Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| VÂKİ': | Olan, düşen, konan. Mevcud ve var olan. Geçmiş olan, geçen. |
| VÂKİ-İ HÂL: | Hâlin hakikatı, o işin hakikatı. |
| VÂKÎ: | (Vikaye. den) Saklayan, koruyan, vikaye eden, esirgeyen. Önleyici tedbir veya ilaç. |
| VAKÎA: | Kıtal. Öldüresiye vuruşmak. Vak'a. |
| VÂKİB: | Ayak üstüne duran kişi. |
| VAKÎB: | At yürürken karnı içinden işitilen ses. |
| VAKÎH: | Hayâsız, utanmaz, edepsiz. |
| VAKİN: | Oturucu, oturan. |
| VAKİR: | Yuvasına girmiş kuş. |
| İçerisinde 'VÂKÎ' geçenler | |
| BEVAKİ: | (Bâki, Bâkiye. C.) Bâkiler, kalanlar, daim olanlar. |
| EMR-İ VÂKİ': | Beklenilmeyen iş, sürpriz. Zorlayıcı bir baskı ile bir işi yapmaya mecbur etmek. |
| FEVAKİH: | (Fâkihe. C.) Meyveler, yemişler, fâkiheler. |
| FİLVAKİ': | Vâki hâle göre. Vakide olduğu gibi. |
| HAVAKÎN: | (Hâkan. C.) Hükümdarlar, hakanlar, padişahlar, başbuğlar. |
| İKTİRAN-I KEVAKİB: | Ast: İki gezegenin zâhiren birbirine yakın bir mevziye gelmeleri veya aynı burçta bulunmaları. |
| İLTİMA-İ KEVAKİB: | Yıldızların parıldaması. |
| KAVAKİZ: | (Kakuze. C.) Boş maşrapalar. |
| KEVAKİB: | (Kevkeb. C.) Yıldızlar. |
| KEVAKİB-ŞİNÂS: | f. Müneccim. |
| KEVAKİB-ŞİNÂS: | f. Müneccim. |
| MEVAKİ': | Mevkiler. Duracak yerler. |
| MEVAKİ-İ BAÎDE: | Uzak mevkiler. |
| MEVAKİ-İ HARBİYE: | Muhârebe mevkileri. Savaş yerleri. |
| MEVAKİ-İ MÜHİMME: | Önemli mevkiler. Ehemmiyetli yerler. |
| MEVAKİB: | (Mevkib. C.) Cemaatler, kalabalıklar, güruhlar, topluluklar. |
| MEVAKİN: | (Mevkin. C.) Kuş yuvaları. |
| MEVAKİT: | (Mikat. C.) Hacıların ihrâma girdikleri yerler. * Bir iş için tâyin edilen vakitler. |
| MÜTEVAKİL: | Birbirini vekil eden. |
| MÜVAKİL: | Yapmadığı bir işi, başka bir kimseye yaptıran. |
| NEVAKİS: | (Nakus. C.) Çanlar. İbadet vakitlerinde kiliselerde çalınan çanlar. |
| REVAKİD: | (Râkid. C.) Durgun olanlar. |
| SEVAKÎ: | (Sakıye. C.) Su yerleri, sâkiyeler. |
| SEVAKİN: | (Sâkin. C.) Bir yerde oturanlar, sakin olanlar. |
| ŞEVAKİL: | (Şâkile. C.) Tarikler, yollar. Mezhebler, tarikatlar, meslekler. Şâkileler. |
| TEVAKİ': | (Tevki'. C.) Fermanlar. |
| VÂKİ': | Olan, düşen, konan. Mevcud ve var olan. * Geçmiş olan, geçen. |
| VÂKİ-İ HÂL: | Hâlin hakikatı, o işin hakikatı. |
| VAKÎA: | Kıtal. Öldüresiye vuruşmak. * Vak'a. |
| VÂKİB: | Ayak üstüne duran kişi. |
| VAKÎB: | At yürürken karnı içinden işitilen ses. |
| VAKÎH: | Hayâsız, utanmaz, edepsiz. |
| VAKİN: | Oturucu, oturan. |
| VAKİR: | Yuvasına girmiş kuş. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| VÂKİ' : | Olan, düşen, konan. Mevcud ve var olan. * Geçmiş olan, geçen. |
| VAK' : | Ağırbaşlılık. Ağırlık. * Yüksek yer. |
| VA : | f. "Arkada, geri" mânâlarına gelerek birleşik kelimeler yapar. |