Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| VELEHZEDE: | f. Sevgilinin hışmına uğrayıp kahır çeken âşık. |
| İçerisinde 'VELEHZEDE' geçenler | |
| İçerisinde 'VELEHZEDE' geçen ifade bulamadık | |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| VELEHZA : | Şaşırmış. |
| VELEH : | f. Kahr, gazab, şiddet, hışım. |
| VELEC : | Kumlu yerde olan yol. |
| VEL' : | Yalan. * Haps. |
| VE Bİ-L HAKKI NATAKTE : | Hak ile söyledin, hakkı söyledin. Haksın, sâdıksın.(Zira o, Lâ ilahe illallah der, dâva eder. Bütün sağ ve sol, yani mazi ve müstakbel taraflarında saf tutan o nurani zâkirler, aynı kelimeyi tekrar ederek, icma ederek mânen "Sadakte ve bi-l hakkı natakte" derler. Hangi vehmin haddi var ki, böyle hesapsız imzalarla te'yid edilen bir müddeaya parmak karıştırsın. M.) |