Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| VECH: | (Vecih) Yüz, çehre, surat. Tarz, üslub. Her şeyin karşısına gelen ve karşısında olan. Satıh. Ön. Alın. Cephe. Tarih. Suret. Sebeb. Bir şeyin nefsi ve zatı. Semt. Cihet. Münasebet. |
| VECH-İ ÂHAR: | Başka sebeple. |
| VECH-İ DİKKAT: | Dikkat ve ferasetle. |
| VECH-İ MÂ: | Bir sebepten dolayı. |
| VECH-İ MEŞRUH: | Şerh edilen, açıklanan tarzda. |
| VECH-İ ŞEBEH: | Edb: Bir şeyin başka bir şeye neden benzediğini anlatan söz. (Bak: Teşbih) |
| VECH-ÜL ARZ: | Yeryüzü. |
| VECHE: | Yan, taraf. Yüz. |
| VECHEN: | Bir vechiyle. Bir suretle. Bir bakımdan. |
| VECHEN MİN-EL VÜCUH: | Hiçbir suretle. |
| VECHEYN: | İki taraf, iki yan, iki yüz. |
| VECHÎ: | (Vechiye) Yüz ile ilgili. |
| İçerisinde 'VECH' geçenler | |
| ALA VECH-İ ÎCAZ: | İcâz yolu ile. |
| BER-VECH: | f. Olduğu gibi, aynen. |
| BER-VECH-İ ATİ: | f. Gelecek tarz üzere. Aşağıdaki gibi. |
| BER-VECH-İ BÂLÂ: | Yukarıda olduğu gibi. |
| BER-VECH-İ İŞTİRÂK: | Ortaklıkla, iştirak ederek. |
| BER-VECH-İ MAKTU': | Muayyen bir bedel karşılığı olarak. |
| BER-VECH-İ MÛTAD: | f. Adet olduğu gibi. |
| BER-VECH-İ YESİR: | Kolaylıkla, kolayca. |
| BER-VECH-İ ZİR: | f. Aşağıdaki gibi. Gelecekte görüleceği üzere. |
| EZHER-ÜL VECH: | Yüzü nurlu olan. |
| İNŞİNAC-I VECH: | Yüz buruşması. |
| KABİH-ÜL VECH: | Çirkin yüzlü. Suratı, siması güzel olmayan. |
| KERREMALLAHU-VECHEHU: | Allah vechini mükerrem kılsın, meâlinde dua olup Hz. Ali (R.A.) hiç putlara secde ve ibadet etmediği ve çocukluktan beri Allah'a secde ettiğinden, onun ismi anıldığında hürmeten söylenir. (Bak: Aliyy-ül Murtaza) |
| Lİ-VECHİLLAH: | Allah için. Allah nâmına, Allah aşkına.(Allah için işleyiniz, Allah için görüşünüz, Allah için çalışınız, Lillâh, Livechillâh, Lieclillâh rızâsı dâiresinde hareket ediniz, o zaman sizin ömrünüzün dakikaları, seneler hükmüne geçer. L.) |
| MİN-VECHİN: | Bir bakımdan, bir cihetten. |
| VECH-İ ÂHAR: | Başka sebeple. |
| VECH-İ DİKKAT: | Dikkat ve ferasetle. |
| VECH-İ MÂ: | Bir sebepten dolayı. |
| VECH-İ MEŞRUH: | Şerh edilen, açıklanan tarzda. |
| VECH-İ ŞEBEH: | Edb: Bir şeyin başka bir şeye neden benzediğini anlatan söz. (Bak: Teşbih) |
| VECH-ÜL ARZ: | Yeryüzü. |
| VECHE: | Yan, taraf. Yüz. |
| VECHEN: | Bir vechiyle. Bir suretle. Bir bakımdan. |
| VECHEN MİN-EL VÜCUH: | Hiçbir suretle. |
| VECHEYN: | İki taraf, iki yan, iki yüz. |
| VECHÎ: | (Vechiye) Yüz ile ilgili. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| VECH-İ ÂHAR : | Başka sebeple. |
| VECA' : | Sızı, ağrı, acı. Ağrıyıp acımak. |
| VE Bİ-L HAKKI NATAKTE : | Hak ile söyledin, hakkı söyledin. Haksın, sâdıksın.(Zira o, Lâ ilahe illallah der, dâva eder. Bütün sağ ve sol, yani mazi ve müstakbel taraflarında saf tutan o nurani zâkirler, aynı kelimeyi tekrar ederek, icma ederek mânen "Sadakte ve bi-l hakkı natakte" derler. Hangi vehmin haddi var ki, böyle hesapsız imzalarla te'yid edilen bir müddeaya parmak karıştırsın. M.) |