Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
VER: f. "Sahib, mâlik; anlamlarına gelir ve birleşik kelimeler yapılır. Meselâ: Dâniş-ver $ : Âlim. Suhan-ver $ : Edip, şâir.
VERA: Halk. Mahluk. Arzı örten mahlukat. Yaratılmış olanlar.
VER'A: Korkaklık, havf.
VERA: Öte. Başka taraf. Arka, geri.
Torun.
VERA-İ CEBEL: Dağın arkası.
VERA-İ PERDE: Perde arkası.
VERA': Takvânın ileri derecesi. Bilmediği ve şüphe ettiğini öğrenip iyiye ve doğruya göre hareket edip bütün günahlardan çekinme hâleti.
VERAK: Bitkilerle yer yüzünün yeşil olması.
VERAKÎ: (Verka. C.) Güvercinler.
VERASET: Miras sahibi olma. Ölen bir kimsenin mallarının Allah'ın (C.C.) emrine göre, şeriatça mirasçılara geçmesi.
İrsiyet. Varislik, mirasçılık. Mirasta hak sahibi olma.
VERASET-İ IRKIYE: Doğan yavrunun ecdadına benzemesi.
VERB: Fetret, fesad.
Yabani hayvan ini.
VERD: (Vürd - Vird) Gül.
VERDANE: Toplu oklava.
Koca başlı kertenkele.
VERDE: (Vürde) Renkli olmak.
VERDENE: f. Oklava, börekçi merdânesi.
Dolap oku.
VEREK: (C.: Evrâk) Kalça kemiği.
VEREL: (C: Vürelân - Evrâl) Kelere benzer bir canavardır. Kuyruğu keler kuyruğundan uzun olur.
VEREM: (C.: Evrâm) şiş, yumru.
şişme.
VERENTEL: şiddet, mihnet.
VERESE: Mirasçılar. Miras alanlar.
VERF: Genişlik.
VERH: Hamurun kendini koyuverip sülpülmesi.
VERH: Hamâkat, ahmaklık, bilmezlik.
Ucuz et.
VERHA: Akılsız ahmak kadın.
VERIK: Çok eskiden kullanılan gümüş para. Kıymetli para.
VERİ': Haramdan kaçınan kişi.
VERİA: At ismi.
VERİD: Siyah kan damarı. Toplar damar. Boyun damarı.
Kırmızı gül. (Bak: Evride)
VERİHA: Çok sıvı hamur.
VERİK: Sikkesiz gümüş.
Gümüş.
VERÎK: Gür sakallı adam.
Sık yapraklı ağaç.
VERÎSE: Veris otuyla boyanmış nesne.
VERÎŞ: Yürümek ve seğirtmek istediği hâlde sahibi engel olan davar.
VERKA': (C.: Verâki') Yabâni güvercin.
Açık boz renk.
VERRAK: Kâğıtçı.
VERS: Yemende yetişen güzel kokulu sarı bir ot.
VERŞ: Yürek ağrısı.
Çok beyaz olan.
VERŞAN: (C: Virşân-Verâşin) Yaban güvercini.
Kumru kuşunun erkeği.
VERTA: (C: Vırât) Çukur yer, varta, uçurum.
Halledilmesi, içinden çıkılması zor olan iş.
VERY: Çakmaktan ateş çıkması.
VERZE: f. Meslek, san'at, iş.
VERZİDE: f. Ekilmiş.
VERZİŞ: f. İşletme. Çalışma.
Çalışmış.
VERZİŞKÂR: f. Çalışkan.
VERZKÂR: f. Rençber, çiftçi, işçi.
VER (-): f. "Sahib, mâlik; anlamlarına gelir ve birleşik kelimeler yapılır. Meselâ: Dâniş-ver Âlim. Suhan-ver Edip, şâir.
İçerisinde 'VER' geçenler
AHVER: Akıllı. * İri gözlü güzel. * Müşteri yıldızı. (Jüpiter) * Beyaz yüzlü, güzel gözlü adam.
AHVERÎ: Yumuşak, beyaz nesne.
AİLE-PERVER: f. Evine düşkün, ailesine düşkün.
AKVERİN (AKVERİYAT): Büyük belâlar, musibetler, âfetler.
ALAVERE: Vapurlara kömür vermek için bordaya kurulan kademeli iskele. * Tulumbanın basıp emme suretiyle işlemesi. * Herc ü merc. Karışıklık, kargaşalık. * Bir şeyin elden ele verilerek veya atılarak aktarılması.
ÂRİF-İ MÜNEVVER: Nurlanmış ve mesleğinin mütehassısı olmuş ve aklı ile beraber kalbi de nurlanmış âlim. Arif-i Billâh.
ASÂYİŞ-PERVER: f. Asâyiş taraftarı. Sükûnet, rahat ve huzur isteyen.
ASÂYİŞ-PERVERÂNE: f. Rahat, huzur ve asâyiş taraftarına yakışacak şekilde.
