| Kelime | Anlam |
|---|
| ULUM: | (İlm. C.) İlimler, bilgiler. |
| ULUM-U ÂLİYE: | (Âlet. den) Âlet ilimleri. (Gramer, sarf, nahiv, belâgat ve mantık gibi.)(Ulum-u medarisin tedennisine ve mecrayı tabiiden çevrilmesine bir sebeb-i mühim budur: Ulum-u âliye $ maksud-u bizzat sırasına geçtiğinden, ulum-u âliye $ mühmel kaldığı gibi, libas-ı mânâ hükmünde olan ibare-i Arabiyenin halli, ezhanı zaptederek, asıl maksud olan ilim ise tebeî kalmakla beraber ibareleri bir derece mebzul olan ve silsile-i tahsile resmen geçen kitaplar; evkat, efkârı kendine hasredip harice çıkmasına meydan vermemeleridir. R.N.) |
| ULUM-U ÂLİYE: | Dinden bahseden ilimler. (Tefsir, kıraat, hadis, marifetullah, fıkıh, kelâm, ahlâk bilgileri gibi.) |
| ULUM-U BEDİHİYYÂT: | Delil ve isbatına lüzum görülmeyip kolaylıkla bilinen ilimler. (Bak: Kaziye-i bedihiyye) |
| ULUM-U BEDİİYE: | (Bak: İlm-i bedi') |
| ULUM-U HAFİYE: | Gizli ilimler. Ancak veraset-i Nübüvvet muhakkiklerince veya bir kısım hakikatların esrarına vakıf âlimlerce bilinen ilimler.(İlm-i Cifrin mühim bir düsturu ve ulum-u hafiyyenin mühim bir anahtarı ve bir kısım esrar-ı gaybiyye-i Kur'aniyyenin mühim bir miftahı tevafuktur. M.) |
| ULUM-U KEVNİYE: | Kâinatın ilmi. Yaratılışa dair olan ilimler. |
| ULUM-U MÜTEÂREFE: | Herkesin bildiği ve tanınmış olan ilimler. |
| ULUM-U NAKLİYE: | Hadis, tefsir, fıkıh gibi ve mukaddes kitaplardan nakil olunan ve rivâyet üzerine kurulmuş olan ilimler. |
| ULUM-U NAZARİYE: | Yalnız görüş halinde kalmış, tatbikata konulmamış ilimler, teoriler. |
| ULUM-U SİYASİYE: | Siyasî ilimler. |
| ULUM-U ŞETTÂ: | Dağınık bilgiler, çeşit çeşit ilimler. |
| İçerisinde 'ULUM' geçenler |
|---|
| CİNAN-I ULÛM: | İlm-i Kur'ân ve imân cennetleri. Maarif-i İlâhiye ve tahkikî ve yakinî imân derslerinin okunduğu ulemâ-i İslâm ve talebe-i ulûm meclisleri. |
| DÂR-ÜL ULÛM: | İlimler yurdu. Medrese. Ders görülen yer. |
| EŞTAT-I ULUM: | İlimlerin nevi'leri, çeşitleri. |
| GULUMİYYE: | Cimaa şehveti olan kimse. |
| TALEBE-İ ULÛM: | Yüksek dinî ilimleri okuyan talebe. (Bak: Âlem-i berzah)(İmam-ı Şâfiî (K.S.) gibi büyük zâtlar: "Talebe-i ulûmun hattâ uykusu dahi ibadet sayılır." diye ziyade ehemmiyet vermişler. Ş.) |
| ULUM-U ÂLİYE: | (Âlet. den) Âlet ilimleri. (Gramer, sarf, nahiv, belâgat ve mantık gibi.)(Ulum-u medarisin tedennisine ve mecrayı tabiiden çevrilmesine bir sebeb-i mühim budur: Ulum-u âliye $ maksud-u bizzat sırasına geçtiğinden, ulum-u âliye $ mühmel kaldığı gibi, libas-ı mânâ hükmünde olan ibare-i Arabiyenin halli, ezhanı zaptederek, asıl maksud olan ilim ise tebeî kalmakla beraber ibareleri bir derece mebzul olan ve silsile-i tahsile resmen geçen kitaplar; evkat, efkârı kendine hasredip harice çıkmasına meydan vermemeleridir. R.N.) |
| ULUM-U ÂLİYE: | Dinden bahseden ilimler. (Tefsir, kıraat, hadis, marifetullah, fıkıh, kelâm, ahlâk bilgileri gibi.) |
| ULUM-U BEDİHİYYÂT: | Delil ve isbatına lüzum görülmeyip kolaylıkla bilinen ilimler. (Bak: Kaziye-i bedihiyye) |
| ULUM-U BEDİİYE: | (Bak: İlm-i bedi') |
| ULUM-U HAFİYE: | Gizli ilimler. Ancak veraset-i Nübüvvet muhakkiklerince veya bir kısım hakikatların esrarına vakıf âlimlerce bilinen ilimler.(İlm-i Cifrin mühim bir düsturu ve ulum-u hafiyyenin mühim bir anahtarı ve bir kısım esrar-ı gaybiyye-i Kur'aniyyenin mühim bir miftahı tevafuktur. M.) |
| ULUM-U KEVNİYE: | Kâinatın ilmi. Yaratılışa dair olan ilimler. |
| ULUM-U MÜTEÂREFE: | Herkesin bildiği ve tanınmış olan ilimler. |
| ULUM-U NAKLİYE: | Hadis, tefsir, fıkıh gibi ve mukaddes kitaplardan nakil olunan ve rivâyet üzerine kurulmuş olan ilimler. |
| ULUM-U NAZARİYE: | Yalnız görüş halinde kalmış, tatbikata konulmamış ilimler, teoriler. |
| ULUM-U SİYASİYE: | Siyasî ilimler. |
| ULUM-U ŞETTÂ: | Dağınık bilgiler, çeşit çeşit ilimler. |
| YENABİ'-İ ULÛM: | İlim kaynakları, çeşmeleri. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| ULUM-U ÂLİYE : | (Âlet. den) Âlet ilimleri. (Gramer, sarf, nahiv, belâgat ve mantık gibi.)(Ulum-u medarisin tedennisine ve mecrayı tabiiden çevrilmesine bir sebeb-i mühim budur: Ulum-u âliye $ maksud-u bizzat sırasına geçtiğinden, ulum-u âliye $ mühmel kaldığı gibi, libas-ı mânâ hükmünde olan ibare-i Arabiyenin halli, ezhanı zaptederek, asıl maksud olan ilim ise tebeî kalmakla beraber ibareleri bir derece mebzul olan ve silsile-i tahsile resmen geçen kitaplar; evkat, efkârı kendine hasredip harice çıkmasına meydan vermemeleridir. R.N.) |
| ULUF : | (Elf. C.) Binler, bin sayıları. * Ülfet ve ünsiyete ziyade meyyal ve alışkan olan. |
| ULA : | Birinci, ilk, evvel. * Eskiden vezirlikten sonra gelen sivil rütbe. |