| Kelime | Anlam |
|---|
| TENEZZİ: | Evmek, sür'at, acele etmek. |
| İçerisinde 'TENEZZİ' geçenler |
|---|
| MÜTENEZZİH: | Tenezzüh eden, gezip eğlenen. * Tenezzüh edip düşünen. * Nezih, temiz olan. (Sath-ı âlemde kurulan şu sergi-i İlâhîde teşhir edilen tezyinata, kemalâta, güzel manzaralara ve rububiyetin haşmetiyle uluhiyetin azametine bir müşahid, bir mütenezzih, bir mütehayyir, bir mütefekkir lâzımdır ki o güzellikleri görsün, o manzaralar arasında tenezzüh etsin; o harika nakışlara, zinetlere tefekkür ile hayran olsun. Sonra o sergiden Saniinin celâline, Mâlikinin iktidar ve kemalâtına intikal ile onun azametine secde-i hayret etsin. M.N.) |
| MÜTENEZZİHÂNE: | f. Tenezzüh edercesine, gezip eğlenircesine. Mütenezzihcesine. |
| MÜTENEZZİHÂT: | (Mütenezzih. C.) Gezintiye, tenezzüh etmeğe çıkanlar. * Tenezzüh edip düşünenler. * Temize çıkanlar. |
| MÜTENEZZİHÎN: | (Mütenezzih. C.) Gezintiye çıkanlar, tenezzühe çıkanlar. |
| MÜTENEZZİL: | (Nüzul. den) Tenezzül eden, aşağı inen. Alçak gönüllülük eden. |
| MÜTENEZZİLEN: | Alçak gönüllülük ederek, tevâzu göstererek. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| TENEZZEHE : | Noksan sıfatlardan uzak (meâlinde Allah C.C. için söylenen duâdandır.) |
| TENE : | f. Gövde, beden, cüsse, vücut. * Örümcek ağı. |
| TEN : | f. Gövde, beden, vücut. * İnsan bedeninin dış yüzü. |
| TE : | f. Dek, kadar, değin. Meselâ: Ser-te-ser $ : Baştan başa. |