| Kelime | Anlam |
|---|
| UHT: | (C.: Ahavât) Kızkardeş. |
| UHTEYN: | İki kızkardeş. |
| İçerisinde 'UHT' geçenler |
|---|
| AHMED-İ MUHTAR: | Hz. Muhammed (A.S.M.) Efendimiz. |
| AMUHTE: | f. Öğrenmiş. |
| AMUHTE-GÂH: | f. Muallimler, öğretmenler. |
| ARÂZİ-İ MUHTEKERE: | Kiracısı tarafından üzerine bina yapılmak veya ağaç dikilmek üzere senelik bir ücret karşılığında kiraya verilen arazi. (Kiracı, kira bedelini her sene arâzi sahibine vererek o arâziyi devamlı sûrette elinde bulundurur.) |
| AYN-ÜS SUHT: | Kızgınlık ile bakış, hiddet gözü. |
| BÎ-DUHT: | f. Kızı olmıyan. * Zühre Yıldızı. |
| BUHT: | Arabî ile Acemîden doğmuş develer. |
| BUHT: | f. Veled, oğul, mahdum. |
| BUHTEC: | Pişmiş. |
| BUHTER: | Her şeyin esası, aslı. * Kısa boylu. |
| BUHTİYYE: | Melez dişi develer. |
| BUHTU(R): | f. Ra'd, gök gürültüsü. |
| DUHT: | f. Kız, kerime. |
| DUHTE: | f. Sağılmış. * İğne ile dikilmiş. |
| DUHT-ENDER: | f. Üvey kız. * Eskiden kadın esirlerinin bir cinsi. |
| DUHTER: | f. Kız. |
| DUHTER-İ HİNDÎ: | Hindistanlı kız. |
| DUHTERE: | f. Bekârlık, kızlık. |
| DUHTERÎ: | f. Kızlık, bekârlık. |
| EBU-L MUHTAL: | Katır, bağal. |
| ECNÂS-I MUHTELİFE: | Çeşitli, türlü cinsler. |
| EFRUHTE: | f. Şu'lelenmiş, parlamış, ziyalanmış, nurlanmış, ışıklanmış, aydınlanmış. * Yanmış, tutuşmuş. |
| ELSİNE-İ MUHTELİFE: | Çeşitli ve birbirinden farklı diller. |
| ENDUHTE: | f. Biriktirmiş, biriktirilmiş. Kazanmış, kazanılmış, Hazırlanmış. * Ödenmiş. |
| FÂİL-İ MUHTAR: | Re'yinde müstakil olan. İstediğini yapmakta serbest olan (Cenab-ı Hak). |
| FÜRUHT: | f. Satım. Satış. |
| FÜRUHTAR: | f. Satıcı. |
| HIŞT-I PUHTE: | Fırında pişirilmiş tuğla. |
| İLEL-İ MUHTELİFE: | Türlü illetler ve sebepler, çeşitli hastalıklar. |
| İNFAK-I MUHTACÎN: | Muhtaçları, yoksulları besleme. |
| LAFZ-I MUHTEMEL: | Huk: İki veya daha ziyade mânâya hamli mümkün bulunan sözdür ki, hangi mânânın kast olunduğu mücerred rey ile değil; deliller ve karineler ile tayin olunur. |
| LÂYUHTÎ: | Hatâsız, hatâ işlemez. Yanılmaz. |
| MUHTAC: | İhtiyacı olan. Akşam evinde yiyeceğini bulamayacak derecede fakir olan. Bir şey kendine lâzım olan kimse. Bir eksiğini tamamlamak isteyen. Fakir. |
| MUHTAC-I TA'RİF: | Tarif edip anlatmağa muhtaç. |
| MUHTACÎN: | (Muhtac. C.) Muhtaç kimseler. İhtiyaç sâhibleri. Fakirler, yoksullar. |
| MUHTACİYET: | İhtiyaç sahibi olmak. Muhtaçlık, fakirlik, sefalet, yoksulluk. |
| MUHTAL: | (Hile. den) Hilekâr, dalavereci, hileci. |
| MUHTAL: | Mütekebbir. Kibirli. |
| MUHTALE: | Hileci ve dalavereci kadın. |
| MUHTAN: | Kendisine hıyanet edilen kimse. * Hâin. Hıyanet eden. |
| MUHTAR: | İhtiyar eden. Seçilmiş olan. * Hareketinde serbest olan. İstediğini yapmakta serbest olan. Hür. * Köyde veya şehrin mahallesinde seçimle o semtin idâre ve hükümet işlerini üzerine alan kimse. * Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (A.S.M.) bir ism-i şerifi. |
| MUHTARİYET: | Muhtarlık. Kendi kendine hareket edebilme. İhtiyar ve iradesi kendi elinde olma. |
| MUHTASAR: | Az. Kısa. Uzun olmayan. * Tekellüfsüz. * İhtisar edilmiş. Kısaltılmış. |
| MUHTASARAN: | Kısa olarak. Muhtasar olarak. Kısaltılmış tarzda. |
| MUHTASID: | (Hasad. dan) Ekinci, çiftçi. İhtisâd eden, ekin biçen. |
| MUHTASIM: | Düşmanlık yapan. Adavet eden. Husumet eden. |
| MUHTASIRA: | Kısaltma. Hülâsa. |
| MUHTASS: | (C: Muhtassin) (Husus. dan) Bir şeye veya bir kimseye ait olan. |
| MUHTASSAN: | Ençok, bilhassa. Daha ziyâde. |
| MUHTASSÎN: | (Muhtass. C.) (Husus. dan) Bir şeye mahsus olanlar, bir kimseye ait olan şeyler. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| UHTEYN : | İki kızkardeş. |
| UHAH : | Susuzluk. * Galiz, kaba, yoğun. |