Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| VECH-İ MÂ: | Bir sebepten dolayı. |
| İçerisinde 'VECH-İ MÂ' geçenler | |
| BER-VECH-İ MAKTU': | Muayyen bir bedel karşılığı olarak. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| VECH-İ MEŞRUH : | Şerh edilen, açıklanan tarzda. |
| VECH-İ ÂHAR : | Başka sebeple. |
| VECH : | (Vecih) Yüz, çehre, surat. * Tarz, üslub. * Her şeyin karşısına gelen ve karşısında olan. Satıh. Ön. Alın. Cephe. * Tarih. * Suret. * Sebeb. * Bir şeyin nefsi ve zatı. * Semt. Cihet. * Münasebet. |
| VECA' : | Sızı, ağrı, acı. Ağrıyıp acımak. |
| VE Bİ-L HAKKI NATAKTE : | Hak ile söyledin, hakkı söyledin. Haksın, sâdıksın.(Zira o, Lâ ilahe illallah der, dâva eder. Bütün sağ ve sol, yani mazi ve müstakbel taraflarında saf tutan o nurani zâkirler, aynı kelimeyi tekrar ederek, icma ederek mânen "Sadakte ve bi-l hakkı natakte" derler. Hangi vehmin haddi var ki, böyle hesapsız imzalarla te'yid edilen bir müddeaya parmak karıştırsın. M.) |