Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| URF: | (C.: A'râf) At yelesi. Horuz ibiği. Âdet. Cennet ile Cehennem arasında bir makam. İhsan. |
| İçerisinde 'URF' geçenler | |
| GURFE: | Yüksek, âli bina. * Yüksek derece. * Cennet köşkleri. |
| GURFE-İ ÂLİYE: | Yüksek çardak. Yüksek köşk. * Balkon, cumba. |
| HURF: | Üzerlik tohumu. |
| HURFE: | Mahrumiyet, mahrumluk. Bedbaht oluş. |
| HURFE: | Bir yere toplanmış yemiş. * Baklet-ül hamkâ otu. |
| HURFET-ÜL CENNET: | Cennet bahçesi. |
| KURFUSA (KARFESA): | Mak'adı üstüne oturup dizlerini karnına yapıştırıp iki kolunu baldırları üstüne kavuşturmak. |
| TURFANDA: | Mevsiminden önce yetiştirilen meyve veya sebze. |
| TURFE: | (C.: Etrâf) Nâziklik, yumuşaklık. * Nimet. * Güzel yemek. * Zarif, iyi nesne. * Üst dudağın ortasında fazlalık olarak yumru et olması. (O kişiye "etref" derler. |
| TURFE: | Görülmemiş, tuhaf, yeni şey. Şaşılacak şey. |
| TURFE-KÂR: | f. Garip şeylerle uğraşan. Şaşılacak şeyler yapan. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| UR : | Önünde hendek olan istihkâm. Yüksek ve müstahkem yer, toprak tabya. Burç. |