Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
URB: Şiddetli akıcı çay.
Ferah, sevinç, neşat.
URBA: (Aslı dır.) İtl. Esvab, elbise.
Arabçada: Ukde, köstek, büklüm, düğüm.
Zekâvet.
Mekir, hile.
URBAN: Çöl arabaları.
Aşiretler.
URBUN: Müşterinin bâyie verdiği pey.
İçerisinde 'URB' geçenler
ALÂM-I GURBET: Vatandan ayrı kalma elemleri, gurbet acıları.
CÂR-I ZİL KURBÂ: Yakın komşu.
DERECAT-I KURBİYE: Yakınlık dereceleri. Allah'a manevi yakınlık mertebeleri.
DİYAR-I GURBET: f. Gurbet diyarı. Yabancı memleket.
DURBE: Âdet, haslet. * Cür'et. * Tecrübe.
GURBET: Gariblik, yabancılık. Yabancı bir memleket. Yabancı yer. Yâd el.
GURBET-ZEDE: f. Memleketinden başka yerde bulunan, gurbete düşmüş olan.
HURBE: (C.: Hureb) Kalça kemiğinin deliği. * Her yuvarlak delik.
KURB: Yakınlık. Yakında oluş. Yakın olmak. Yakınlık kazanmak. (Zamanda, mekânda, nisbette, hatvede ve kuvvette kullanılır.) * Tıb: Böğür. Karnın yumuşaklığına kadar olan yer.
KURB-İ DERECE: Ölen bir kimseye yakınlık derecesi.
KURB-İ HÜDÂ: Allah'a manevî yakınlık.
KURB-İ MESÂFE: Yer, mekân yakınlığı.
KURBAN: Allah'ın rızasını kazanmağa sebep olan şey. * Etleri, fakirlere parasız olarak dağıtılmak niyetiyle farz, vâcib veya sünnet olarak kesilen koyun, keçi, deve, sığır.. gibi hayvan. * Bir maksad uğrunda feda olma. * Beylerin ve meliklerin yakınlarından olan kimse.
KURBET: Yakınlık. * Fık: Allah'a manevî yakınlığa sebeb olan amel-i sâlih.
KURBİYYET: Yakınlık kazanmak. Yakınlık. Bir şeye kendi gayretiyle yakınlaşmak. (Bak: Akrebiyyet)(Sahabelerin kurbiyet-i İlâhiyye noktasındaki makamlarına velâyet ayağıyla yetişilmez. Çünki: Cenâb-ı Hak bize akrebdir ve herşeyden daha ziyade yakındır. Biz ise, ondan nihayetsiz uzağız. O'nun kurbiyetini kazanmak iki surette olur.Birisi: Akrebiyetin inkişafiyledir ki, nübüvvetteki kurbiyet ona bakar ve nübüvvet veraseti ve sohbeti cihetiyle sahabeler o sırra mazhardırlar.İkinci Suret: Bu'diyetimiz noktasında kat-ı meratib edip bir derece kurbiyete müşerref olmaktır ki, ekser seyr-i sülûk-u velâyet ona göre ve seyr-i enfüsî ve seyr-i âfâkî bu suretle cereyan ediyor. İşte, birinci suret sırf vehbîdir, kesbî değil, incizabdır, cezb-i Rahmânidir ve mahbubiyettir. Yol kısadır, fakat çok metin ve çok yüksektir ve çok hâlistir ve gölgesizdir. Diğeri kesbîdir, uzundur, gölgelidir. Acaib hârikaları çok ise de, kıymetçe, kurbiyyetçe evvelkisine yetişemez. Meselâ: Nasıl ki dünkü güne bugün yetişmek için iki yol var. Birincisi: Zamanın cereyanına tâbi olmıyarak, bir kuvvet-i kudsiye ile, fevkaz-zaman çıkıp, dünü bugün gibi hazır görmektir. İkincisi: Bir sene kat'-ı mesafe edip, dönüp dolaşıp, düne gelmektir; fakat, yine dünü elde tutamıyor; onu bırakıp gidiyor. Öyle de, zâhirden hakikata geçmek iki suretledir. Biri: Doğrudan doğruya hakikatın incizabına kapılıp, tarikat berzahına girmeden, hakikatı, ayn-ı zâhir içinde bulmaktır. İkincisi: Çok merâtibden seyr-i süluk suretiyle geçmektir. Ehl-i velâyet, çendan fena-i nefse muvaffak olurlar, nefs-i emmareyi öldürürler. Yine sahabeye yetişemiyorlar. Çünki, sahabelerin nefisleri tezkiye ve tathir edildiğinden; nefsin mahiyetindeki cihazat-ı kesire ile, ubudiyetin envâına ve şükür ve hamdin aksamına daha ziyade mazhardırlar. Fena-i nefisten sonra, ubudiyet-i evliya besatet peyda eder. S.)
KURBUK: Mevzi ismi. * Yardım. * Dükkân.
KÜRBET-İ GURBET: Gurbetten dolayı olan keder.
NURBAHŞ: f. Işık saçan, aydınlatan, parlatan.
SÜTURBÂN: f. Hayvana bakan. Seyis.
TURBUŞ: Takke, külah. Başa giyilen örtü. Fes.
TURBUŞ: Takke, külah. Başa giyilen örtü. Fes.
URBA: (Aslı dır.) İtl. Esvab, elbise. * Arabçada: Ukde, köstek, büklüm, düğüm. * Zekâvet. * Mekir, hile.
URBAN: Çöl arabaları. * Aşiretler.
URBUN: Müşterinin bâyie verdiği pey.
ZURBA: f. Zorba. Bir işi zorla yaptıran. * Kuvvetli, güçlü.
ZURBAYÂNE: f. Zorbalıkla, zorbacasına.
ZURBAZ: (Bak: Zorbaz)
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
URBA : (Aslı dır.) İtl. Esvab, elbise. * Arabçada: Ukde, köstek, büklüm, düğüm. * Zekâvet. * Mekir, hile.
UR : Önünde hendek olan istihkâm. Yüksek ve müstahkem yer, toprak tabya. Burç.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...