Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
TUH: Helâk olmak.
Berbad olmak. (Hakaret için söylenilen bir kelimedir)
TUHAF: (Tuhfe. C.) Hediyeler.
Münâsebetsiz hâl.
Eğlenceli, gülünç.
Garip iş veya şey.
Hoşa giden ve az bulunur şeyler.
TUHAL: Dalak ağrısı.
TUHARE: Taharet ettikleri suyun bakiyyesi.
TUHFE: Turfanda şey.
Görülmemiş yeni çıkan. Yeni.
Hediye, armağan.
TUHFÎ: İyilik etmek.
TUHLA: Kara ile boz arasındaki renk.
TUHLÜB: (C.: Tahâlib) Soysop, sülâle.
TUHM: (C.: Tühum) Her yerin ve her köyün nihayeti.
TUHME: Mide dolgunluğu. Hazımsızlık.
TUHME: Hayvanın burnunun kara olması.
TUHR: Pâklık, temizlik, taharet.
Kadınların iki âdet görmeleri arasındaki temizlik hâlleri. (Temizlik hâli uzayan, devam eden kadına "Mümtedet-üt tuhur" denir).
TUHRA: Yufka bulut.
TUHRUBE: (Tahrebe-Tıhrıbe) Bez parçası.
Bulut parçası.
TUHRURE: (C.: Tahârir) Bulut parçası.
TUHTUH: Kötü ahlâk.
TUHUHA: Hamurun ekşimesi.
TUHUR: (C.: Tahârir) Bulut parçası.
TUHUR: Arınıp pâk olmak, temizlenmek.
TUHUT: Hor ve hakir kimse.
TUHVE: Yufka bulut.
TUHYAN: Karlık gibi su soğutacak kap. Buzluk, buzdolabı.
TUHYE: Benî Temim kabilesinden bir cemaat.
İçerisinde 'TUH' geçenler
ARÂZİ-İ MEFTÛHA: Huk: Fetih hakkının taalluk ettiği yerler.
ATÛH: Mâtuh. Bunak. Şuurunu kaybetmiş ihtiyar.
BİSTUH: f. Beceriksiz, âciz. zayıf, cılız kimse.
FÜTUH: (Feth. C.) Fetihler. * (C: Fütuhât) Açılmak. * Yardım. * Lütf-u İlâhîye ulaşmak. * Zafer. Galibiyet. * Açıklık. Gönül ferahlıkları.
FÜTUHAT: (Fütuh. C.) Fetihler, zaferler, galibiyetler.
İSTUH: f. Âciz, güçsüz, kuvvetsiz. Perişan, mahzun, biçare.
LÂTUHSA: Sayısız. Sayıya gelmez. Hesaplanmaz.
MANTUH: Boynuzlu hayvan tarafından yaralanan veya öldürülen.
MA'TUH(E): (Ateh. den) Bunamış, bunak. * Sakat, kötürüm. Amelmânde.
MA'TUHANE: Bunakçasına, bunamışçasına.
MEFTUH: Açılmış. Fethedilmiş. * Ele geçirilmiş, zabtedilmiş. * Gr: Fethalı (üstünlü) okunan harf.
MEFTUHANE: f. Başlangıç için verilen ziyâfet. Bir kitabı okumaya veya yeni bir derse başlarken, talebelere hocası tarafından verilen başlama ziyafeti.
METUH: Devamlı suyu çekilen işlek kuyu. * Suyu ağzına yakın olan kuyu.
NATUH: Çok süsen hayvan.
NUTUH: Boynuzuyla vuran davar.
SÜTUH: f. Yorgun, bezgin. * Sıkıntılı, kederli. * Beceriksiz.
TEFATUH: Muhakeme olmak. * Bir nesneye başlamak.
TELATTUH: Bulaşma, bulaşık olma.
TENATUH: (Hayvanların) birbirlerine süsüşme (si). * Birbirine başla vurmak.
TUHAF: (Tuhfe. C.) Hediyeler. * Münâsebetsiz hâl. * Eğlenceli, gülünç. * Garip iş veya şey. * Hoşa giden ve az bulunur şeyler.
TUHAL: Dalak ağrısı.
TUHARE: Taharet ettikleri suyun bakiyyesi.
TUHFE: Turfanda şey. * Görülmemiş yeni çıkan. Yeni. * Hediye, armağan.
TUHFÎ: İyilik etmek.
TUHLA: Kara ile boz arasındaki renk.
TUHLÜB: (C.: Tahâlib) Soysop, sülâle.
TUHM: (C.: Tühum) Her yerin ve her köyün nihayeti.
TUHME: Mide dolgunluğu. Hazımsızlık.
TUHME: Hayvanın burnunun kara olması.
TUHR: Pâklık, temizlik, taharet. * Kadınların iki âdet görmeleri arasındaki temizlik hâlleri. (Temizlik hâli uzayan, devam eden kadına "Mümtedet-üt tuhur" denir).
TUHRA: Yufka bulut.
TUHRUBE: (Tahrebe-Tıhrıbe) Bez parçası. * Bulut parçası.
TUHRURE: (C.: Tahârir) Bulut parçası.
TUHTUH: Kötü ahlâk.
TUHUHA: Hamurun ekşimesi.
TUHUR: (C.: Tahârir) Bulut parçası.
TUHUR: Arınıp pâk olmak, temizlenmek.
TUHUT: Hor ve hakir kimse.
TUHVE: Yufka bulut.
TUHYAN: Karlık gibi su soğutacak kap. Buzluk, buzdolabı.
TUHYE: Benî Temim kabilesinden bir cemaat.
UTUH: Aklı noksan olan.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
TUHAF : (Tuhfe. C.) Hediyeler. * Münâsebetsiz hâl. * Eğlenceli, gülünç. * Garip iş veya şey. * Hoşa giden ve az bulunur şeyler.
TU : f. Sen.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...