Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
VERD: (Vürd - Vird) Gül.
VERDANE: Toplu oklava.
Koca başlı kertenkele.
VERDE: (Vürde) Renkli olmak.
VERDENE: f. Oklava, börekçi merdânesi.
Dolap oku.
İçerisinde 'VERD' geçenler
AVERD: f. Harp, muhârebe, savaş, cenk.
AVERD-GÂH: f. Muharebe meydanı, savaş alanı.
AVERDE: f. Getirilmiş nakl olunmuş.
AVERDİDE: f. Saldırılmış, hücum edilmiş.
BERAVERDE: f. İltimas ile korunarak ileri çekilmiş adam. * Seçilmiş, ayrılmış şey. * Yükseğe kaldırılmış.
DERYA-NEVERD: f. Denizde dolaşan, denizde gezen.
FEYFA-NEVERD: f. Çöl yolcusu. Çöllerde yol alıp ilerliyen.
FEZA-NEVERD: f. Fezâda dolaşan, boşlukta giden.
GİRYE-PERVERD: f. Ağlatıcı, gözyaşı döktüren, ağlamayı getiren.
GÎTÎ-NEVERD: f. Dünyayı gezen, dünyayı dolaşan.
HEM-AVERD: f. Savaşan iki kişiden herbiri.
İBN-İ VERDÂN: Hamam içinde olan kara çekirge.
KÂRPERVERD: f. Becerikli, iş yapan, elinden bir iş gelen.
LACEVERD: Lacivert. * Koyu mavi renkte değerli bir süs taşı.
LACEVERDÎ: f. Lacivert renkte.
LAJVERD: f. Lâciverd.
MA-UL VERD: Gül suyu.
NAVERD: f. Savaş, harb, dövüş, ceng.
NAVERDGÂH: f. Savaş alanı, harb sahası, muharebe meydanı.
NAVERDHÂH: f. Savaş isteyen, muharebe arzulayan.
NAZ-PERVERD: (Nâzperverde) f. Naz içinde büyümüş, nazlı.
NEVERD: f. Dönen, gezen, dolaşan.
NEVERD (-): f. Dönen, gezen, dolaşan.
PENAH-ÂVERDE: f. Sığınmış, iltica etmiş. Mülteci.
PERVERDE: f. Terbiye görmüş, yetiştirilmiş, beslenmiş.
REH-AVERDE: f. Yolcunun getirdiği hediye.
REHNEVERD: f. Yola çıkan. Yolcu.
RUD-AVERD: f. Nehir sularının akarlarken etraftan sürükleyip getirdikleri ağaç, dal gibi şeyler.
SAHRA-NEVERD: f. Çölde dolaşan. Göçebe.
VERDANE: Toplu oklava. * Koca başlı kertenkele.
VERDE: (Vürde) Renkli olmak.
VERDENE: f. Oklava, börekçi merdânesi. * Dolap oku.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
VERDANE : Toplu oklava. * Koca başlı kertenkele.
VER : f. "Sahib, mâlik; anlamlarına gelir ve birleşik kelimeler yapılır. Meselâ: Dâniş-ver $ : Âlim. Suhan-ver $ : Edip, şâir.
VE Bİ-L HAKKI NATAKTE : Hak ile söyledin, hakkı söyledin. Haksın, sâdıksın.(Zira o, Lâ ilahe illallah der, dâva eder. Bütün sağ ve sol, yani mazi ve müstakbel taraflarında saf tutan o nurani zâkirler, aynı kelimeyi tekrar ederek, icma ederek mânen "Sadakte ve bi-l hakkı natakte" derler. Hangi vehmin haddi var ki, böyle hesapsız imzalarla te'yid edilen bir müddeaya parmak karıştırsın. M.)
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...