| Kelime | Anlam |
|---|
| TEVAK: | İstekli kimse. |
| TEVAKİ': | (Tevki'. C.) Fermanlar. |
| TEVAKKİ: | Çekinme, hazer etme, sakınma, korunma. |
| TEVAKKU': | (C.: Tevakkuât) (Vuku. dan) Bekleme, umma, ümid etme. İsteme, arzu etme. |
| TEVAKKUD: | Tutuşup yanma. |
| TEVAKKUF: | Durma. Eğlenip kalma. Duraklama. |
| TEVAKKUFÂT: | (Tevakkuf. C.) Beklemeler, durmalar, eğlenmeler. |
| TEVAKKUL: | Dağ üstüne çıkmak. |
| TEVAKKUR: | (Vekar. dan) Vakar peydâ etme. Vakarlanma. |
| TEVAKKUS: | Şiddetle basmak. Atın seyri. |
| TEVAKUN: | Noksan etmek, eksiltmek. |
| TEVAKÜL: | (Vekl. den) Birbirini vekil etme. |
| İçerisinde 'TEVAK' geçenler |
|---|
| BİLÂ-TEVAKKUF: | Durmadan, tereddüt etmeden. |
| MÜTEVAKİL: | Birbirini vekil eden. |
| MÜTEVAKKI': | Bir şeyin vukuuna muntazır olan, ümid eden, ricâ ve niyazda bulunan. |
| MÜTEVAKKID: | Tutuşan, tutuşup yanan. |
| MÜTEVAKKIF: | Bir şeye bağlı olan, onunla iş görecek olan, ilerlemeyip duran. * Bekleyen, tevakkuf eden, duran, eğlenen. |
| MÜTEVAKKIR: | (C.: Mütevakkırîn) (Vakar. dan) Onurlanan, vakarlanan. |
| MÜTEVAKKIRÎN: | (Mütevakkır. C.) Onurlananlar, vakarlananlar. |
| MÜTEVAKKİ: | Tevakki eden. Kendini gözeten, tehlikeli şeylerden sakınan ve çekinen. |
| TEVAKİ': | (Tevki'. C.) Fermanlar. |
| TEVAKKİ: | Çekinme, hazer etme, sakınma, korunma. |
| TEVAKKU': | (C.: Tevakkuât) (Vuku. dan) Bekleme, umma, ümid etme. İsteme, arzu etme. |
| TEVAKKUD: | Tutuşup yanma. |
| TEVAKKUF: | Durma. Eğlenip kalma. Duraklama. |
| TEVAKKUFÂT: | (Tevakkuf. C.) Beklemeler, durmalar, eğlenmeler. |
| TEVAKKUL: | Dağ üstüne çıkmak. |
| TEVAKKUR: | (Vekar. dan) Vakar peydâ etme. Vakarlanma. |
| TEVAKKUS: | Şiddetle basmak. * Atın seyri. |
| TEVAKUN: | Noksan etmek, eksiltmek. |
| TEVAKÜL: | (Vekl. den) Birbirini vekil etme. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| TEVAKİ' : | (Tevki'. C.) Fermanlar. |
| TEVA : | Mâlın helâkı. Mülkün helâk olması. |
| TE : | f. Dek, kadar, değin. Meselâ: Ser-te-ser $ : Baştan başa. |