Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| TELVİH: | Açıklamak. Zâhir ve aşikâre kılmak. Susuzluktan insanın çehresi bozulmak. Bir şeyi ateşle kızdırmak. Güneş veya ateşin sıcaklığı bir nesnenin rengini değiştirmek. Posa hâline getirmek. Kocamak. Saç ağarması. Almak. İşaret etmek. Edb: Lüzumlu şeylerden bahsetmek suretiyle olan kinâye. Meselâ: Filâncanın mutfağında çok odun sarf olunur denildiği zaman, bundan, mutfakta çok yemek pişirildiğine, ev sahibinin cömertliğine ve misafirin çokluğuna intikal edilir. |
| TELVİHÂT: | Telvihler. Kinaye halindeki işaretler. |
| İçerisinde 'TELVİH' geçenler | |
| TELVİHÂT: | Telvihler. Kinaye halindeki işaretler. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| TELVİHÂT : | Telvihler. Kinaye halindeki işaretler. |
| TELVİ' : | (C.: Telviât) İçini yakıp dertlendirme. |
| TELA : | (Tülüv. den) Ondan sonra geldi, ardınca gitti (mânasında fiil). |
| TE : | f. Dek, kadar, değin. Meselâ: Ser-te-ser $ : Baştan başa. |