Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| TEREK: | Eski Türk odalarına, insan boyu yüksekliğinde olmak üzere duvarlara boydan boya yapılan raflara verilen addır. Dükkânlarda eşya koymağa mahsus bölmeli raflara da terek denilir. |
| TEREKAT: | (Tereke. C.) Ölen bir kimsenin bıraktığı şeyler, terekeler. |
| TEREKE: | (Terike) Ölen bir kimsenin bıraktığı malların hepsi. |
| TEREKKÜB: | Birleşmek. Karışmak. İmtizac etmek. Bir şeyin birkaç parçadan meydana gelmesi. |
| TEREKKÜN: | (Rükn. den) Rükünleşme, erkân sırasına geçme, erkândan olma. Mânen kuvvet bulma. |
| İçerisinde 'TEREK' geçenler | |
| ARÂZİ-İ MÜŞTEREKE: | Huk: Çokları tarafından tasarruf olunan yer. |
| BİHTEREK: | f. Farslılarca, 120 senede bir def'a 13 ay kabul edilen yılın ismi. |
| CERAİM-İ MÜŞTEREKE: | Müşterek işlenen suçlar. Ortak kabahatlar. |
| CERAİM-İ MÜŞTEREKE: | Müşterek işlenen suçlar. Ortak kabahatlar. |
| FÂİL-İ MÜŞTEREK: | Huk: İşlenmiş olan bir suçta parmağı olan. Suç ortağı. |
| HADD-İ MÜŞTEREK: | Ortak derece. |
| HAREKÂT-I MÜŞTEREKE: | Müşterek hareketler, beraber davranışlar. |
| HADD-İ MÜŞTEREK: | Ortak derece. |
| ITK-I MÜŞTEREK: | İki veya daha fazla kimsenin, mâlik oldukları bir köleyi azad etmeleridir. |
| LAFZ-I MÜŞTEREK: | Huk: Birçok müsemması bulunan lafızdır ki, hangi mânâ kasdolunduğu taayyün etmediği surette mânasız addolunur, onunla amel olunmaz. |
| MU'TEREK: | Cenk ve kıtal yeri. Savaş meydanı. |
| MÜŞTEREK: | Birlikte, ortak kullanılan. * Elbirliğiyle yapılan, birlik. |
| MÜŞTEREK-ÜL MENFAA: | Beraberce ve ortaklaşa faydalanma. |
| MÜŞTEREKEN: | (şirket. den) Ortak olarak, müşterek bir tarzda, ortaklaşa. |
| MÜTEREKKİB: | (Rükub. dan) Birleşmiş, terekküb etmiş. |
| MÜTEREKKİN: | Mânen kuvvet bulan. * Erkândan olan. |
| ŞART VE CEZA FİİLİNDEN TEREKÜB ETMİŞ CÜMLEYE ŞART: | Kim isterse bulur) cümlesinde olduğu gibi. |
| TEREKAT: | (Tereke. C.) Ölen bir kimsenin bıraktığı şeyler, terekeler. |
| TEREKE: | (Terike) Ölen bir kimsenin bıraktığı malların hepsi. |
| TEREKKÜB: | Birleşmek. Karışmak. İmtizac etmek. * Bir şeyin birkaç parçadan meydana gelmesi. |
| TEREKKÜN: | (Rükn. den) Rükünleşme, erkân sırasına geçme, erkândan olma. * Mânen kuvvet bulma. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| TEREKAT : | (Tereke. C.) Ölen bir kimsenin bıraktığı şeyler, terekeler. |
| TERE' : | Dolu nesne. * Kötülüğe ve şerre koşan kimse. |
| TER : | f. Rutubetli, ıslak, yaş. * Taze. |
| TE : | f. Dek, kadar, değin. Meselâ: Ser-te-ser $ : Baştan başa. |