
| TAVAZZU': | Abdest alma. |
| TAVAZZUH: | Açıklanmak. Aydınlanmak. Kesb-i vuzuh etmek. * Ruşenlik ve ayânlık peyda etmek. |
| TAVF (TAVÂF): | Dönmek. * Fırat Nehri gibi sularda üstüne binilen vasıta. |
| TAYTAVA: | Bağırtlak kuşuna benzeyen alaca bir kuş. (Yüzü beyaz, başı kara olur.) |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| TAVADDU' : | Abdest almak. |
| TAV' : | İsteyerek uymak. Bir şeyi istekle yapmak. Muti' olmak. * Mer'anın genişliğinden dolayı davarın her tarafta otlamasının mümkün olması. |
| TA : | Kur'anın alfabesinde üçüncü harfin adıdır. Ebcedî değeri 400'dür. |