Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
TUT: f. Dut.
TUTANAK: (Bak: Zabıt)
TUTİ: Dudu kuşu. Papağan. İşittiği sözleri ezberleyip, insan sesi taklidini yapan ve söyleyen bir kuş.
TUTİYA: Çinko.
TUTU: Çinko.
TUTUK: Örtü, perde, peçe.
İçerisinde 'TUT' geçenler
ANTÛT: Çöl ortasındaki küçük dağ ve tepe.
BEYTÛTET: (Beyt. den) Gece kalma, geceleme. * Ayırmak, teferruk. * Gece baskın yapmak.
FELTUT: Küçüklüğünden dolayı iki tarafı gelip birleşmiyen elbise.
FERTUT(E): f. Pir, çok ihtiyar. * Bunak, kocamış.
FERTUTE: Kadın esirler hakkında kullanılan tâbirlerdendir. Esir edilen kadınlar hakkındaki diğer tâbirler şunlardır: Mâriye, ümmülveled, acuze, duhter, yekdest, yekçeşm, mâyube. (O.T.D.S.)
FERTUTÎ: f. İhtiyarlık, pirlik, bunamışlık, bunaklık.
FETUT: Ekmek parçaları.
HATUT: Yeri tırnağıyla kazıyıp çizgiler çizen vahşi sığır.
HATUT: Tez yürüyüşlü yedek atı.
HUTUT: (Hatt. C.) Yazılar. Çizgiler * Yollar.
HUTUT-U ŞEMSİYE: Işıklı güneş yolu.
LÜTUT: Sâbit ve lâzım olmak, gerekmek.
MAHTUT: (Mahtute) Çizilmiş. Çizgilenmiş. Yazılmış.
MA'TUT: Mağlup, yenilmiş.
MEBTUT: Kesilmiş ve ayrılmış.
MEBTUTE: Fık: Üç talak ile boşanmış olan kadın.
MEFTUT: Ufalanmış, parça parça edilmiş, parçalanmış.
MELTUT: Karışmış, mahlut.
SÜTUT: Zulmet, karanlık. * İnsanlara zahmet verenler.
ŞETUT: Büyük hörgüçlü dişi deve.
ŞETUTÎ: Büyük hörgüçlü deve.
ŞUTUT: (şatt. C.) Büyük nehirler.
ŞETUT: Büyük hörgüçlü dişi deve.
ŞETUTÎ: Büyük hörgüçlü deve.
ŞUTUT: (Şatt. C.) Büyük nehirler.
TUTANAK: (Bak: Zabıt)
TUTİ: Dudu kuşu. Papağan. İşittiği sözleri ezberleyip, insan sesi taklidini yapan ve söyleyen bir kuş.
TUTİYA: Çinko.
TUTU: Çinko.
TUTUK: Örtü, perde, peçe.
ÜNS TUTMAK: Alışmak, birlikte düşüp kalkmak.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
TUTANAK : (Bak: Zabıt)
TU : f. Sen.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...