Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| VASİ: | (Vesâyet. den) Bir ölünün vasiyetini yerine getirmeye me'mur edilen kimse. Bir yetimin veya akılca zayıf, hasta olan bir kimsenin malını idare eden kimse. |
| VÂSİ': | (Vasia) Geniş, enli. Bol. Engin. Meydanlı. Her ihtiyacı olana vergisi kâfi ve bol bol ihsan eden. İlmi cümle eşyayı muhit, rızkı bütün mahlukata şâmil ve rahmeti bütün şeyleri kaplamış olan Allah (C.C.) |
| VÂSİ'-İ MUHİTA: | Muhitin genişliği. |
| VASÎD: | Kapı eşiği. |
| VASÎF: | (C.: Vusafâ - Vesâif) Hizmetçi, uşak. |
| VASÎL: | Birinden aslâ ayrılmaz kimse. |
| VASÎLE: | Geniş yer. Ucuzluk. İmaret. |
| VASÎT: | Hakem, aracı. Orta. |
| VASİYET: | Bir işi birisine havale etmek. Emir. Fık: Bir malı veya menfaatı, ölümden sonrası için bir şahsa veya bir hayır cihetine teberru yolu ile (yani, meccanen) temlik etmek. |
| VASİYETNÂME: | f. Yazılı vasiyet. Bir kimsenin vasiyetini yazmış olduğu kâğıt. |
| VASİYY: | Yetim gibi güçsüzlerin işleri kendine vazife olarak verilen kimse. |
| İçerisinde 'VASİ' geçenler | |
| BEVASİR: | (Bâsur. C.) Mayasıllar, basurlar. |
| CEVASİS: | (Casus. C.) Casuslar. Gizli şeyleri araştıranlar. Gizlilikleri öğrenip bilenler. |
| EBHÂR-I VÂSİA: | Geniş denizler. |
| MEVASİK: | Mevsuk şeyler. Misaklar. Ahd ü peymanlar. Yeminler. Sözleşmeler. |
| MEVASİM: | Mevsimler. * Pazar yerleri. |
| MEVASİM-İ ERBAA: | Dört mevsim. Rebi' (İlkbahar), Sayf (Yaz), Harif (Sonbahar), Şitâ (Kış). |
| MÜTEVASİ: | Birbirine teveccüh edip yönelen. Birbirine tavsiye eden. |
| MÜTEVASİB: | Birbirinin üzerine sıçrayan. |
| NEVASİ: | (Nâsiye. C.) Alınlar. * Bir topluluğun ileri gelenleri. Ulular. |
| NEVASİ: | İyi cins bir beyaz üzüm. |
| REVASİ: | (Râsiye. C.) Büyük dağlar. |
| REVASİB: | (Rüsub. C.) Tortular. |
| REVASİB-İ REMLİYE: | Kum tortuları. |
| REVASİM: | Akarsu. |
| REVASİR: | (Reysar. C.) Reçeller. |
| TAVASİM: | (Tavâsin) : Kur'an-ı Kerim'den tâ-sin, tâ-sin-mim sureleri. |
| TEVASİ: | (Vasiyet. den) Vasiyetleşme. Birbirine tavsiye etme. |
| VÂSİ': | (Vasia) Geniş, enli. Bol. Engin. Meydanlı. * Her ihtiyacı olana vergisi kâfi ve bol bol ihsan eden. İlmi cümle eşyayı muhit, rızkı bütün mahlukata şâmil ve rahmeti bütün şeyleri kaplamış olan Allah (C.C.) |
| VÂSİ'-İ MUHİTA: | Muhitin genişliği. |
| VASÎD: | Kapı eşiği. |
| VASÎF: | (C.: Vusafâ - Vesâif) Hizmetçi, uşak. |
| VASÎL: | Birinden aslâ ayrılmaz kimse. |
| VASÎLE: | Geniş yer. * Ucuzluk. * İmaret. |
| VASÎT: | Hakem, aracı. * Orta. |
| VASİYET: | Bir işi birisine havale etmek. * Emir. * Fık: Bir malı veya menfaatı, ölümden sonrası için bir şahsa veya bir hayır cihetine teberru yolu ile (yani, meccanen) temlik etmek. |
| VASİYETNÂME: | f. Yazılı vasiyet. Bir kimsenin vasiyetini yazmış olduğu kâğıt. |
| VASİYY: | Yetim gibi güçsüzlerin işleri kendine vazife olarak verilen kimse. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| VÂSİ' : | (Vasia) Geniş, enli. Bol. Engin. Meydanlı. * Her ihtiyacı olana vergisi kâfi ve bol bol ihsan eden. İlmi cümle eşyayı muhit, rızkı bütün mahlukata şâmil ve rahmeti bütün şeyleri kaplamış olan Allah (C.C.) |
| VASAA : | (C: Vusu) Kız kuşu. |
| VA : | f. "Arkada, geri" mânâlarına gelerek birleşik kelimeler yapar. |