Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| VECİZ: | Kısa, öz, derli toplu. Muhtasar olup mufassal olmayan. Az sözle çok mâna ifâdesi. |
| VECİZE: | Edb: İbaresi kısa, mânası geniş olan çok kıymetli söz, özlü söz. Kısa, veciz söz. |
| İçerisinde 'VECİZ' geçenler | |
| VECİZE: | Edb: İbaresi kısa, mânası geniş olan çok kıymetli söz, özlü söz. Kısa, veciz söz. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| VECİZE : | Edb: İbaresi kısa, mânası geniş olan çok kıymetli söz, özlü söz. Kısa, veciz söz. |
| VECİ(A) : | (Veca'. dan) Ağrıtıcı, sızlatıcı. |
| VECA' : | Sızı, ağrı, acı. Ağrıyıp acımak. |
| VE Bİ-L HAKKI NATAKTE : | Hak ile söyledin, hakkı söyledin. Haksın, sâdıksın.(Zira o, Lâ ilahe illallah der, dâva eder. Bütün sağ ve sol, yani mazi ve müstakbel taraflarında saf tutan o nurani zâkirler, aynı kelimeyi tekrar ederek, icma ederek mânen "Sadakte ve bi-l hakkı natakte" derler. Hangi vehmin haddi var ki, böyle hesapsız imzalarla te'yid edilen bir müddeaya parmak karıştırsın. M.) |