Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| TEZKİYE-İ NEFS: | Nefsini temiz bilmek. Kusuru üzerine almamak. Nefsini kusursuz addetmek. Nefsi kötü şeylerden temizlemek, hayra yöneltmek. |
| İçerisinde 'TEZKİYE-İ NEFS' geçenler | |
| İçerisinde 'TEZKİYE-İ NEFS' geçen ifade bulamadık | |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| TEZKİYE : | Tamam etmek. * Boğazlamak. * İhtiyarlamak. * Ref'etmek. (Lügatta zebhetmek, yani boğazlamak mânasınadır. Bu maddenin aslı, lügatta bir tamamlanmak mânasıyla beyan olunuyor. Nitekim ateşin parlamasına "zeku-zekâ-zekâ'" denilir ki, tamam iştial etmektir. Kezâlik fehme "zekâ" denilir ki, tamam-ı fehim demektir. Sonra sinnin "yaşın" kemâline zekâ denilir ki, şebabın nihayetine gelip tamam olması demektir. İşte hayvanı boğazlamak da kanını akıtarak ve hararet-i gariziyesini teskin ederek olduğundan zekâ ve zekât tesmiye olunmuştur. İşte kelimenin lügat mânası ve esası budur.) (E.T.) |
| TEZKİK : | Davarın derisini hilâf-ı âdet üzerine başı tarafından yüzmek. |
| TEZKÂR : | (Tizkâr) Zikretme, hatırlatma, anma, yâdolunma. |
| TEZABÜH : | Bir karış miktarı yeri yarmak. * Birbirini boğazlamak. |
| TE : | f. Dek, kadar, değin. Meselâ: Ser-te-ser $ : Baştan başa. |