| Kelime | Anlam |
|---|
| VATİ: | Yumuşak ve kolay olan şey. (Kuş tüyünden yapılmış yastık gibi) |
| VATÎD: | Sabit ve sağlam olan. |
| VATÎE: | Büyük çuval, harar. Bir çeşit yemek. |
| VATÎS: | (C: Vutas) Kızdırıldığında kimsenin üzerine basamadığı yuvarlak taş. |
| İçerisinde 'VATİ' geçenler |
|---|
| BEVATİR: | (Bâtire. C.) Keskin, çok kesen kılıçlar. |
| FEVATİH: | (Fâtiha. C.) Fâtihalar. Başlangıçlar. * Son vermeler. * Bir kitabın mukaddemeleri. |
| HABER-İ MÜTEVATİR: | Birçok kimselerin çokları vasıtası ile rivâyet ettikleri hadis. |
| HADÎS-İ MÜTEVATİR: | Kizb üzerine ittifakları aklen tecviz olunmayan cemaatlerin birbirinden ve ilk cemaatin de bizzat Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâmdan rivâyet ettiği Hadis-i şeriftir. (İlm-i yakîni ifade eder. "Bu hadis-i şerif Peygamber'den (A.S.M.) sâdır olmuş mu?" demeğe imkân kalmaz). |
| HAVATÎM: | (Hatime. C.) Sonlar, nihayetler. |
| HAVATİM: | (Hâtem. C.) Mühürler, hâtemler. |
| HAVÂTİM-İ RESMİYYE: | Resmî mühürler. |
| HAVATİN: | (Hâtun. C.) Şerefli kadınlar, hâtunlar. |
| HEVATİF: | (Hâtif. C.) Hâtifler. Gayıptan işitilen sesler. * Nidâ eden melekler. |
| HIRVATÎ: | Tar: Sipahilerin başlarına giydikleri külâh tarzındaki başlık. |
| MEVATİ: | (Mevti. C.) Ayak basılan yerler. |
| MEVATÎ: | Mevâta yani cansız şeye ait, bununla alâkalı. * İşlenmemiş toprağa ait. |
| MÜTEVATİ: | Birbirine benzeyen. |
| MÜTEVATİR: | Çok kimselerin naklettikleri haber. Yaygın haber. Herkesin veya alâkadarların işitip doğruluğunu kabul ettikleri kat'i, şüphesiz, sağlam haber. Yalan üzerine birleşmeleri aklen mümkün olmayan bir cemaatın bir hâdise hakkında verdikleri haber. (Bak: Tevatür) |
| MÜTEVATİR-İ BİLMÂNÂ: | Nakledilen bir haberin başka ifade ve kelimelerle, başka başka şekilde ifade edilerek tevatür hâle gelmesi. Mânaların çok insanlarca başka başka kelimelerle nakledilmesi. Bir haberin veya hâdisenin farklı ifadelerle, başka başka şahıs veya topluluklar tarafından nakledilmiş olması. |
| MÜTEVATİRAT: | Mütevatir olanlar. Çoklarının bildiği ve duyduğu haberler, hususlar. * Man: Kizb üzerine ittifakları aklen muhal olan bir topluluk tarafından verilen haberle hüküm ve tasdik olunan kaziyeler. |
| MÜTEVATİREN: | Mütevatir olarak, tevatürle naklolunmak suretiyle. |
| NEVATİ: | (Nevtî. C.) Gemiciler. |
| NEVATİR: | (Nâtur. C.) Hamam hademeleri. * Bostan bekçileri. |
| NÜVATÎ: | (C.: Nüvâta) Gemici, mellah. |
| REVATİB: | Vazifeler, maaşlar. * Farz namazından önce kılınan müekked sünnetler. |
| SEVATİR: | (Sâtur. C.) Büyük bıçaklar, satırlar. |
| ŞEVATÎ: | (Şâti. C.) Kenarlar, kıyılar. |
| VATÎD: | Sabit ve sağlam olan. |
| VATÎE: | Büyük çuval, harar. * Bir çeşit yemek. |
| VATÎS: | (C: Vutas) Kızdırıldığında kimsenin üzerine basamadığı yuvarlak taş. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| VATÎD : | Sabit ve sağlam olan. |
| VATA' : | Bir şeyi ayakla çiğneme. |
| VA : | f. "Arkada, geri" mânâlarına gelerek birleşik kelimeler yapar. |