Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| VEŞ: | f. Gibi (mânâsına teşbih edatı.) Mah-veş $ : Ay gibi. |
| VEŞ': | Bir şeyin üstüne çıkmak. |
| VEŞAK: | Dağ köpeği. |
| VEŞB: | Ayıplamak. |
| VEŞC: | Yaralamak. Parçalamak. Karışmak. |
| VEŞEL: | Az su. |
| VEŞELAN: | Suyun akışı. |
| VEŞİ': | (C: Veşâyi) Bezlerde olan yol yol alaca. Sümâme otundan yapılan hasır. Ağaçlardan kuruyup düşen nesne. Girilmemesi için bahçe ve bostanların çevresine dikilen ağaç veya konan diken. Az nesne. |
| VEŞİA: | (C: Veşâyi') Üstüne iplik sardıkları ağaç. Tarikat. |
| VEŞİC: | (C: Veşâyic) Süngü ağacı. |
| VEŞİCE: | Lif. Ağaç kökü. |
| VEŞİK(A): | (C: Veşâyık) Kuru et. |
| VEŞİME: | Şer, kötülük. Düşmanlık. |
| VEŞİZE: | (C: Veşâyız) Kırık kemik parçası. |
| VEŞK: | Yaralamak. Parçalamak. |
| VEŞK (VİŞÂK): | Evmek, acele etmek, sür'at. |
| VEŞKAN: | Hızlı ve aceleci kimse. |
| VEŞL: | Az miktarda olan su. |
| VEŞM: | İğne ile kan çıkarmak suretiyle vücudda yapılan damga, işaret. |
| VEŞME: | Yağmur tanesi. |
| VEŞŞEMSİ SURESİ: | Kur'an-ı Kerim'in 91. suresidir. Suret-üş Şems de denir. Mekke-i Mükerreme'de nazil olmuştur. |
| VEŞT: | f. Güzel. |
| VEŞVAŞ: | Hafif hal. Hafif adam. |
| VEŞVEŞE: | Hafiflik. Kırış mırış olmak. |
| VEŞY: | Elbiseyi güzel nakışlamak, süslemek. Nesil ve zürriyet. Çoğalma. Geceleyin devamlı tefekkür ve mütalâa etmek. Bir çeşit elbise. |
| VEŞZ: | Kırmak. Dar etmek, darlaştırmak. |
| VEŞ (-): | Gibi (mânâsına teşbih edatı.) Mah-veş Ay gibi. |
| VEŞEL: | Az su. |
| VEŞK: | Yaralamak. Parçalamak. |
| VEŞK (VİŞÂK): | Evmek, acele etmek, sür'at. |
| VEŞL: | Az miktarda olan su. |
| VEŞT: | f. Güzel. |
| VEŞVAŞ: | Hafif hal. Hafif adam. |
| İçerisinde 'VEŞ' geçenler | |
| BÜLBÜLVEŞ: | Bülbül gibi. |
| BÜLBÜLVEŞ: | Bülbül gibi. |
| EDVEŞ: | Gözü dumanlı adam. |
| EŞVEŞ: | Göz ucuyla bakan kişi. * Yüksek bina. |
| EŞVEŞ: | Göz ucuyla bakan kişi. * Yüksek bina. |
| HEVEŞ: | (Karın) Göçük olmak. |
| LALEVEŞ: | f. Lâleye benziyen. Lâle gibi. |
| LALEVEŞ: | f. Lâleye benziyen. Lâle gibi. |
| MAHVEŞ: | f. Ay gibi. |
| MEHVEŞ: | f. Ay gibi. * Mc: Güzel. |
| MÜŞEVVEŞ: | Karmakarışık, anlaşılmaz, düzensiz. |
| MÜŞEVVEŞİYET: | Karışıklık, karmakarışık vaziyet. |
| MAHVEŞ: | f. Ay gibi. |
| MEHVEŞ: | f. Ay gibi. * Mc: Güzel. |
| NAYVEŞ: | f. Ney gibi. |
| NAYVEŞ: | f. Ney gibi. |
| TEVEŞŞİ: | Saç ve sakalı kır olmak, alacalanmak. |
| TEVEŞŞUH: | (C.: Teveşşuhât) Süslenme, takıp takıştırma. * Kadın gerdanlığını takma. |
| VEŞ': | Bir şeyin üstüne çıkmak. |
| VEŞAK: | Dağ köpeği. |
| VEŞB: | Ayıplamak. |
| VEŞC: | Yaralamak. * Parçalamak. * Karışmak. |
| VEŞEL: | Az su. |
| VEŞELAN: | Suyun akışı. |
| VEŞİ': | (C: Veşâyi) Bezlerde olan yol yol alaca. * Sümâme otundan yapılan hasır. * Ağaçlardan kuruyup düşen nesne. * Girilmemesi için bahçe ve bostanların çevresine dikilen ağaç veya konan diken. * Az nesne. |
| VEŞİA: | (C: Veşâyi') Üstüne iplik sardıkları ağaç. * Tarikat. |
| VEŞİC: | (C: Veşâyic) Süngü ağacı. |
| VEŞİCE: | Lif. * Ağaç kökü. |
| VEŞİK(A): | (C: Veşâyık) Kuru et. |
| VEŞİME: | Şer, kötülük. * Düşmanlık. |
| VEŞİZE: | (C: Veşâyız) Kırık kemik parçası. |
| VEŞK: | Yaralamak. * Parçalamak. |
| VEŞK (VİŞÂK): | Evmek, acele etmek, sür'at. |
| VEŞKAN: | Hızlı ve aceleci kimse. |
| VEŞL: | Az miktarda olan su. |
| VEŞM: | İğne ile kan çıkarmak suretiyle vücudda yapılan damga, işaret. |
| VEŞME: | Yağmur tanesi. |
| VEŞŞEMSİ SURESİ: | Kur'an-ı Kerim'in 91. suresidir. Suret-üş Şems de denir. Mekke-i Mükerreme'de nazil olmuştur. |
| VEŞT: | f. Güzel. |
| VEŞVAŞ: | Hafif hal. Hafif adam. |
| VEŞVEŞE: | Hafiflik. * Kırış mırış olmak. |
| VEŞY: | Elbiseyi güzel nakışlamak, süslemek. * Nesil ve zürriyet. * Çoğalma. * Geceleyin devamlı tefekkür ve mütalâa etmek. * Bir çeşit elbise. |
| VEŞZ: | Kırmak. * Dar etmek, darlaştırmak. |
| VEŞ (-): | Gibi (mânâsına teşbih edatı.) Mah-veş Ay gibi. |
| VEŞEL: | Az su. |
| VEŞK: | Yaralamak. * Parçalamak. |
| VEŞK (VİŞÂK): | Evmek, acele etmek, sür'at. |
| VEŞL: | Az miktarda olan su. |
| VEŞT: | f. Güzel. |
| VEŞVAŞ: | Hafif hal. Hafif adam. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| VEŞ' : | Bir şeyin üstüne çıkmak. |
| VE Bİ-L HAKKI NATAKTE : | Hak ile söyledin, hakkı söyledin. Haksın, sâdıksın.(Zira o, Lâ ilahe illallah der, dâva eder. Bütün sağ ve sol, yani mazi ve müstakbel taraflarında saf tutan o nurani zâkirler, aynı kelimeyi tekrar ederek, icma ederek mânen "Sadakte ve bi-l hakkı natakte" derler. Hangi vehmin haddi var ki, böyle hesapsız imzalarla te'yid edilen bir müddeaya parmak karıştırsın. M.) |