Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
TAYY: Bükmek, sarmak, dürmek.
Kaldırmak.
Geçmek.
Açmak.
Çıkarmak. Bir haberi ketmetmek. Kasten açtırmak.
Atlama, üzerinden geçme.
TAYY-İ MEKÂN: Mekânı ortadan kaldırmak. Bir şahsın bir anda muhtelif yerlerde görünmesi.
TAYY-İ MERATİB: Birden üst mertebeye geçmek. Birden mertebeleri aşıp, geçip gitmek.
TAYY-I ZAMAN: Zamanı ortadan kaldırmak. Çok uzun bir zamanı pek kısa olarak görmek ve yaşamak. Meselâ: Kur'an-ı Kerimde beyan edilen "Ashab-ı Kehf" mağarada 309 sene kaldıkları halde, kendileri yarım gün veya bir gün kadar kaldıklarını söylemişlerdir. (Bak: Bast-ı zaman)
TAYYAN: Balçık yapan kimse.
TAYYAR: Uçan. Uçucu. Uçma kabiliyeti olan. Havaya kalbolup gaib olan.
TAYYAR: Deniz dalgası.
TAYYAŞ: Aceleci hafif kimse.
Hilebaz kimse.
TAYYETMEK: Silmek. Kaldırmak.
Mc: Uzun zaman veya mesafeyi az zamanda geçip aşmak.
TAYYİB(E): İyi, hoş. İyi davranış. Temiz.
Hz. Peygamber'e (A.S.M.) Cenab-ı Allah (C.C.) en güzel kokular vermiştir. Bu yüzden kendisine Tayyib denilmiştir.
Fık: Helâlin her türlü şüphelerden uzak, saf ve temiz kısmına denir.
TAYYİBÂT: (Tayyibe. C.) Bütün güzel sözler, güzel mânalar, harika güzel cemaller.
Bütün kâinat yüzünde cemalleri görünen ezelî Esma-i Hüsnâ'nın cilveleri.
TAYYAŞ: Aceleci hafif kimse.
Hilebaz kimse.
İçerisinde 'TAYY' geçenler
BELDE-İ TAYYİBE: Güzel ve hoş belde. Medine-i Münevvere.
EBU TAYYİB EL-MÜTENEBBİ: (Hi: 915 - 965) Kûfe'de doğdu. Bağdat'ta öldü. Büyük şairlerden olup, divanı vardır.
ERVAH-I TAYYİBE: İyi ruhlar, iyi kimselerin ruhları.
KELİME-İ TAYYİBE: Allah ve Resulullah kelâmı. Dua, niyaz ve salâvatlar gibi kelâmlar. Meselâ (Sübhânallah velhamdülillah ve Lâilâhe illâllah vallahü Ekber) kelime-i tayyibedir.
MUTAYYEB: (Tayyib. den) Güzel kokular sürünmüş. * Gönlü hoş edilmiş, sevindirilmiş, taltif olunmuş.
MUTAYYİBEN: Güzel kokular sürünmüş olarak. * Sevindirilerek, gönlü hoş edilerek.
MUTAYYEN: Balçıklanmış, sıvanmış.
MÜTETAYYİB: Güzel kokulu şey sürünen.
TATAYYUB: Güzel koku sürünme.
TATAYYUR: Teşe'üm addetmek. Uğursuzluk. * Uçmak.
TAYY-İ MEKÂN: Mekânı ortadan kaldırmak. Bir şahsın bir anda muhtelif yerlerde görünmesi.
TAYY-İ MERATİB: Birden üst mertebeye geçmek. Birden mertebeleri aşıp, geçip gitmek.
TAYY-I ZAMAN: Zamanı ortadan kaldırmak. Çok uzun bir zamanı pek kısa olarak görmek ve yaşamak. Meselâ: Kur'an-ı Kerimde beyan edilen "Ashab-ı Kehf" mağarada 309 sene kaldıkları halde, kendileri yarım gün veya bir gün kadar kaldıklarını söylemişlerdir. (Bak: Bast-ı zaman)
TAYYAN: Balçık yapan kimse.
TAYYAR: Uçan. Uçucu. Uçma kabiliyeti olan. Havaya kalbolup gaib olan.
TAYYAR: Deniz dalgası.
TAYYAŞ: Aceleci hafif kimse. * Hilebaz kimse.
TAYYETMEK: Silmek. Kaldırmak. * Mc: Uzun zaman veya mesafeyi az zamanda geçip aşmak.
TAYYİB(E): İyi, hoş. İyi davranış. Temiz. * Hz. Peygamber'e (A.S.M.) Cenab-ı Allah (C.C.) en güzel kokular vermiştir. Bu yüzden kendisine Tayyib denilmiştir. * Fık: Helâlin her türlü şüphelerden uzak, saf ve temiz kısmına denir.
TAYYİBÂT: (Tayyibe. C.) Bütün güzel sözler, güzel mânalar, harika güzel cemaller. * Bütün kâinat yüzünde cemalleri görünen ezelî Esma-i Hüsnâ'nın cilveleri.
TAYYAŞ: Aceleci hafif kimse. * Hilebaz kimse.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
TAYY-İ MEKÂN : Mekânı ortadan kaldırmak. Bir şahsın bir anda muhtelif yerlerde görünmesi.
TAYALİS : (Taylasân. C.) Başa ve boyna sarılan şallar. * Başa sarılan sarıkların omuzlar üzerine salıverilen uçları.
TA : Kur'anın alfabesinde üçüncü harfin adıdır. Ebcedî değeri 400'dür.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...