AŞTÎ-PERVER: f. Barış taraflısı, sulh.
AŞTÎ-PERVERANE: f. Barış taraftarına yakışacak şekilde.
ATEŞ-İ ÂB-PERVER: Mc: Hançer, kama, kılınç.
AVER: f. Averden "getirmek" fiilinin emir köküdür, kelime sonuna getirilerek; yapan, eden, olan, veren, götüren gibi manalara sebeb olur.
A'VER: Tek gözlü. Bir gözü kör. Yek-çeşm.(Âhirzamanda gelecek Süfyan adındaki bir zâlimden "Aver" diye rivayetlerde bahsedilmesi, sadece dünyayı görecek bir gözü olduğu ve âhireti görecek imân gözünün olmadığından kinayedir.)
AVERD: f. Harp, muhârebe, savaş, cenk.
AVERD-GÂH: f. Muharebe meydanı, savaş alanı.
AVERDE: f. Getirilmiş nakl olunmuş.
AVERDİDE: f. Saldırılmış, hücum edilmiş.
AZVER: (Bak: Azûr)
BAHT-AVER: f. Talihli, şanslı, bahtlı.
BAR-VER: f. Yemiş veren, meyvedar, verimli, meyve verici. * Mc: Faydalı, faydayı mucib, iyi netice veren. Yararlı.
BAVER: f. Sağlam. Pek doğru. * Tasdik, inanma. Razı olma.
BEHREVER: f. Hisse ve nasibini almış, payını zimmetine geçirmiş.
BENAVER: f. İri, büyük çıban. Kan çıbanı.
BENDEPERVER: f. Köle besleyici, adam besleyici.
BER-AVER: f. Yemiş ağacı.
BERAVERDE: f. İltimas ile korunarak ileri çekilmiş adam. * Seçilmiş, ayrılmış şey. * Yükseğe kaldırılmış.
BEŞARET-ÂVER: Beşaret veren, müjdeci.
BEŞARET-ÂVER: Beşaret veren, müjdeci.
CAN-AVER: Zihayat, canlı, yaşayan. Hayatdar. * Domuz, canavar, hınzır. * Zararlı hayvan.
CANPERVER: f. Kalbi ferahlandıran. Ruha hoş gelen.
CAVERS: Buğdaylar arasında biten bir cins sarı darı.
CEHVERE: Zâhir olmak, görünmek.
CENGAVER: (C.: Cengâverân ) f. Cenkçi. Yiğit olan. Kahraman. İyi harbeden.
CENİVER: f. Sırat köprüsü.
CUMHURİYET-PERVER: f. Cumhuriyetçi, cumhurcu.
CÛŞ-AVER: f. Coşturucu, coşmaya sebep olucu.
CENK-ÂVER: Harpçi, fedakâr.
DÂD-ÂVER: f. Doğru, adaletli.
DÂVER: Cenab-ı Hakk'ın (C.C.) bir ismidir. * Âdil, insaflı ve doğru olan hükümdar, vezir veya hâkim.
DÂVERÂNE: f. Doğruluk ve adaleti seven bir büyüğe yakışacak tarzda. * Hâkim ve vezirle alâkalı olan.
DÂVERÎ: f. Hâkimlik, hükümdarlık. * Mahkeme ve dâvâ. * Kötü ile iyiyi birbirinden ayırt etme. * Kavga, mücadele.
DEHVER: Cem'etmek, toplamak. * Lokmayı büyük yapmak.
DEMAR-ÂVER: f. İntikam alan, müntakim. Helâk eden.
DERYA-NEVERD: f. Denizde dolaşan, denizde gezen.
DEVERAN: Dönüş, dolaşmak. Tedavül. Yerinde durmamak. Devretmek.
DEVERAN-I DEM: Kan dolaşımı, kan deveranı.
DEVERAN-I DÜNYA: Dünyanın dönüp devretmesi.
DIHK-ÂVER: f. Güldüren, güldürücü.
DİL-ÂVER: f. Yiğit. Cesaretli. Yürekli. * Gönül alıcı.
DİL-ÂVERÂN: (Dil-aver. C.) Dilaverler, yürekliler, yiğitler.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
VERA : Halk. Mahluk. Arzı örten mahlukat. Yaratılmış olanlar.
VE Bİ-L HAKKI NATAKTE : Hak ile söyledin, hakkı söyledin. Haksın, sâdıksın.(Zira o, Lâ ilahe illallah der, dâva eder. Bütün sağ ve sol, yani mazi ve müstakbel taraflarında saf tutan o nurani zâkirler, aynı kelimeyi tekrar ederek, icma ederek mânen "Sadakte ve bi-l hakkı natakte" derler. Hangi vehmin haddi var ki, böyle hesapsız imzalarla te'yid edilen bir müddeaya parmak karıştırsın. M.)
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...